Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma
Cts
2
May
11:46

Yaklaşık iki yıllık bereberliğimizde size avukat olarak hukuki konularda yardımcı olmaya çalıştık. Gelen sorularınızın bir kısmına cevap vermeye çalışırken şunu farkettik ki sadece hukuki değil piskolojik danışmana da ihtiyacımız var… Alanında isim yapmış Aile ve İlişki Terapisti Tunç Tataker’in de aramıza katılması ile bu konuda eksikliğimizi gidermenin mutluluğunu sizinle paylaşıyoruz.

Tunç Tataker

Tunç TATAKER / Uzman Psikolojik Danışman

Aile-İlişki Terapisti / Cinsel Terapist

KİŞİSEL BİLGİLERİ

Doğum Yeri : Ankara
Doğum Yılı : 1973
Medeni Durumu : Evli ve iki çocuk babası. (CAN ve ELA)
Yaşadığı İl : İZMİR
Hobileri : Yazmak, akustik gitar çalmak, doğa yürüyüşleri, internet ve web programlama
……………………………………………………………. …………..

MESLEKİ BİLGİLERİ

Lisans : Dokuz Eylül Üniversitesi / Psikolojik Danışmanlık (2000)
Yüksek Lisans : D.E.Ü. / Psikolojik Danışmanlık (2003)
Doktora : D.E.Ü. / Psikolojik Danışmanlık
……………………………………………………………. …………..

UZMANLIK ALANLARI

* Aile-İlişki Danışmanlığı
* Bireysel Psikolojik Danışmanlık
* Cinsel Sorunlar (Vajinismus-Erken Boşalma-Cinsel İsteksizlik)
* Ergenlik Dönemi Sorunları
* Kişisel Gelişim
* Stresle Başa Çıkma
* Depresyon
……………………………………………………………. …………..

ALDIĞI EĞİTİMLER (Bazıları)

* İnsan İlişkileri (Prof. Dr. Gülnur BEYAZID)
* Klinik Psikoloji (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Davranış Bozuklukları (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Psikolojik Testler (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Klinik Psikoloji Uygulamaları (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Psychological Tests and Their Application (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Psikolojik Danışma İlkeleri (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Theories of Counseling (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Family Theraphy (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Endüstri Psikolojisi (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Abnormal Behaviour (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Rehabilitation Counseling (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Alkol ve Madde Bağımlılığı (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Çocuk ve Ergenlerde Travma Sonrası Danışmanlığı (Doç. Dr. Şüheda ÖZBEN)
* Akıl Sağlığı Ölçütleri (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Advanced Individual and Group Counseling (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Kişilikte Psikodinamik (Prof. Dr. Gülnur BEYAZID)
* Psychotherapeutic Approaches (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Klinik Psikolojide Tanı Koyma Ölçütleri (Prof. Dr. Rengin AKBOY)
* Kriz Danışmanlığı (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
* Kariyer Danışmanlığı (Prof. Dr. Ferda AYSAN)
……………………………………………………………. …………..

ÇALIŞTIĞI KURUMLAR

* The English Academy Youth Camps (2000-2003 / Camp Counselor)
* Özel Küçük Dünyalar Anaokulu (2001-2002 / Sorumlu Müdür)
* Özel İzmir Türk Koleji (2002-2003 / Psikolojik Danışman)
* M.E.B. İzmir Rehberlik ve Araştırma Merkezi (2003-2004 / Psikolojik Danışman)
* M.E.V. Özel İzmir Bilge Ata Okulları (2004-2006 / Psikolojik Danışman + İlköğretim Müdür Vekili)
* TATAKER Psikolojik Danışmanlık Merkezi (2006 – Kurucu)
……………………………………………………………. …………..

KATILDIĞI TV PROGRAMLARI

* 06 Mart 2004 / EGE TV / DUALİTE
* 10 Şubat 2005 / SKY TV / GÜNE MERHABA
* 09 Eylül 2005 / EGE TV / HAYATIN İÇİNDEN
* 23 Eylül 2005 / İZMİR TV / GÜZELLİK OLSUN
* 05 Ocak 2006 / İZMİR TV / GÜZELLİK OLSUN
* 30 Ocak 2006 / EGE TV / KADIN VE YAŞAM
* 06 Mart 2006 / SKY TV / HANIMELİ
* 24 Mart 2006 / SKY TV / HABER AKTİF
* 16 Haziran 2006 / SKY TV / HABER AKTİF
* 20 Eylül 2006 / FLASH TV / KADININ SESİ
* 21 Eylül 2006 / FLASH TV / KADININ SESİ
* 06 Ekim 2006 / FLASH TV / KADININ SESİ
* 05 Mart 2007 / İZMİR TV / SAĞLIKLI GÜNLER
* 20 Mayıs 2007 / İZMİR TV / PAZAR SOHBETİ
* 10 Eylül 2008 / SKY TV / HANIMELİ
* 12 Şubat 2009 / TV35 / FESLEĞEN

Web Sitesi: www.tataker.com

Adres 1:
Tataker Psikolojik Danışmanlık
Plevne Bulvarı No:14 D.11 Alsancak
İzmir
(Alsancak Burger King Binasının 6. Katındayız)

Telefon 1 :
(232) 421 05 44
(Randevu ve Bilgi Hattı)

Telefon 2 :
(533) 516 11 70
(Tunç TATAKER’e direkt ulaşım numarası)

Sal
7
Nis
13:35

BOŞANMA DÜŞÜNCESİ İÇİNDEYSENİZ
Boşanma, çocuğun gelişiminde en önemli faktör olan aileye son veren ve özellikle
çocuklar üzerinde yaşam boyu etkilerini duyurabilecek bir olaydır.
Boşanma eşler için mutsuz bir evlilikten çıkış olsa da ailenin yıkımı demektir.
Ayrılmanın mutlak gerekli olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar bitmez.
Boşanma eşleri ekonomik yönden sarsar, ruhsal yönden örseler,toplumdaki durumlarını
etkiler. Bu nedenle, boşanma, evlilik öncesi özgürlüğe tam bir dönüş veya kurtuluş
sayılamaz.
Çoğu evlilik gürültülü ve çekişmeli bir dönemden sonra, acı veren bir kopuşla
biter. Her boşanmanın sonu rahatlama ve kurtuluş değildir. Eşler eziklik ve tedirginlik
içindedir. Her iki eşte kendini boşanmadan dolayı belli ölçüde sorumlu tutar ve suçluluk
duyar. Bazı eşler ise karşısındakini suçlar. Kendi suçunu önemsiz görüp, eşininkini
abartabilir. Bazı eşler ise “evliliği yürütebilir miydik” diye düşünebilirler.
Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;
Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin
ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla
ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci
durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler,
durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise
çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.
BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı
kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;
1. Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları
evliliğime atfetmiyorum,
2. Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,
3. Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,
4. Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,
5. Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,
6. Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm
var,
7. Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),
8. Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem
eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.
Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak
sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az
etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;
1. Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne
gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek
gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni
bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı
değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her
değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden
uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden
hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda
yaşamaya devam etmelidir.
2. Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir
toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır.
Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur,
çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık
beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha
az çiğnenir.
3. Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya
başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk
ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de
sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karıkoca
olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber
tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona
zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının
çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık
biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak
zorunda hissetmeyin !!!).
4. Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu
unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler.
Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya
çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek
gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok
yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her
durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin
tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu,
neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.
5. Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde
taraf ve tanık tutulmamalıdır.
6. Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi
kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan
alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin
vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız,
sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.
7. Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya
gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir
şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.
8. Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden,
boşanma sebebinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın
arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.
9. Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak
gerekir. Boşanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu
boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.
10. Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan
haberdar edilmemelidir.
Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes
için iki uyarı :LÜTFEN,
A. Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını
tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.
B. Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler
sarfetmeyin;
Anne-babalar için son uyarı :
Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun
boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmesini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da,
çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama
çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan
aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı
farklı olabilir.
Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın
kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar.
Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan
yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir
başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine
hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak
bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan
veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel
yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar
veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.
Sevgilerimle
Psk.Gönül Firdes TELATAR

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi

Esas: 2006/3442

Karar: 2006/9603

Karar Tarihi: 15.06.2006

(4721 S. K. m. 4, 174) (818 S. K. m. 42, 43, 44, 49) (1086 S. K. m. 381, 388)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen hüküm kusur, nafaka, tazminat, faiz, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1- Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı koca daha ağır kusurludur. Tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.

2- Dosyadaki belge ve bilgilere göre kadının G. Ajansta çalıştığı ileri sürülmüştür. Davacının gelirinin zabıta marifetiyle araştırılıp bu gelirin kendisine yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı tartışılmadan eksik inceleme ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

3- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazladır. Türk Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK. md. 174/1) takdiri gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

4- Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldın teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. m. 4 BK. m. 42. 43. 44. 49) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

5- Müşterek çocuklar ile davalı baba arasında Şubat tatilinin tamamının baba yanında geçirecek şekilde şahsi ilişki düzenlenmesi isabetsizdir.

6- Soyadı kullanılmasına izin ve faiz konusunda kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da usul ve yasaya aykırıdır. (HUMK. m. 381,388 İç. BK. 10.4.1992 tarih ve 7/4)

Sonuç: Temyiz olunan hükmün 2. 3. 4. 5 ve 6. bentlerde yazılı nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.06.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Karşı Oy

Kısa karar ile gerekçeli karar arasında evlilik soyadının kullanılması ve tazminata faiz istemi konusunda çelişki yaratıldığına ilişkin değerli çoğunluk ile aramızda <görüş birliği> vardır.

Çekişme nedir;

Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar <çelişkisine rağmen> işin esasının <diğer yönlerden> incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum.

<…Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 381/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.>

Dikkat edilecek olursa Dairemin <formüle edilmiş> ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık <diğer yönler incelenmeden> ve <tek başına> bozma sebebi olur.

Kaldı ki kısa kararla gerekçeli kararın <çelişik> olması <mutlak bir bozma sebebi> sayılır. (10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara <uygun olması> görüşü konusunda <oybirliği> vardır. 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme <önceki kısa kararla bağlı olmaksızın> çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdani kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hakim çelişkiyi gidererek davayı <görev yönünden> ya da <hak düşürücü süreden> bile reddedebilir. (10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi)

“Kısa karar ile gerekçeli kararda hükmün herhangi bir bölümü ile ilgili olarak çelişki yaratılması sonucu bozulması, hüküm maddelerinin <tümünü> ortadan kaldırır. Yeniden verilecek kararda, tüm istekler hakkında yeniden ayrı ayrı karar verilmesini gerektirir. Açıklanan yasal nedenlerle yok hükmünde olan önceki kararda temyiz edilmeyen bölümlerinin kesinleştiğine ilişkin görüş anılan inançları birleştirme kararına aykırıdır. < (Y2HD, 28.4.1999, 1986-4284 Ömer Uğur Gençcan Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi Ankara 2000 II. Cilt, Ankara 2000. Kısaltma GENÇCAN. Boşanma, s. 1509)

Çelişik kararın gerek <tamamının> gerekse <bir bölümünün> temyiz incelenmesine konu yapılması bu sebeple olanaksızdır. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek <yeniden karar> oluşturmaktan ibarettir.

Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Çok önemli bir içtihat olduğu kanısındayım.Lütfen dikkatli okuyalım.

Bölgelere Göre Boşanma

2004 yılı Türkiye Boşanma Oranları

Yıllara Göre Boşanma Oranı

Avrupa ülkeleri Boşanma Oranları

Pts
2
Haz
09:52

Değerli ziyaretçimiz;
* Sitemizdeki bilgiler, Boşanma Hukuku konusunda bilgilenmenizi, amaçlayan genel bilgilerdir; hukukî müşavirlik niteliğinde değildir.
* Her hukuki ihtilaf, genellikle, kendine özgü özellikler gösterir; bu sebeple, sitemizde yer alan bilgiler, probleminize uygun olmayabilir; burada yer alan bilgilere dayanarak ne yapacağınıza karar vermeniz, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu durumdan www.bosanma.org sorumlu değildir.
* Boşanma ciddi bir iştir; Boşanma prosedür süreçleri uzun ve karmaşıktır; kesinlikle uzmanlık gerektirir. Bir avukattan yardım almadan, hukuki süreç yürütmeye çalışmamanızı tavsiye ediyoruz. Hukuki süreç başlatacaksanız, haklarınızın zarar görmemesi için, mutlaka bir avukattan yardım alın. Sitemiz, davanızı kendiniz yürütmeye çalışmamanızı ısrarla tavsiye eder….

SORU:size Ankaradan yazıyorum …… tarihinde eşimden ayrıldım 1 ay geçmesine rağmen gerekçeli karar elime gelmedi.1 ay sonra Adliyeye gittim ve bana harç yatırmamı ve posta pulu almamı söylediler.Bunları yaptım karar postayla bana dün geldi.Ama benim için önemli olan bu kararin bağlı bulunduğum nufüs dairesine gitmesi çünkü yeniden nikah yapmak istiyorum ama bir türlü bekar olamadım.Sizce ne kadar daha bekleyecem ne yapmam gerekiyor.
Yardımınız için şimdiden teşekkür ederim.
İyi çalışmalar…

CEVAP:BOŞANMA KARARINIZIN KESİNLEŞMESİ GEREKİYOR,BUNUN İÇİN HER İKİ TARAFA TEBLİGAT YAPILMASI VE TEMYİZ SÜRESİNİN GEÇMESİ GEREKİYOR.KARAR KESİNLEŞTİKTEN SONRA NUFÜS DAİRESİNE BİLDİRİLİYOR.
soru:MERHABA BENİMDE SİZE BİR SORUM OLUCAK.AYDINLATIRSANIZ SEVİNİRİM.EŞİM
TARAFINDAN ALDATILDIM.BUNA BAĞLI OLARAK ARAMIZDAKİ SAYGI BİTTİ.SIK SIK
KAVGALAR BAŞLADI.DEVAMLI HAKARET VE BİRKEREYE MAHSUS ŞİDDET GÖRDÜM.
9 YAŞINDA BİR KIZIM VAR. ZAMAN ZAMAN BOŞANMAYI DÜŞÜNÜYORUM.BOŞANMA
GERCEKLEŞİRSE ÇOCUK KİME VERİLİR NASIL ALABİLİRİM.ÇÜNKÜ ONDA
BIRAKMAK İSTEMİYORUM DAVRANIŞLARINDA DENGESİZLİK VAR.ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR
EDERİM.

cevap:çocuk sizde kalır. İddialarınızı ispatlarsanız çocuk ve kendiniz için yüksek nafaka tazminat alabilirsiniz

biz 8 yıllık evlıyız esım bosanmak ıstıyor1 ve 7 yasında ıkı
cocugumuz var bu cocukların velayetını alabılırmıyım cunku esım gece
nobete kalabılıyor vestandart olarak onlara ıyı bır gelecek
hazırlayamayabılır bu velayeı alabılırmıyım..

Çocukların yaşı dikkate alındığında velayeti almanız mümkün görülmüyor.İyi bir gelecek hazırlama iddiası ve gece nöbeti de yeterli gerekçe olarak kabul edileceğini sanmıyorum.Bir olasılık şu olabilir.Eşinizin gece nöbetlerinin çocuklar üzerinde olumsuz psikolojik etkiye neden olduğunu ispatlarsanız belki….Lütfen bu konuda bir meslektaşıma danışın

——————————————————————————

Eşim sürekli aldatıyor ve yakalıyorum.Kendide itiraf ediyor.İki kızım var
9 ve 7 yaşlarında,kızlarımı göstermemekle tehdit ediyor ve ekonomik
özgürlüğüm yok ne yapabilirim.Yardımcı olursanız sevinirim
teşekkurler..

çok şey yapabilirsiniz…..
tazminat ve nafaka çocuklar için ayrı ayrı yine sizin için de ayrı…Ekonomik özgürlük sizin elinizde ister tazminat ve nafaklar yaşarsınız isterseniz bir iş bulup çalışabilirsiniz.Lütfen bir meslektaşımdan yardım alın

————————————————————————————

18 aylık evli bir erkeğim henüz 9aylık bir bebeğim var eşim erzurumlu
askerlik sırasında tanışıp kaçarak evlendik ama kaynanam öyle bir insanki
aile işlerime çok müdahelede bulunuyor eşime takmış olduğum takıların
bile kendisinde durmasını söylüyor sebep olarak diğer çoçukların
takılarının onda olduğunu söylüyor bundan dolayı kayınpederimi gönderip
eşimi götürdüler eşim annesinin korkusundan dolayı hiçbişey
yapamıyorbense bitkin durumdayım çoçuğumu çok düşkünüm aldılar
götürdüler içim kanıyor yaşamak bile istemiyorum evladımsız kararlyım
boşanmak istiyorum ama evladımı almak istiyorum allah rızası için yardım
edin alabilirmiyim çoçuğumu mahkeme velayetini onlara verir diye korkumdan
davada açamıyorum.

cvp:

Öncellikle geçmiş olsun,aslında korktuğunuz gibi büyük bir sorununuz yok,sorun ne kaynana mı? Herkes de var..Sorun altınlar mı?Bozdurun harcayın bi araba vs. birşey alın,yada bozdurup atın çocuğun hesabına banka ile görüşürseniz size yardımcı olurlar,fon bono vs…gibi

Şimdi gelelim hukuki anlamdaki sorunuzun boyutuna gerçekten çocouğunuzu seviyorsanız 9 aylık çocuğun sizden çok annesine ihtiyaç  duyacağını kabullenmelisiniz. Baba sevgisi tabi ki büyük bir erdem buna çocuğunuzun da ihiyacı var belki ama Annelik olayı bu yaştaki çocuk için çok daha önemli…velayeti talep etme sizin hakkınız ama sıradışı bir kaç istisna dışında bu yaşta çocuk annede kalır.Velayeti anneye verilse bile mahkemenin belirlediği sınırlar içersinde görme hakkınız olduğunu da belirtelim.

Yaşam sevincinize gelince psikolog değilim,isterseniz bir psikoloğa danışın.
Kısaca benim tavsiyem  çocuğunuz her sabah kalktığında babasının intihar eden bir insan olduğunu düşünmesi yerine,mücadeleci yaşama sevinci dolu, her şartta kendisini düşündüğünü ve sevdiğini bilen bir babası ile uyanması arasındaki farkı düşünürek, yaşama sarılın…

yaklaşık 1 ay önce eşime anlaşmalı olarak boşanma davası açtım
aramızda protokolde imzaladıktan sonra almam gereken eşyalarımı eşimin
rızasıyla aldım.Fakat daha sonra eşim anlaşmayı kabul etmediğini ve
mahkemeye gelmeyeceğini gelse bile boşanmak istemediğini söyleyeceğini
söyledi.Bu durumda mahkeme ne kadar sürer
Ben eşyalarımı aldım eşim bana benim eşyalararı alırken kendisinin
paralarını alıp gittiğimi söyleyeceğini(tabiki böyle bişey yok
iftira)beni süründüreceğini söyledi bunu yapabilir veya böyle ispatı
olmayan bi şeyi kanıtlayabilirmi.Benim ne yapmam gerekiyor.

Anlaşmalı boşanma süreciniz son ermiş,bundan sonra davanızı çekişmeli olarak devam edeceksiniz…İspatı olmayan bir konu mahkemede geçerli olmaz sizde beni evden attı gibi iddialarda bulunsanız dahi ispatı önemlidir.

Çar
30
Nis
14:29

Kadına yönelik şiddet konusunda devletin sunduğu hizmetler ve kadına ilişkin politikalar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü tarafından planlanır. Avrupa Birliği standartlarına göre her 7500 kadın için bir sığınma evinin kurulması gerekekirken, Türkiye’deki sığınma evlerinin sayısı dokuzdur. Ancak var olanların çoğu da son derece güç koşullara altında çalışmaktadır ve ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Belediyeler tarafından açılan çoğu sığınma evi ise zaman içinde kapatılmıştırBaşvurulabilecek Yerler:

İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi
0212 292 77 39
İstanbul Üniversitesi Çapa Erişkin Psikiyatri
0212 414 24 10
İstanbul Üniversitesi Çapa Çocuk Psikiyatri
0212 414 20 00- dahili 1390
SHÇEK İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
0212 511 42 75(5)
SHÇEK İstanbul Gazi Mahallesi Toplum Merkezi
0212 650 33 21
SHÇEK İstanbul Bağcılar-Evren Toplum Merkezi
0212 489 09 41
SHÇEK İstanbul Kocamustafapaşa Toplum Merkezi
0212 632 00 17
SHÇEK İstanbul Sultanbeyli Toplum Merkezi
0216 496 45 99
SHÇEK İstanbul Yakacık Toplum Merkezi
0216 309 91 25
SHÇEK İstanbul Mustafa Kemal Toplum Merkezi
0216 472 72 99
SHÇEK İstanbul Zeytinburnu Toplum Merkezi
0212 416 25 53

SHÇEK
Ankara 0 312 418 66 62
Antalya 0 242 243 44 75
Bursa 0 223 223 19 26
Denizli 0 258 241 34 58
Eskişehir 0 222 217 46 05
İzmir 0 232 446 33 52
Kocaeli 0 262 322 17 91
Samsun 0 362 433 06 15

Küçükçekmece Belediyesi Kadın Konukevi
0212 411 06 00-41
Kadıköy Belediyesi Kadın Konukevi
0216 414 38 61-62
Aliağa Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi
0232 616 19 80
Ankara Kadın Dayanışma Vakfı
0312 430 40 05-06
İzmir Bornova Belediyesi Kadın Danışma Merkezi
0232 461 47 94
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
0312 419 29 64
Diyarbakır KA-MER
0412 228 10 53

Özellikle çocuklara yönelik şiddet ve istismarla ilgili başvurulabilecek bazı kuruluşlar ise şunlardır:

Sosyal Hizmet İl Müdürlükleri
Emniyet Müdürlükleri Küçükleri Koruma Şubesi
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu
Çocuk Mahkemeleri Cumhuriyet Savcılığı

Bunun yanı sıra Türk Kadınlar Birliği, Türk Anneler Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı, AÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı, Roteryenler, Lions ve Soroptimistlerin kadın komisyonları ve çeşitli dernekler özellikle son yıllarda kadına yönelik şiddetle ilgili toplantı, eğitim grupları ve konferanslar düzenlemektedir.

Ankara Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Yüzüncü Üniversitesi’nde Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezleri bulunmaktadır.

Aile İçi Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri Aile içinde kadına yönelik şiddetle çocuklara yönelik şiddet arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Yani bir evde aile içi şiddet varsa, o evde yüksek ihtimalle çocuklar da şiddet görmektedir. Örneğin, Amerika’da yapılmış olan bir araştırma eşlerine şiddet uygulayan erkeklerin yüzde 50’sinin aynı zamanda çocuklarına da şiddet uyguladığını ortaya koymaktadır.

Çocuklar aile içindeki şiddetten doğrudan, fiziksel olarak yaralanarak etkilenir. Şiddet uygulayan kişi, çocuğun annesine duygusal olarak zarar vermek ve istediklerini yapmaya zorlamak amacıyla, çocuğa bilerek ve isteyerek fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet uygulayabilir. Bunun yanı sıra, şiddet uygulayan, çocuğun annesine saldırırken çocuğa da kazara ya da bilerek zarar verebilir. Ayrıca, yaşça küçük çocuklar anne kucağındayken, anne saldırıya uğradığında, saldırıdan zarar görebilir. İleriki yaşlardaki çocuklar ise, anne-baba arasındaki şiddete müdahale etmek isterken zarar görebilir.

Çocuklar aile içindeki şiddetten, şiddete tanık olarak etkilenir. Pek çok anne şiddeti çocuğundan gizleyebildiğini düşünse de, çocukların yüzde 80-90 gibi çok büyük bir kısmı bu durumun farkındadır. Çocuklar şiddet anını görmeseler de bağrışmaları duyarlar, şiddetin benden üzerindeki izlerini yani yaraları, morlukları, kırılmış kemikleri görürler.

Şiddet ortamında büyüyen bebekler, kendilerine bakan kişilere, yani annelerine kardeşlerine duygusal olarak bağlanmakta zorluk yaşayabilirler. Bebeğin büyümesinde hayati öneme sahip olan bu bağlanma gerçekleşmediği bazı ileri durumlarda çocuğun gelişimi tamamen durabilir. Okul öncesi çocuklarda gelişim süreci tersine işleyebilir, çocuklar kabus görebilir ya da uyuma güçlüğü çekebilirler. Okul çağındaki çocuklar ise depresyon, kaygı, korku gibi farklı psikolojik problemler yaşayabilirler, akranlarına karşı şiddet gibi sorunlu davranışlar gösterebilirler. Şiddet görerek büyüyen çocuklar, ileriki yaşamlarında problemli ilişkiler yaşama riskiyle karşı karşıyadır. Onların gelecekte kuracakları ilişkilerde şiddetin ve istismarın yaşanma olasılığı, akranlarına oranla daha fazladır.

Ancak aile içindeki şiddetin yoğunluğuna ve duruma erken müdahale edilmesine bağlı olarak bazı çocuklar da şiddetle sağlıklı bir şekilde baş etme yollarını bulmakta ve sağlıklı bireyler olarak yaşamlarına devam etmektedirler.

Çocukların şiddete tanık olduğu ya da maruz kaldığı ailelerde duruma erken müdahale edilmesi çok önemli bir noktadır. Erken müdahale, şiddetin çocuğun yaşamında yarattığı olumsuz izlerin silinmesini sağlar.

Şiddet görüyorsanız, hemen almanız gereken önlemler:

Birinci adım: Aşağıdaki planın size uygun olup olmadığını inceleyin.

1. Eğer evden ayrılmaya karar verirsem gidebileceğim yerler şunlardır: ___________.

2. Eğer evden hızlı bir şekilde ayrılmam gerekirse, hazırda bir çanta bekletebilir ve onu gizleyebilirim: ______________.

3. Şiddetten ___________ a bahsedebilirim ve şiddet başlayacak olursa polisi aramalarını sağlayabilirim.

4. Çocuklarımın, arkadaşlarımın veya ailemin yardım çağırması için onlarla aramda bu parolayı kullanabilirim: _____________.

5. Tartışma başladığında daha güvenli olan şu odaya gidebilirim: ____________.

İkinci adım: Evden ayrılıyorsanız, mutlaka yapmanız gerekenler

1. Para, önemli belge, fazla giysi ve anahtarlardan bir grubu bir kenara ayıracağım.

2. Daha rahat olabilmek için ______________ tarihinde ayrı bir hesap açtıracağım.

3. Daha rahat olabilmek için yapabileceğim diğer şeyler şunlardır: ______________.

4. Gerekli telefonlar: _____________.

5. Telefon görüşmeleri için bir telefon kartı, ya da bozuk para bulunduracağım. Faturalı cep telefonundan arama yapmayacağım, çünkü bir sonraki ay gelen faturada aradığım numaralar görülecektir. Sığınaklarla ilgili gizlilik kurallarına dikkat etmem gerekir.

6. En güvenli yolu planlamak için güvenlik planımı _______ ayda bir gözden geçireceğim.

7. Geçici süre için yanında kalabileceğim kişiler: ________________________

Borç para alabileceğim kişiler: _________________________

8. Çocuklarımla birlikte kaçış planının provasını yapacağım.

9. Yanıma almam gereken eşyalar

  • Kimlik
  • Ehliyet
  • Çocukların doğum belgeleri
  • Para
  • Bağ-kur/SSK ve/veya Sosyal güvenlik kartları
  • Banka cüzdanları
  • Yeşil Kart
  • Pasaport
  • Sigorta belgeleri/poliçeleri
  • Ev ve araba anahtarları
  • İlaçlar
  • Adres defteri
  • Kira kontratı ve evle ilgili diğer belgeler
  • Aile üyelerinin sağlık kayıtları
  • Çocukların sevdiği oyuncakları
  • Küçük satılabilir eşyalar.
  • Resimler
  • Şiddet kanıtları (Fotoğraf, günlük, mektup, vs.)
  • Sizin için önemli olan diğer eşyalar

Üçüncü Adım: 4320 sayılı yasa doğrultusunda evden uzaklaştırma kararı aldırdım.

  • Evde aşağıdaki önlemleri alabilirim:

                  . Yeni kapı ve pencere kilitleri taktırabilirim.

                  . Alt katta oturuyorsam, kaçabileceğim bir merdiven bulundurabilirim.

                  . Yangın söndürücü alabilirim.

                  . Biri evime yaklaştığında yanacak dış cephe aydınlatma sistemi kurabilirim.

                  . Pencere demiri, elektronik sensör gibi güvenlik sistemleri kurabilirim.  

  • 4320 belgesinin, yani koruma emrinin bir kopyasını düzenli olarak yaşadığım bölgenin polis karakoluna vereceğim.
  • Bu belgeyi evde ___________________ saklayacağım.
  • 4320 sayılı yasa/koruma emri kararı ile ilgili başka sorularım için Mor Çatı’yı arayabilirim.  
  • Eğer kocam Koruma emrini ihlal ederse

                  . Polisi arayıp bunu rapor edeceğim  

                  . Avukatımı ve/veya Karakolu/mahkemeyi arayıp şiddeti bildireceğim.

  • Eğer polis yardım etmezse yerel şiddet organizasyonunu veya avukatımı arayarak polis karakolu hakkında şikayette bulunacağım.
  • İşverenime, arkadaşlarıma, aileme ve diğer ilgili kişilere  koruma emrim olduğunu söyleyeceğim.
  • Eğer koruma emrim tahrip olur kaybolursa, savcılığa gidip başka bir kopyasını alabileceğimi biliyorum.

Dördüncü adım: Çocuklarımın güvenliğini nasıl sağlarım?

. Çocuklarıma beni ve seçtiğim kişileri (aile üyeleri, yardım hattı ve diğer kişiler) _______________ nasıl arayabileceklerini öğreteceğim.

. Çocuklarımı almak için aşağıdaki insanları bilgilendireceğim ve yetkilendireceğim.

Okuldan: __________
Anaokulu/ Kreşden:______________
Çocuk bakıcısı:____________
Öğretmen: _______________
Diğerleri:___________

. Aşağıdaki insanlara kocamın/partnerimin artık benimle oturmadığını ve ikametgahıma yaklaşacak olursa polisi aramaları gerektiğini söyleyebilirim.
Komşular:____________
Arkadaşlar:______________
Diğerleri:_____________ 

Beşinci adım: İş ve Genel Güvenlik

  • Patronuma ve işyerindeki diğer arkadaşlarıma bu durumdaki güvenlik ve diğer koruma tedbirlerinden bahsedebilirim.
  • Bana gelen telefonların, bana kontrollu olarak aktarılması için _____________ den yardım alabilirim (istenmeyen telefonların bağlanmaması için).
  • İşten ayrılırken şunları yapabilirim:_____________.
  • İşten eve dönerken arabada sorun çıkarsa _______________ yapabilirim yada genel ulaşım araçlarını kullanıyorsam ___________ yapabilirim.
  • Kocamla/Partnerimle yaşarken yapmakta olduğum şeyleri (alışkanlıkları) değiştirirebilirim:

                  . Farklı/manav ve eczanelerden farklı sattlerde alışveriş edebilirim;

                  . Farklı bir bankayı, farklı saatlerde kullanabilirim,

                  . İşe, okula , kreşe gittiğim yolu değiştirebilirim,

                  . Düzenli olarak gittiğim diğer yerlere farklı saatlerde gidebilirim.

Altıncı Adım: Alkol kullanımı

  • Eğer kullanacak olursam, güvenli bir yerde şiddet riskini anlayan ve güvenliğimi taahhüt etmiş insanlarla kullanacağım. Ayrıca şu tür önlemler de alabilirim: __________________
  • Eğer kocam/partnerim uyuşturucu/alkol kullanıyorsa, __________________ yapabilirim.
  • Çocuklarımı korumak için ____________ yapabilirim.

Yedinci Adım: Duygusal Sağlık 

  • Bunaldığımı düşünürsem ve potansiyel şiddet durumuna (yani kocama/partnerime) dönecekmiş gibi hissedersem ____________ yapabilirim.
  • Kocamla/partnerimle yüzyüze veya telefonda konuşurken  __________________ yapabilirim.
  • İnsanların beni kontrol ettiğini hissedersem _______________ yapabilirim.
  • Duygusal destek için şu insanları arayabilirim: ________________.
  • Kendimi daha güçlü hissetmek için yapabileceğim şeyler: __________________.
  • Kendi deneyimlerimden aktaracağım diğer düşünceler: _____________________

MOR ÇATI 

Çar
30
Nis
14:15

Aile içi şiddet sadece fiziksel olduğu zaman zararlıdır.

Aile içi şiddet sanıldığı kadar yaygın değildir.

Aile içinde şiddet sadece kadınlara yöneliktir.

Şiddet sadece yoksul ve eğitimsiz ailelerde yaygındır.

Şiddetten sonra özür dilenirse her şey unutulur.

Aile bireylerinin birbirine sevgisi ve bağlılığı öylesine yüksektir ki aile içi şiddet önemli zararlar vermez.

Eğer mağdur şiddeti istemese/ kabullenmese evini terk eder ya da kanuni haklarını kullanırdı.

Aile içi şiddetin nedeni alkoldür.

Aile içi şiddet çocuk/eş terbiyesinin kaçınılmaz bir ögesidir.

Kızgınlık kontrol edilemez ve şiddete yol açar.

Aile içinde şiddetten kurtuluş yoktur.

BUNLAR YANLIŞ İNANIŞLARDIR.AİLE İÇİ ŞİDDETTEN KURTULMAK SİZİN ELİNİZDE

 “T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun yaptığı araştırma sonuçlarına göre aile içi şiddet ülkemizde de yaygındır. Fiziksel şiddete ailelerin % 34’ünde, sözlü şiddete ise
% 53’ünde rastlanmaktadır. Çocuklara yönelik fiziksel şiddete rastlanma oranı da
% 46’dır. Ailelerde cinsel şiddet ve tacize rastlanma oranı % 9’dur. Şiddete maruz kalanların % 80’i yapacak fazla bir şey olmadığına inanmaktadırlar. Bu durum çaresizliğin kabulü anlamına gelmekte ve şiddete maruz kalanın pasif tutumuna yol açmaktadır. (T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1995)

“Kadın Dayanışma Vakfı’nın 1995’te başkent Ankara’daki gecekondularda yaşayan kadınlar arasında yaptığı bir araştırma, kadınların % 97’sinin kocalarının saldırısına uğradığını ortaya koydu. (Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 2001)

“Başka bir araştırma, kadınların yüzde 58’inin yalnızca kocalarından, nişanlılarından, erkek arkadaşlarından ve erkek kardeşlerinden değil, kadın akrabalar da dahil olmak üzere kocalarının ailesinden de aile içi şiddete maruz kaldığını göstermektedir. (Ankara Tabip Odası, 2002)

“Bir araştırmaya göre, şiddet sonucu ölen 40 kadından 34’ü evde ölmüş, 20’si asılmış ya da zehirlenmiş, 20’sinde öldürüldüklerine dair kesin belirtiler görülmüş ve 10’u da ölmeden önce aile içi şiddete maruz kalmıştır. (Bütün, Sözen & Tok, 2003)

“Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki çeşitli kentlerde yapılan bir araştırma kadınların % 45,7’sine kocalarının seçiminde danışılmadığını ve % 50,8’inin rızaları olmadan evlendirildiğini ortaya koymaktadır. (İlkkaracan, 2000)

“Bir araştırmada görüşülen 695 kadının % 54’ü ailelerinde şiddet gördüklerini, şiddet gördüğünü söyleyenlerin % 35,2’si en az 4 yıl ve daha fazla zamandır şiddete maruz kaldıklarını söylemiştir. Şiddete uğrayan kadınların gördükleri şiddet türüne göre; kadınların % 42,3’ünün dayak % 40,1’inin tehdit ve küfür, % 12,6’sının yaralama, % 3,2’sinin cinsel taciz ve tecavüz, % 1,4’ünün eve kapatma ve % 0,4’ünün öldürülme tehdidi ile karşı karşıya kaldıkları anlaşılmıştır. Bu grubun % 40,4 ‘ünün evlerinde, çocuklara karşı da şiddet uygulandığı saptanmıştır. (Kocacık, 2004)

“Başka bir araştırmada 112 kadın ile görüşülmüş, şiddete uğrayan kadınların % 91,1’inin kocalarından , % 8,9’unun babalarından şiddet gördüğü anlaşılmıtır. Şiddete uğrayan kadınların bedensel şikayetleri % 43,4 ile morarma, yaralanma, çürük, % 44,3 ile hastanelik dereceye gelme (kırık, ağır yaralanma), % 13 ile çocuk düşürme olarak belirtilmiştir. Şiddetin devam ettiği süre ise, şiddete uğrayanların % 37,5’inde 11 yıldan fazla, % 28,6’sında 6 – 10 yıl, % 23’ünde ise 1 – 5 yıldır. (Yıldırım, 1998)

“Diğer bir araştırmaya katılan kadınların % 39’u fiziksel şiddete maruz kalmış, % 2’si ölüm tehdidi almıştır. (Vatandaş, 2003)

“Aile Araştırma Kurumu ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 1997’deki araştırmasına göre, kadınların % 45,8’i balayı döneminin sonunda, % 1,3’ü ilk çocuklarına hamileliklerinde ve % 9,9’u doğumdan sonra şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.