Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma

Anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşı çok küçük çocuğun babanın velayetine bırakılması kanuna aykırıdır.Hakim re’sen küçüğün durumunu gözetir.

T.C. Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi
Esas No: 2004/5023 Karar No: 2004/5635 Tarihi: 03.05.2004

• Küçüğün Velayetinin Anneye Verilmesi

ÖZET :
Annenin bakım ve şefkatine muhtaç olan ve anne yanında kalmasının bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmayan küçüğün velayeti anneye bırakılmalıdır.

(4721 s.  m. 182, 336/2)

TAM METİN :
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm; velayet, kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Küçük K. annesinin yaşantısını idrak edebilecek yaş ve olgunlukta değildir.
Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım, şefkatine muhtaç 1998 doğumlu K.’nin Türk Medeni Kanununun 182, 336/2 maddeleri uyarınca babanın velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

ANLAŞMALI BOŞANMADA 1 YILLIK SÜRE ŞARTI GERÇEKLEŞMEDEN BOŞANMA KARARI VERİLEMEZ.

T.C.

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/1911
K. 2007/15180
T. 7.11.2007

• BOŞANMA ( Bir Yıllık Süre Şartı Gerçekleşmeden Tarafların Kabulüne Dayanarak Boşanmaya Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı )

• EŞLERİN KABULÜNE DAYANARAK BOŞANMA KARARI VERİLEMEMESİ ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürme Şartının Gerçekleşmediği )

• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMIŞ SAYILMASI ( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi )

4721/m.166

ÖZET : Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi ile Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır”kmü getirilmiştir.

Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 7/8/2003 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 07.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/16486
K. 2008/16566
T. 3.12.2008

• BOŞANMA ( Anlaşmalı – Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği/Koşulların Oluşacağı )

• ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARI ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği )

• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA ( Anlaşmalı – Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gerektiği )

4721/m.166/3, 184

ÖZET : Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür.

Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacılar Ö.E. tarafından 15.9.1997 tarihinde N.E.’a karşı anlaşmalı boşanma hükümlerine dayanılarak açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür. ( TMK.md. 166/3 )

Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 3.12.1996 tarihinde evlendikleri anlaşılmış olup, dava tarihine göre henüz bir yıllık yasal süre dolmamıştır.

Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 03.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ANLAŞMALI BOŞANMADA HAKİMİN PROTOKOLE  MÜDAHALESİ MÜMKÜNDÜR.ÖZELLİKLE ÇOCUKLARIN MENFAATİ SÖZ KONUSU İSE…

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/17188
K. 2007/6041
T. 11.4.2007

ANLAŞMALI BOŞANMA ( Hakim Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )

HAKİMİN SÖZLEŞMEYE MÜDAHALESİ ( Anlaşmalı Boşanmalarda Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )

SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK ( Anlaşmalı Boşanmalarda Hakimin Yaptığı Değişiklikler Taraflarca Kabul Edilirse Türk Medeni Kanunu 166/3 Uygun Bulmazlarsa 166/1. Maddesine Göre Deliller Araştırılıp Bir Hüküm Kurulması Gereği )
4721/m.166

ÖZET : Anlaşmalı boşanmalarda hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada gerekli değişiklikleri yapabilir. Yapılan değişiklikler taraflarca kabul edilirse, Türk Medeni Kanunu 166/3, uygun bulmazlarsa aynı Kanun’un 166/1. maddesine göre deliller araştırılıp bir hüküm kurulmalıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine dayalı boşanma davasında hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Taraflarca hazırlanan protokolde belirlenen çocukla kişisel ilişki süreleri değiştirildiği halde, bu hususta tarafların onayı alınmadığı gibi, protokolde yer verilen taşınmaz mal hakkında da bir hüküm kurulmamıştır. Anlaşma protokolünde mahkemece yapılan değişiklik hakkında tarafların görüşü sorulmalı, uygun bulmaları halinde Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi çerçevesinde; uygun bulmamaları halinde ise, taraflardan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre delilleri sorulup, bu çerçevede bir hüküm oluşturulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ANLAŞMALI BOŞANMADA EVLİLİK EN AZ BİR YIL SÜRMELİDİR.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/6904
K. 2006/14059
T. 16.10.2006

BOŞANMA DAVASI ( 4721 Sayılı TMK’nun 166/3. Maddesine Göre Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliği Temelinden Sarsılmış Sayıldığı )

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde )

EVLİLİKTE BİR YIL GEÇMEDEN BOŞANMA DAVASI AÇILMASI ( Boşanma Davasının Bir Yıllık Süre Dolmadan Açıldığı Anlaşıldığından Tarafların Göstereceği Deliller Toplanarak Şartların Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gereği )

4721/m.166

ÖZET : 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesine göre, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

Olayda, boşanma davasının bir yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşıldığından tarafların göstereceği deliller toplanarak 4721 sayılı TMK’nın 166. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında öngörülen şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı Selçuk Okumuş’un 10/9/2003 tarihinde davalı Marina Okumuş aleyhine açtığı boşanma davasının, tarafların boşanma konusunda anlaştıklarına dair beyanları doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi ile “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır” hükmü getirilmiştir.

Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 30/10/2002 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun l66/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 16.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ANLAŞMALI BOŞANMADA TARAFLAR HAZIR BULUNMALIDIR…

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/18939
K. 2006/3200
T. 13.3.2006

BOŞANMADA YARGILAMA USULÜ ( Hakimin Bizzat Tarafları Dinleyerek İradelerinin Serbestçe Açıklandığına Kanaat Getirmesi ve Boşanmanın Mali Sonuçları İle Çocuklarının Durumu Hususunda Taraflarca Kabul Edilecek Düzenlemeyi Uygun Bulması Gereği )

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( En Az Bir Yıl Sürmüş Evliliklerde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )

EN AZ BİR YIL SÜRMÜŞ EVLİLİK ( Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )

4721/m.166/3,184

ÖZET : En az bir yıl sürmüş evliliklerde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması için eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir.

Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili tarafından 5/10/2004 tarihinde Vahit Akın aleyhine açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli görüldüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 13.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HAKİM PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ EDEMEZ

Özellikle anlaşmalı boşanma davalarına ilişkin sorularınzla karşılaşıyoruz.Tekrar tekrar açıklamamıza rağmen konunu dahi iyi anlaşılabilmesi için bir kaç gün bu konuda Yargıtay Kararlarını size sunacağız.

 

 T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/3807
K. 2004/4741
T. 14.4.2004

• BOŞANMA ( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi – Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )

ANLAŞMALI BOŞANMA ( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi – Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )

HAKİMİN PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ ( Hakimin Protokola Müdahale Etmemesine Rağmen/Yasaya Aykırılığı – Anlaşmalı Boşanma )

4721/m. 166/3

ÖZET : Eşlerin aralarında anlaşarak düzenledikleri protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemeleri halinde ve hakimin de bu protokole müdahale etmemesi durumunda, protokol dışına çıkılmak suretiyle hüküm tesisi kanuna aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm velayet ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Davacının ( koca ) temyizi üzerinden harç alınmadığı gibi temyiz defterine kaydı da bulunmadığından incelenmesine yer olmadığına,

2-Davalının ( kadın ) temyizine gelince;

a-Eşler anlaşma protokolünü mahkemeye ibraz ederek bu protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemişlerdir. Hakim protokola müdahale etmemiştir. ( TMK.166/3 md ) Gerçekleşen bu durum karşısında velayetlerin babaya verilmesi gerekirken protokol dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

b-Davalı kadının yoksulluk nafakası isteği bulunmamaktadır. İstek olmaksızın kadın yararına yoksulluk nafakası verilmekle kadın yararına yoksulluk nafakası yönünden hak doğmuştur. Ancak davalı kadın temyiz dilekçesinde nafakayı temyiz ettiğine göre kendi lehine doğan bu haktan feragat etmiştir. Yoksulluk nafakası yönünden de feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyize konu kararın 2/a-b benttinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının ise 1.bentteki nedenlerle incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, 14.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Arşivleri karıştırırken dikkatimi çeken bir yazıyı ilerde paylaşmak için not aldığımı gördüm.Üzerine şu notu almışım,ilginç bir yazı doktor arkadaşlara sor teyit al demişim.Hemen araştırmaya başladım,sordum ve şu kanıya vardım.Bu yazı gerçekten doğru,  acaba boşanmalarda gerekçelerden bir kısmı da  sağlığımızdan kaynaklanabilir mi?Asıl sorumlu eşlerimiz olmayabilir mi?

Boynun ön kısmında, şekil olarak kelebeğe benzeyen tiroit bezinin kendisi küçük ama ilişkilere etkisi büyük. Az veya çok hormon salgılaması halinde, insan psikolojisini olumsuz etkiliyor. Tiroit, özelliklekadınları ve ‘ilişkileri’ vuruyor.Türk insanını tehdit eden ciddi sağlık sorunlarından biri tiroit. Yeni Aktüel dergisinin son sayısındaki habere göre; Türkiye, dünya sıralamasında en çok tiroit sorunu görülen ülkeler sıralamasında başa güreşiyor. Teşhis konmamış, hasta olduğunu bilmeyenlerin sayısı da cabası. Peki tiroit hastalığının bu kadar çok görülmesinin nedeni ne? İlk neden iyot eksikliği (Türkiye’nin dört bir yanı denizlerle çevrili olmasına rağmen); ardından stres ve genetik geliyor. Ayrıca neredeyse kadın hastalığı; 100 tiroit hastasının 80’i kadın çünkü. Nedenini, Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Dehan Yazıcı açıklıyor: “Çünkü kadınların hormon sistemi daha komplike. Erkeklerde hormon sistemi ergenlikte değişime uğruyor, sonra 100 yaşına da gelse çok hafif değişimlerle sürüyor. Kadınlarda ise ergenlik, hamilelik ve menopoz dönemi var. Hepsinde hormonlar alt üst oluyor ve psikolojik etkenlerle de tiroit bezi bundan yaralanıyor.”

HER ŞEYE KARIŞIYOR!
Dr. Yazıcı, tiroidin kişinin soyut psikolojik) hayatından somut verilere kadar her şeye karışan bir hormon salgıladığını söylüyor ve ekliyor: Ama ahenk içinde salgılanması gerek. Ne çok, ne az. Azalma veya çoğalma olduğunda belirgin semptomlar çıkıyor. Çok çalıştığında (hipertiroit) kilo kaybı, çarpıntı, el titremesi, terleme, aşırı sinirlilik, saçlarda dökülme, ajitasyon, ishal ve huzursuzluk; az çalıştığında ise (hipotiroit) metabolizmada yavaşlama, kilo alma, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, ciltte kuruma, tırnaklarda kırılma, kabızlık, her şeyde yavaşlama ve depresif hal gibi belirtiler görülüyor.” Tiroit; sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da etkiliyor hastayı. Dr. Yazıcı’ya göre tiroitle psikoloji arasında ‘tavuk-yumurta’ ilişkisi var: İkisi de birbirini bozabiliyor ve çığ gibi büyüyerek güçlenebiliyor. Psikolojiyle bu kadar doğrudan ilgisi olabiliyor. Hastayı izlerken psikolojik dünyasını tek tek sorarım. Görüşmediğimiz dönemlerde ani bir üzüntü yaşarsa haber vermesini söylerim. Psikolojisiyle ilgili izlenimlerimi de özel not olarak düşerim dosyama.” Tiroit; psikiyatr ile tiroit uzmanının işbirliği içinde çalışmasını gerektiren bir hastalık. Psikiyatr Prof. Dr. Tarık Yılmaz, “Tiroit testi, rutin tetkiklerimizdendir” diyor ve ekliyor: “Hipotiroit ve hipertiroidin ortak noktası depresyona yol açmaları. Sıklıkla depresyon görülüyor. Majör depresyon hastalarının yüzde 5-25’inde tiroit bozukluğu görülüyor. Ama en sık huzursuzlukla beraber giden depresyonlarda hipertiroidi görüyoruz. Hipotiroitte isteksizlik, bıkkınlık, enerji azlığı ve karamsarlık ağır basıyor. Ayrıca bu kişiler depresyona çok yatkın. Şizofreni veya benzeri paranoid tabloların eşlik ettiği kimselerde de tiroit fonksiyonları önemli rol oynuyor. Çok dikkat edilmeli.”

HEP TEPKİLİDİR
Her türlü tiroit sorununun psikolojiyi etkilediğini ve kadınlarda çok sık görüldüğünü düşünürsek akla şu soru geliyor; acaba tiroit, kadın-erkek ilişkilerine sekte vuruyor mu? Prof. Yılmaz, “Şüphesiz” diyor ve devam ediyor: “Hipertiroidi olan kişi huzursuz, gergin ve tahammülsüzse, sebebini de bilmiyorsa başka faktörlere bağlama eğilimindedir. Bu, ilişkilerde problem çözme becerilerini olumsuz etkiler. Küçük sayılabilecek bir sorun, hastanın tahammülsüzlüğü nedeniyle büyür, problem çözme becerisini kullanamaz. Çok tepkiseldir; partnerine tepkisel yaklaşır. Partneriyse, haksızlığa uğradığını düşünür; her zaman gergin biriyle beraber olmanın getirdiği sıkıntıyı yaşar, problemi üstüne alınır. Sevilmediğini düşünür. Halbuki partnerinin kontrol edemeyeceği, fiziksel bir problemden dolayı ortaya çıkan bir sıkıntısı olduğunu bilse, ‘eşimin tiroit hormonları yükseldi, tedaviye başlayınca rahatlayacağız’ diye baksa ilişkiler rahatlar. Mesela yoğun bir ilişki sorunuyla gelen bir çiftte çok gerginlik vardı. Ayrılma noktasındaydılar. Tahlil sonuçlarında kadında ciddi bir hipertiroit olduğu ortaya çıktı. Tiroit tedavisi ilişkiye oldukça rahatlama getirdi. Sonra ek olarak eş terapisi yaklaşımıyla problemi çok kolay hallettik.” İyisi mi, partnerinizde ortaya çıkan ani psikolojik değişimleri üstünüze alınmak yerine, bir nükleer tıp uzmanından kendisi için randevu alın.

Yorum sizin…

Önceki yazılarımızda Aileyi Koruma Kanununda Aile bireyleri için geçerli olduğunu yazmıştık. Aileyi Koruma Kanununu geniş yorumlayan  Mahkeme Kararı özellikle evlilik dışı beraberlikte(ilişkide) şiddetten dolayı koruma kararı vererek  devrim niteliğinde bir karar verdi. Önce Mahkeme  Kararına  bi bakalım.Sonra yorumlarınızı bekliyorum.

 

 

T.C.
ANKARA
8. AİLE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2008/108 D.İş
KARAR NO : 2008/107

HAKİM : ERAY KARINCA 26084
KATİP : FATMA DEMİRCAN 117604
DAVACI : F. K.
DAVALI : O. G.
DAVA : 4320 Sayılı Yasaya Göre Koruma Kararı
DAVA TARİHİ : 17/12/2008
KARAR TARİHİ : 18/12/2008
Taraflar arasındaki 4320 sayılı yasa uyarınca koruma kararı istemli dilekçe ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Korunma isteyen F.K. dilekçesinde, resmi nikahlı olmadan birlikte yaşadığı, O. G’ın uzun süredir kendisine şiddet eylemlerinde bulunduğunu, bu nedenle hayati yönden derin endişe duyduğunu ileri sürerek, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair Yasanın 1. Maddesinde yazılı tedbirlerin uygulanmasını istemekle, dosya incelendi.
Dilekçe içeriğinden tarafların resmi nikah olmaksızın birlikte yaşadığı görülmekle öncelikle, 4320 sayılı Yasa’nın uygulanması olanağı tartışılmalıdır. Yasada koruma kapsamının resmi evlilikle sınırlandırıldığına ilişkin bir anlatım bulunmamaktadır. Buna karşın tarafların yakın yaşam arkadaşı olarak uzun süredir bir arada yaşadığı, sosyolojik anlamda bir aile kurulduğu ve kadının bu nedenle şiddete uğradığı anlaşılmaktadır.
4320 Sayılı Yasa, nihai amaç olarak kadın ve erkek arasında eşit olmayan güç ilişkisinden kaynaklanan kadına yönelik şiddeti önlemek için çıkarılmıştır. Öyleyse davacı kadının 4320 Sayılı Yasanın korumasından yararlandırılması, Yasanın amacına uygun düşecektir. Esasen çağdaş gelişmeler de bu yöndedir. Başta Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesine İlişkin Sözleşme (CEDAW) olmak üzere, ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin tüm sözleşmeler yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yakın yaşam arkadaşlığını aile sayan kararlarının ulusal hukukumuz açısından da bağlayıcılığı gözetilerek, –Mahkemeye göre evliliğin biçimsel koşulları değil, eylemsel olarak aile olup olmamak önemlidir. (Bkz. Dinç. 2006 s.22, Dinç G.,(2006), Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması, İnsan Hakları Konferansları (14 Nisan 2006-26 Mayıs 2006), Ankara : Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Yayınları)- 4320 Sayılı Yasa’nın uygulanması, resmi evlilikle sınırlandırılmamalıdır.
Bu kapsamda, evrak içeriğine göre istek mahkememizce yerinde görüldüğünden, 5636 sayılı Yasa ile değişik 4320 Sayılı Yasa uyarınca aleyhine tedbir istenen davalı O. G’ın istekte bulunan F. K’a şiddet uygulamamasına ilişkin uyarılması için aşağıdaki önlemlerin uygulanmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:
A ) Kusurlu O. G.’ın, takdiren 4 ay süreyle olmak üzere:
1- Birlikte yaşadığı F. K. ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin oturmakta oldukları eve ve çalışıyorsa istekte bulunan F. K.’ın işyerine yaklaşmamasına,
2-Birlikte yaşadığı F. K. ve aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine karşı şiddete ve korkuya yönelik davranışlarda bulunmamasına,
3-Birlikte yaşadığı F. K. ve ortak kullanımdaki eşyalarına zarar vermemesine,
4-Birlikte yaşadığı F. K. ile varsa aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine iletişim vasıtasıyla rahatsız etmemesine,
5-Aleyhine karar verilen O. G.’ın evin ve ailenin giderlerini ve ortak konutun kira, su, aydınlatma, doğalgaz yada ısınmaya ilişkin faturalarını karşılıyor ise bu yükümlülüğünün devam etmesine,
B) Kararın birörneğinin kar taraf O. G.’a tebliği için ilgili kolluk birimine gönderilmesine,
C) Kusurlu aleyhine tedbir istenen O. G.’ın hükmolunan tedbirlere aykırı davranması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırılacağının hususunun ilgili kolluk birimi ( Jandarma ya da Polis Merkezi ) aracılığıyla kendisine yapılacak bir tebligatla ihtarına,
D) Kararın ilgili kolluk gücü (mahalli karakol) aracılığıyla infazına,
E) Kararının infazının izlenmesi için 2 adet karar örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Yasa gereği harç alınmasına yer olmadığına,
Yasada itiraz için bir düzenleme olmadığından Anayasanın 40. maddesindeki zorunluluk gözetilerek HUMK’nun 108/2 maddesi kıyasen uygulanması sureti ve kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde tarafların mahkememize verecekleri dilekçeleriyle karara itiraz edebileceklerine ilişkin olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi.18.12.2008

 

 

.

bosanma1

Ankara’da bir kadın, ”kendisine sözlü ve fiili şiddet uygulayan, kişisel temizliğine dikkat etmeyen, yazları kendisini ve çocuklarını Bolu’daki ailesinin yanına 3 ay süreyle zorla gönderen” kocasına karşı tedbir uygulanması için Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında dava açtı.

Davaya bakan Ankara 8. Aile Mahkemesi, kocayı eşine şiddet uygulamaması için 6 ay evden uzaklaştırırken, kadın ve çocukların Bolu’da geçirebilecekleri süreyi 15 gün ile sınırlandırdı.

Edinilen bilgiye göre, N.Y. adlı kadın, kocası B.Y’nin davranışları üzerine, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun uyarınca, korunma tedbirleri alınması için Ankara 8. Aile Mahkemesine başvurdu.

Kadın, dava dilekçesinde, kocasının kendisine sözlü ve fiili olarak şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, çocuklarının yanında dahi bunları yapmaktan çekinmediğini belirterek, çocukluğunda anne ve babasından dayak yiyen kocasının psikolojik sorunları bulunduğunu düşündüğünü ifade etti.

Maaşına ve otomobiline el koyan kocasının, bir başka ilde çalıştığı için yalnızca hafta sonları eve gelme imkanı bulunduğunu, buna rağmen para kazanma arzusuyla Bolu’daki babasının dükkanına çalışmaya gittiğini öne süren kadın, dilekçesinde, kocasının, kendisini yaz tatillerinde çocuklarıyla beraber 3 ay boyunca Bolu’daki kayın validesi ve kayın babasının evinde kalması için zorladığını ileri sürdü.

Kadın, kocasının kişisel temizliğine dikkat etmediğini, dişlerini de fırçalamadığına dilekçesinde yer vererek, kocasına karşı tedbir alınması talebinde bulundu.

Başvuruyu değerlendiren Ankara 8. Aile Mahkemesi Hakimi Eray Karınca, dilekçe üzerindeki incelemesi sonucunda, bir dizi tedbir alınmasına hükmetti.

Buna göre, koca, 6 ay süreyle eşi N.Y. ve diğer aile bireylerinin oturdukları eve ve iş yerlerine yaklaşamayacak, eşi ve çocuklarına karşı şiddet ve korkutma amaçlı davranışlarda bulunamayacak ve iletişim vasıtalarıyla rahatsız edemeyecek.

-DİŞ VE BEDEN TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDECEK-

Hakim Karınca’nın, dava kapsamında alınmasına karar verdiği diğer tedbirler ise şöyle:

-Evin ve ailenin giderleri ile faturalarını karşılıyor ise kocanın bu yükümlülüğü devam edecek. Ayrıca her bir çocuk için aylık 150’şer TL nafakayı eşi N.Y’ye ödeyecek.

-B.Y, görev yaptığı ilin sağlık müdürlüğüne başvurarak, ruh sağlığı konusunda muayene ve tedavi olacak.

-Aile, yaz tatillerinde Bolu’da B.Y’nin anne ve babasının evinde en fazla 15 gün kalacak.

-B.Y, ev içinde sigara içmeyecek, diş ve beden temizliği ile sağlığına özen gösterecek. Ayrıca eşine ve çocuklarına ilgili olacak, sevecen davranacak ve zaman ayıracak.

-KARARLARA AYKIRI DAVRANAN KOCA TUTUKLANACAK-

Mahkemenin bu kararı mahalli karakol aracılığıyla infaz edilecek. B.Y, bu tedbirlere aykırı hareket etmesi durumunda tutuklanacak.

Tarafların, 10 gün içinde karara karşı aynı mahkemeye itiraz hakları bulunuyor.

Bu arada, kararı veren Ankara 8. Aile Mahkemesi Hakimi Eray Karınca’nın, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çalışmaları olduğu, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce yayımlanan ”Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete İlişkin Hukuksal Durum ve Uygulama Örnekleri” adlı bir kitabının bulunduğu öğrenildi.

Yorum: Yasalarımız Avrupa Standartında,uygulamamızda gittikçe iyileşiyor.Bu kararın emsal teşkil etmesiyle bu yönde benzer bir çok kararlar çıkacaktır.

AA

Pts
18
May
10:33

Değerli ziyaretçimiz;
* Sitemizdeki bilgiler, Boşanma Hukuku konusunda bilgilenmenizi, amaçlayan genel bilgilerdir; hukukî müşavirlik niteliğinde değildir.
* Her hukuki ihtilaf, genellikle, kendine özgü özellikler gösterir; bu sebeple, sitemizde yer alan bilgiler, probleminize uygun olmayabilir; burada yer alan bilgilere dayanarak ne yapacağınıza karar vermeniz, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu durumdan www.bosanma.org sorumlu değildir.
* Boşanma ciddi bir iştir; Boşanma prosedür süreçleri uzun ve karmaşıktır; kesinlikle uzmanlık gerektirir. Bir avukattan yardım almadan, hukuki süreç yürütmeye çalışmamanızı tavsiye ediyoruz. Hukuki süreç başlatacaksanız, haklarınızın zarar görmemesi için, mutlaka bir avukattan yardım alın. Sitemiz, davanızı kendiniz yürütmeye çalışmamanızı ısrarla tavsiye eder….

SORU:Eşimle ayrılmayı düşünüyorum…Fakat boşanma davasını
eylül ayında açmayı,şu anda da evden eşyalarımı alıp çıkmayı
düşünüyorum…
Bu durumda yani evi şimdi terkettiğim için kusurlu olur muyum….Eşim bunu
benim alyhimde kullanabilir mi… şimdiden cevabınız için çok teşekkür
ederim…

CEVAP:Haklı bir neden olmadan evi terketmek boşanma sebebidir.Bir meslektaşıma danışın, dava açtıktan sonra evden ayrılırsanız problem olacağını sanmam,zaten şimdi dava açsanız eylül de duruşma verilir

SORU:Boşanmak istediğim için sitenize göz atıyordum. Birşey dikkatimi çekti. 1 yılını doldurmayan evliliklerde anlaşmalı boşanma bile olsa davanın reddedilmesi gerekir demişsiniz. Bugün itibariyle bizim evliliğimizin 1 yılının dolmasına 9 gün kaldı.. Diyelim ki ben hemen 10 gün sonra dava açtım, hukuki süreçte önemli olan resmi tarihler midir?.. Yoksa boşayıp boşamamak hakimin kendi kararına mı kalır?.. “Daha 1 yılınız yeni dolmuş” diyerek boşamayabilir mi yani?.. Ve boşamazsa ne olur?.. Evlilik trapisi filan mı verir?.. Cevap verirseniz sevinirim..

CEVAP:HAKİME TANINAN EN GENİŞ TAKDİR YETKİSİ BOŞANMA HUKUKUMUZDADIR.HER NE KADAR 1 YILINIZ YENİ DOLMUŞ GİBİ BİR GEREKÇEDEN ÇOK ZAMANA BAKMAKSIZIN FARKLI GEREKÇELERLE TAKDİR HAKKINI EVLİLİĞİN DEVAMI YÖNÜNDE KULLANABİLİR.

BURDA  BİR YANLIŞ ANLAMAYI DÜZELTMEK İSTERİM ANLAŞMALI BOŞANMA, 1 YILDAN UZUN SÜRELİ EVLİLİK  İÇİNSE İSE ORTAK DİNLETECEĞİNİZ BİR ŞAHİDLE BOŞANMANIZ MÜMKÜN  YİNE 1 YILDAN AZ SÜRELİ EVLİLİKLERDE BOŞANMA TABİ Kİ BİRAZ DAHA ZOR ANCAK DİNLETECEĞİNİZ ŞAHİTLERLE VE SUNACAĞANIZ DELİLLERLE EVLİLİĞİNİ YÜRÜMEYECEĞİNİ İSPATLARSANIZ BOŞANMA GERÇEKLEŞİR.BU DURUMDA DAVANIN REDDEDİLMESİ GEREKMEZ.

————————————————————————————————————————–

SORU:SİZİ RAHATSIZ EDECEM ÇOK ÖZÜR DİLERİM.ERKEK ARKADAŞIM BOŞANMA AŞAMASINDA.DAVASI HALEN DEVAM EDİYO.BİZ EVLENMEYE KARAR VERDİK.BOŞANMA GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA EVLENEBİLMEMİZ İÇİN GEÇMESİ GEREKEN BİR  SÜRE VARMIDIR MERAK ETTİK.BOŞANMA DAVASI BİTTİKTEN SONRA NE ZAMAN EVLENEBİLİRİZ ACABA?BİZE BU KONUDA BİLGİ VERİRSENİZ ÇOK SEVİNİRİZ.TEŞEKKÜR EDERİZ ŞİMDİDEN.BAŞARILAR.

CEVAP: BOŞANMA KARARI KESİNLEŞTİKTEN SONRA EVLENEBİLİRİSİNİZ.ERKEKLER İÇİN BEKLEME SÜRESİ SÖZ KONUSU DEĞİL.İDDET MÜDDETİ DEDİĞİMİZ OLAY SADECE BAYANLAR İÇİN BU MÜDDETTE MAHKEME KARARI İLE KALDIRALABİLİR.

SORU:Merhaba…
Ben iki buçuk yıllık evliyim ve öğretmenim.Eşimin ilgisizliği ve daha bir kaç nedenden dolayı eşimden boşanmayı düşünüyorum.Eşim ticaretle uğraşır.İşini yaklaşık bir sene önce kapattı.Kardeşinin işi de iflas etti.Eşim kardeşine kefil olduğu için yüklü bir borç altındalar. Fakat durumu toparlayabilmek için de işi sürdürmeye çalışıyorlar.Bu durumda boşandığım zaman manevi tazminat ve de benden geri vermek şartıyla aldığı altınlarımı talep edebilir miyim?Alabilme ihtimalim ne kadardır?
Bu iletiye en kısa zamanda cevap vermeniz beni çok sevindirir.Cevabınızı bekleyeceğim.Şimdiden çok teşekkür ederim.

CEVAP:MADDİ MANEVİ NAFAKA TALEP EDEBİLİRSİNİZ.YAZILARIMIZDA BELİRTTİĞİMİZ GİBİ KUSUR ORANI DA BUNLARI TALEP ETMENİN EN TEMEL ÖLÇÜSÜDÜR.KARŞI TARFAIN KUSURLU OLDUĞUNU İSPATLADIĞINZDA MAHKEME DE BÜYÜK OLASILIK BU YÖNDE LEHİNİZE KARAR VERECEKTİR.ANCAK TAZMİNATLARI ALABİLME OLSILIĞINIZ BİR MESLEKTAŞIMLA GÖRÜŞEREK ÖĞRENEBİLİRSİNİZ.NAFAKA KONUSUNDA CEZAİ YAPTIRIM OLDUĞUNDAN ALMA(TAHSİL EDEBİLME) OLASILIĞINIZ DAHA YÜKSEK OLACAKTIR.