Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma

Nasıl Boşanmalı

Bir çift sorun yaşadığında ve bu büyüyüp artık ayrılık telaffuz edilmeye başlandığında önce arkadaşlar, sonra aile büyükleri devreye girer. Barıştırma çabaları, “Bir daha deneyin”lerle başlayan öneriler birbirini kovalar. Araya girenler eğer duruma makul ve mantıklı bakabiliyorsa kimi zaman bir ilişki uçurumun kenarından dönebilir. İlişkinin çıkmaza girdiği durumlarda her ne kadar en doğru yaklaşım bir terapistten yardım almak olsa da psikolog Şeyma Doğramacı, “Herkes terapiye gidemeğine göre akil, güvenilir ve objektif bakabilecek biri ilişkinin zor dönemlerinde yarararlı olabilir” diyor.
Boşanma ne zaman düşünülüyor?

  • Ortak yaşam sürdürülmesine rağmen duygu ve arzularınızın olmadığını görüyorsanız,
  • Huzursuzluk sürekliyse,
  • Duygusal, fiziksel şiddet varsa,
  • Birlikteliğin geleceği umutsuz ve karanlık görünüyorsa,
  • Ekonomik özgürlük varsa,
  • Çocuklar belli bir yetişkinlik yaşındaysa,
  • ‘Başka biri’ varsa, boşanma düşünülmeye başlanıyor.
    Tüm bunlar olsa bile boşanmanın düşünülmediği durumlar var:
  • Sosyal statü,
  • İçsel yalnızlık kaygısı,
  • Yaşlılık ve hastalıkta yalnız kalma korkusu,
  • Çocukların küçük yaşta olması.
    Her şeyi denedikten sonra mı boşanma gündeme gelmeli?
    Boşanma tek seçenek değil. “Olmadı, boşanılır” diye düşünülmemeli. Ama yine de bir seçenektir.
    Bir takvim oluşturun
    Boşanmaya karar veren bir çift neler yapmalı?
    Çocuklara durumu anlatma: Çocuklar, bunu anne babalarının ağzından birlikteyken duymalı. Çocuklar, anne babayla ilişkilerinin bundan sonra nasıl süreceğiyle ilgili çok net, çok yaşamsal pratik kararlar duymak isterler. Nerede, kimle yaşayacaklar, eğer çiftlerden birinin hayatında başka biri varsa onunla ilişkileri, nasıl görüşeceklerini bilmek, anne ve babalarının her zaman onların anne ve babaları olarak kalacaklarının duygusal konfirmasyonunu isteyeceklerdir.
    Boşanma sürecini planlama: Takvim oluşturulmalı. Ev, eşyalar nasıl ayrılacak, çocuklarla ve birbirleriyle ilişkiler nasıl organize edilecek planlanmalı. Hukuki anlamda çok anlaşmaya dönük bir süreç olsa da boşanmanın duygusal yıpratıcılığı var. Çünkü beklentiler, ümitlerle kurulmuş olan birlikteliğin yürümediğinin anlaşılma hali her zaman için duygusal zorluk taşır.
    Bu duygusal zorlukla nasıl baş edilebilir?
    İnsanlar bireysel terapi alabiliyor. Neden bazı şeylerin yürümediğini, kendilerine düşen kısmın ne olduğunu anlamak onlar için önemli oluyor. Bazen de boşanmadan sonraki hüzün ve depresyonun kalkması, günlük hayatın akıcılığını kazanmak için terapiye gidilebilir.
    Yeni uğraşlar edinmek yararlı mı yoksa bu bir kaçış mı?
    Üzüntülü duyguların yaşanması gerekir. Bunlar yaşanmadan, hayatı hemen normal bir akışa koyma, hemen başka bir erkek veya kadınla tanışıp acıyı unutma taraftarı değilim. Çünkü bu kaçış. İnsanın bir işinin olması, arkadaşlarından sosyal yardım alması, kafasını meşgul edecek bir şeylerin olması yardımcıdır. Ancak bunların olması hiç üzülmemek gerektiği anlamına gelmez. Üzüntü de sağlıklı yaşanmalı.
    Boşanmaya karar veren bir çift terapiden yararlanmalı mı?
    Yararlanmalı. Boşanmaya karar vermiş, ancak çocuklar ve yaşamı nasıl organize edecekleri, mal paylaşımının nasıl olacağı konusunda danışmanlık alan çiftler oluyor.
    Boşanma en çok kadınları mı yıpratıyor?
    Hayır. Kadınlar sosyal ortamlarda acılarını konuştuklarından, erkekler bunu yapmadığından öyle düşünüyoruz. Ağladıklarını görmüyorsunuz. Terapide konuştuklarında onların da duygusal olarak yıprandıklarını görebiliyoruz.
    Boşanma gündeme gelince aile büyüklerinin araya girmesi doğru mu?
    Böyle bir çaba olabilir ama “Ne olursa olsun ayrılmak iyi bir şey değildir” tarzında düşünülmemeli ve bu şekilde öneriler verilmemeli.
    “Unutun bunları, geçsin”, “Sünger çekin” şeklinde yaklaşımlar olmamalı. Çünkü insanlar sünger çekemiyorlar. Çektiklerini sansalar dahi çekmedikleri sonradan ortaya çıkıyor. Aile büyükleri, çiftlerin birbirlerini dinlemelerini ve anlamalarını öneren bir yaklaşımda bulunurlarsa yararlı olabilir. Ancak seçilecek kişiler nötr ve olgun duruşu gösterebilecek kişiler olmalı.
    Çatışma, kavga anlarında bir hakem gibi başvurulacak birinin olması iyi mi?
    En azından akil, olgun, çok yakın arkadaş olmayan, güvenilir, objektivitesine güvenilir, kendini hâkim konumunda ve taraflardan birine hak vermek zorunda hissetmeyen birinin varlığı yararlı olabilir. Çünkü böyle biri çiftlerin birbirlerini duymalarına yardımcı olur.
  • ‘İkinci evlilikler arttı’
    Günümüzde neden boşanmalar arttı?
    Birçok nedeni var. Sosyal nedenlerle boşanma olabiliyor. Bir de artık boşanmak ayıp ve günah olmaktan çıktı. Eskiden bu kavramlar, çok büyük birer engeldi. Belli bir sosyal grupa mensup, yani özellikle şehirde yaşayan, belli bir eğitim düzeyinde olan, ekonomik özgürlüğü olan, ilişkisi günlük hayatı çok zorlayıcı ve yıpratıcı hale gelmiş insanlar bu şekliyle evliliği sürdürmekten yana değiller. Günümüzde boşanmalar arttı ama ikinci evlilikler buna paralel olarak çoğaldı. İnsanlar artık boşanmayı bir nokta değil, virgül olarak görüyor. Çünkü insanlar,
    “İlişkiyi sürdüremediysem bu benim yaşam sürecimde bir durak değil, ara durak. İkincisinde daha huzurlu ve mutlu olabilirim” diye düşünüp ikinci ve üçüncü evliliği yapabiliyor.
    Bu bakış açısı bir yanıyla iyi değil mi? Neden size azap veren bir şeyi sürdüresiniz ki…
    Çağımızın felsefesi de bu aslında. “Kendim için iyi şeyleri isteme hakkım var” düşüncesi nedeniyle seçeneklerimizin daha fazla olduğunu düşünüyoruz. Eskiden belki bir koca veya bir kadındı. Şimdi öyle düşünülmüyor. Bir yaşam sürecinde birkaç kadın veya erkek olabilir. Daha az dramatik düşünülüyor.
  • Şok konuşmalarla evliliği test etmeyin
    İyi iletişim mutlu evliliğin temeli. İyi bir iletişim kurmak için eşinizi değiştirmeye çalışmayın, boşanma sözcüğünü evliliğinizi sınamak için kullanmayınEvlilikte dikkat edilecek kurallarla iyi bir iletişim sağlanabilir.
    Altın orta nokta kuralı: Beklentiler, fiziksel, ruhsal ve duygusal ihtiyaçlar konuşulduğunda, her iki taraf birer adım atarak orta noktada buluşup uzlaşmaya çalışmalı
    İyi zan kuralı: Eşinizin sinirli, kızgın, öfkeli veya ilgisiz tavırlarına karşı iyi zanlı yaklaşın. Öncelikle eşinizi yanlış anlayabileceğinizi, bu davranışı sizi incitmek amacıyla yapmadığını düşünün. Olumsuz senaryolara inanmak analitik düşünce yeteneğini bozduğu için kişiyi yanlış yargılara götürür.
    Kendinizi kanıtlamanız gerekmez: Her anlaşmazlık tarafların güç mücadelesine dönüşür. Kişi bunu kendi kimliğini, özgürlüğünü ispat etmek için fırsat olarak görür. Bu düşünce tarzı duygusal enerjileri karşılıklı olarak savunmaya harcamaya iter. Sürekli gerilim hali devam eder. Böyle durumlar çok az sevgi sağlar ve ilişkileri sağlamlaştırmaz. Kendine güvenen insan kendisini ispata ihtiyaç hissetmez.
    Ayda bir oturum yapmak: Evlilik, anlaşmaya varma sanatıdır. Bunun için gündemli oturumların yapılması çok işe yarar.
    Eşini değiştirmeye çalışmak: Bazı kişiler eşinin ruhunu bile kontrol etmek ister. ‘Başkaları olmalarını istediğim gibi olmuyorlar’ diye sinirlenmek yanlıştır. Çünkü, insanın kendisi bile olmak istediği gibi olamaz çoğu zaman.
    Boşanma tehdidine dikkat: Şok konuşmalar yapmak, evliliği test etmek tehlikeli bir yöntem. Bu, egonuzu tatmin çabasından başka bir şey değildir ve kazananı olmayan bir uygulamadır.
    Farklı düşünmeyi sağlamak: Sorun olduğunda verdiğiniz tepki karşınızdakini düşündürtüyorsa başardınız demektir. Sorunlu evliliklerde dikkatleri çocuk üzerine yöneltmek düşünce kalıplarını değiştirirse faydalıdır.
    Kontrol duygusunu hesaba katmak: Karşınızdaki kişide ‘kontrolümü kaybediyorum’ hissini uyandırırsanız ilişki zarar görür. Kazan-kazan ilişkisi için iki taraf da ‘kontrol bende’ diyebilmelidir.
    Fırtınalara fırsat verin: “Bu adam beni deli etti” diyorsanız, bırakın fırtına essin, arkasından da sağanak yağış gelsin. Sonradan çiçekler açacaktır.
    “Ah olsaydı” sendromuna dikkat: Amerikalılar, ‘Eğer’, ‘umarım’,
    ‘gelecekte’ sözcüklerini çok kullanır. Bu, kapitale dayalı sistemin daha çok şeye sahip olmayı teşvik için oluşturduğu bilincin sonuçlarından biridir. Kapitalin tek belirleyici olduğu sistemlerde beklenti düzeyi yükselir. Çok şeye sahip olduğu halde mutlu olamayan insanlar çoğalır. Oysa sahip olduğu şeyin değerini bilen insan tehlikeden kurtulur. Bununla beraber yetinme duygusu, yani kanaatkâr olmak, kişiyi tembelliğe itmemeli. Doyumsuz eşler ciddi evlilik sorunlarına neden olur.
    Şefkatin önemi: Şefkat, sevgiden farklı bir duygudur. Şefkatli kişilerin iyi eş olmaları daha kolaydır. Yumuşak ve sıcak kalpli insanları kim sevmez ki? Şefkatli insan aynı zamanda bağışlayıcı da olur. Affetmeyi başarır. Sevgideyse bağışlayıcılık şefkate göre daha azdır.
    Nevzat Tarhan’ın Evlilik Psikolojisi kitabından alınmıştır.