<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BOSANMA.ORG</title>
	<atom:link href="http://bosanma.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bosanma.org</link>
	<description>BOŞANMAK SON DEĞİL,YENİ BİR BAŞLANGIÇA İLK ADIM</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Jan 2012 16:18:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Yargıtay&#8217;dan Servet avcısına miras şoku!</title>
		<link>http://bosanma.org/yargitaydan-servet-avcisina-miras-soku</link>
		<comments>http://bosanma.org/yargitaydan-servet-avcisina-miras-soku#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 16:18:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bosanma.org/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Servet avcısına miras şoku! Evlendikten 10 gün sonra ölen kocasının bıraktığı mirası almak isteyen geline Yargıtay’dan ret yanıtı geldi. Yargıtay, “Öleceğini bilmeden evliliği gerçekleştirmesi, hayatın olağan akışına terstir” diyerek, gelinin “kötü niyetli” olduğuna karar verdi ve mirastan men etti YARGITAY, evliliğin icrası sırasında iyi niyetli olmadığı gerekçe gösterilen eşin mirasçı olamayacağına karar verdi. Habertürk Gazetesi&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Servet avcısına miras şoku!<br />
Evlendikten 10 gün sonra ölen kocasının bıraktığı mirası almak isteyen geline Yargıtay’dan ret yanıtı geldi. Yargıtay, “Öleceğini bilmeden evliliği gerçekleştirmesi, hayatın olağan akışına terstir” diyerek, gelinin “kötü niyetli” olduğuna karar verdi ve mirastan men etti</p>
<p>YARGITAY, evliliğin icrası sırasında iyi niyetli olmadığı gerekçe gösterilen eşin mirasçı olamayacağına karar verdi. Habertürk Gazetesi&#8217;nin haberine göre,  babası ölen bir kişi, “babasının ilk önce davalının annesiyle evlendiğini, anlaşmalı boşandıktan 6 gün sonra ise davalıyla evlendiğini, evlilik tarihinden 10 gün sonra da öldüğünü, Türk Medeni Kanunu’na göre babasıyla yeni eşinin evliliğinin iptali için dava açtığını ve evliliğin iptaline karar verildiğini’’ belirterek, babasının evlendiği kadının “mirasçılık belgesinin iptali’’ istemiyle dava açtı.</p>
<p>YARGITAY BOZDU<br />
Davanın görüldüğü Uşak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, miras bırakanın evli iken vefat ettiğini, Türk Medeni Kanunu’na göre davalı kadının mirasçılık sıfatının bulunduğunu kabul ederek davayı reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nce görüşüldü. Daire, yerel mahkemenin kararını oy birliğiyle bozdu. Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 159. maddesinde, evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eşin yasal mirasçı olamayacağı ve daha önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybedeceğinin düzenlendiği vurgulandı.</p>
<p>KÖTÜ NİYETLİ GELİN<br />
Bu yasal düzenleme uyarınca sağ kalan davalı eşin evliliğin akdi sırasında iyi niyetli olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğine işaret edilen kararda, “Vefat eden kişinin, önce davalı kadının annesiyle evlenip boşanması, 6 gün sonra da davalıyla evlenmesi göz önüne alındığında davalı kadının bu durumu bilmeden evliliği gerçekleştirmesi hayatın olağan akışına terstir. Şu halde davalının evliliğin icrası sırasında iyi niyetli olmadığı, dolayısıyla mirasçı olamayacağı kuşkusuzdur. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddedilmesi hukuka uygun değildir’’ denildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/yargitaydan-servet-avcisina-miras-soku/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmada Kusur Oranı</title>
		<link>http://bosanma.org/bosanmada-kusur-orani</link>
		<comments>http://bosanma.org/bosanmada-kusur-orani#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 22:17:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bosanma.org/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmada Kusur Oranı T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/3555 K. 2011/4625 T. 15.3.2011 • EVLİLİK BİRLİĞİNE İLİŞKİN GÖREVLER ( Kocanın Yerine Getirmediği Eşine Fiziki Şiddet Uyguladığı ve Hakaret Ettiği Davalı-Davacının ( Kadın ) da Kocasının Yüzünü Tırmaladığı &#8211; Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında Davalı-Davacı ( Kadın ) Az Davacı-Davalı İse Daha Fazla Kusurlu Olduğu ) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanmada Kusur Oranı</p>
<p>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2010/3555<br />
K. 2011/4625<br />
T. 15.3.2011</p>
<p>• <strong>EVLİLİK BİRLİĞİNE İLİŞKİN GÖREVLER ( Kocanın Yerine Getirmediği  Eşine Fiziki Şiddet Uyguladığı ve Hakaret Ettiği Davalı-Davacının (  Kadın ) da Kocasının Yüzünü Tırmaladığı &#8211; Evlilik Birliğinin Temelinden  Sarsılmasında Davalı-Davacı ( Kadın ) Az Davacı-Davalı İse Daha Fazla  Kusurlu Olduğu </strong>)</p>
<p>• KUSUR ( Davacı-Davalının ( Koca ) Evlilik Birliğine İlişkin  Görevlerini Yerine Getirmediği &#8211; Eşine Fiziki Şiddet Uyguladığı ve  Hakaret Ettiği Davalı-Davacının ( Kadın ) da Kocasının Yüzünü  Tırmaladığı/Davacı-Davalı Daha Fazla Kusurlu Olduğu )</p>
<p>• MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında  Davalı-Davacı ( Kadın ) Az Davacı-Davalı İse Daha Fazla Kusurlu Olduğu &#8211;  Davalı-Davacı Yararına TMK’nun 174/1-2. Md.leri Gereğince Tarafların  Ekonomik ve Sosyal Durumları Dikkate Alınarak Uygun Miktarlarda Takdir  Edilmesi Gerektiği )</p>
<p>4721/m.174/1-2</p>
<p><strong>ÖZET : Davacı-davalının ( koca ) evlilik birliğine ilişkin  görevlerini yerine getirmediği, eşine fiziki şiddet uyguladığı ve  hakaret ettiği davalı-davacının ( kadın ) da kocasının yüzünü  tırmaladığı anlaşılmaktadır. Gerkçekleşen bu olaylara göre evlilik  birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-davacı ( kadın ) az,  davacı-davalı ise daha fazla kusurludur. Hal böyleyken tarafların &#8220;eşit&#8221;  kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak davalı-davacının maddi ve  manevi tazminat isteklerinin reddi doğru görülmemiştir. O halde  davalı-davacı yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddeleri  gereğince, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak  uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekir.</strong></p>
<p>DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli  mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur,  tazminatlar, nafakalar ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak  okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun  sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine  göre davacı-davalının ( koca ) tüm, davalı-davacının ( kadın ) ise  aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.</p>
<p>2-<strong>Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-davalının ( koca  ) evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği, eşine  fiziki şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği davalı-davacının ( kadın ) da  kocasının yüzünü tırmaladığı anlaşılmaktadır</strong>. <span style="text-decoration: underline;">Gerkçekleşen bu  olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-davacı (  kadın ) az, davacı-davalı ise daha fazla kusurludur. </span><strong>Hal  böyleyken tarafların &#8220;eşit&#8221; kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak  davalı-davacının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi doğru  görülmemiştir. O halde davalı-davacı yararına Türk Medeni Kanununun  174/1-2. maddeleri gereğince, tarafların ekonomik ve sosyal durumları  dikkate alınarak uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminat takdir  edilmesi gerekirken, bu isteklerin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir. </strong>SONUÇ  : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2.bentte gösterilen sebeple  BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin  yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın  Göksel&#8217;e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz  başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,  istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Yeliz&#8217;e geri verilmesine,  işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık  olmak üzere, 15.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/bosanmada-kusur-orani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babalar</title>
		<link>http://bosanma.org/babalar</link>
		<comments>http://bosanma.org/babalar#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 14:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bosanma.org/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[Can Dündar’dan Babalar Günü Babasızlar için… Yalnızlar için Sevgililer Günü yazısı yazmışlığım var. Ama bunca yıl yetimler için Babalar Günü yazısı yazmadığımı fark ettim. Fark ettim; çünkü artık ben de onlardan biriyim. Bu, ilk babasız Babalar Günüm benim… * * * Oysa ne kadar da kalabalıkmışız. Kundaktan itibaren üzerine gerilen kanatlardan mahrum kalmış, sessiz, savunmasız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<h1 id="divAdnetKeyword">Can Dündar’dan Babalar Günü</h1>
<h1>Babasızlar için…</h1>
</div>
</div>
<p>Yalnızlar için <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Sevgililer%20Gunu" target="_blank">Sevgililer Günü</a> yazısı yazmışlığım var. Ama bunca yıl yetimler için <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Babalar%20Gunu" target="_blank">Babalar Günü</a> yazısı yazmadığımı fark ettim.<br />
Fark ettim; çünkü artık ben de onlardan biriyim.<br />
Bu, ilk babasız Babalar Günüm benim…<br />
* * *<br />
Oysa ne kadar da kalabalıkmışız.<br />
Kundaktan itibaren üzerine gerilen kanatlardan mahrum kalmış, sessiz,   savunmasız bir orduda askere alınmış gibi hissediyor insan…<br />
Günün birinde herkesin gönülsüz kaydolacağı, mahzun bir yetimler ocağı…<br />
O babasına sarılmış mutlu çocuklardan reklam panoları, evlatları   babalarını sevindirme yarışına davet eden renkli alışveriş çağrıları,   babayla geçirilecek mesut bir günün etkinlik duyuruları, “Babamı   seviyorum” temalı duygusal köşe yazıları…<br />
Meğer “babalılar”ın bu şenliği, “babasızlar”ın yarasına tuz ekermiş.<br />
* * *<br />
Geçen aralıkta babamı kaybettiğimde arayan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ahmet%20Davutoglu" target="_blank">Ahmet Davutoğlu</a>, taziye niyetine bir hadisten söz etmişti:<br />
Adamın biri Hazreti Peygamber’e gitmiş, nasihat istemiş.<br />
“-Baban vefat etti mi” diye sormuş Hazreti Peygamber:<br />
“-Etti, ya Resulullah” demiş adam…<br />
Hazreti Peygamber, “Öyleyse sana nasihat olarak babanın vefatı yeter” cevabını vermiş.<br />
* * *<br />
Çünkü yaş almak, evden ayrılmak, evlenmek filan değil, babadan kopmak bitiriyor çocukluğu insan hayatında…<br />
O büyük dayanaktan yoksun kalmak büyütüyor bir anda…<br />
Çöken duvarın dibinde filizleniyor Âdemoğlu aslında…<br />
Yas günümde arayan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Sezen%20Aksu" target="_blank">Sezen Aksu</a>, “Çocukluğun elinden alınmış gibi olursun şimdi” demişti.<br />
Aynen öyle…<br />
İnsanoğlu, evlatlığını da defnediyor babasıyla birlikte…<br />
Önce tutamaksız kalmış gibi sendeliyor.<br />
Sonra onsuz yürümeyi öğreniyor.<br />
Ve ardından özlemin sonsuzluğu başlıyor.<br />
* * *<br />
İnsan, babası sağ iken bilemiyor, tahmin etse de konduramıyor:<br />
“Bu, onu son görüşüm mü?”<br />
“Elini son öpüşüm mü?”<br />
“Yoksa son Babalar Günüm mü?”<br />
O yüzden son kezmiş gibi doyasıya görmek, öpmek, sevmek gerekiyor.<br />
Öyle yapabildiğim için şanslı sayıyorum kendimi…<br />
Bir süre önce mensubu olduğum ve istemeden koptuğum “babalılar” dünyasındaki kardeşlerime de bunu tavsiye ediyorum.<br />
Yeni katıldığım “babasızlar âlemi”ne gelince…<br />
Herhalde bugün onlarla mezarlıkta buluşacağız.<br />
Babalarımızın saçı yerine taşını okşuyor olacağız.<br />
Benimkinde Cahit Sıtkı’dan bir şiir kazılı…<br />
Babama, unuttuğu bir türküyü hatırlatan mısralar…<br />
Bütün babalara armağan olsun:<br />
* * *<br />
“Öldük, ölümden bir şeyler umarak,<br />
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü…<br />
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,<br />
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,<br />
Alıştığımız bir şeydi yaşamak…”</p>
<p>Bu yazı 16-06-2011 gününe kadar anasayfamız da yer alacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/babalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Çocuklarımız&#8230;.?</title>
		<link>http://bosanma.org/ya-cocuklarimiz</link>
		<comments>http://bosanma.org/ya-cocuklarimiz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2011 09:27:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bosanma.org/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Ya Çocuklarımız&#8230;.? BOŞANMAK MI? YA ÇOCUK(LAR)? &#8220;Evlenmek mi, evliliği sürdürmek mi yoksa boşanmak mı daha zor?&#8221; şeklinde bir soruyla karşı karşıya kalsak, boşanmanın çok zor olduğu yanıtını vereceğinizden eminim&#8230; Kolay mı bin bir umutlarla kurduğunuz, çeşitli zorluklarla elde ettiğiniz, bir de paylaşılamayacak bir veya birkaç çocuk sahibi olduğunuz yuvayı dağıtmaktan daha zor ne olabilir ki! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ya Çocuklarımız&#8230;.?</p>
<p><span><strong>BOŞANMAK MI? YA ÇOCUK(LAR)?</strong></span> <span>&#8220;Evlenmek  mi, evliliği sürdürmek mi yoksa boşanmak mı daha zor?&#8221; şeklinde bir  soruyla karşı karşıya kalsak, boşanmanın çok zor olduğu yanıtını  vereceğinizden eminim&#8230; Kolay mı bin bir umutlarla kurduğunuz, çeşitli  zorluklarla elde ettiğiniz, bir de paylaşılamayacak bir veya birkaç  çocuk sahibi olduğunuz yuvayı dağıtmaktan daha zor ne olabilir ki!  Evlilik en kutsal kurum olsa da eşlerin arzularını, isteklerini,  rüyalarını tam olarak gerçekleştiremeyeceği bir kurumdur da&#8230;</p>
<p>Farklılıkların farkında olmadan evlenen çiftlerin beklentilerini karşılaması da  olanaksızdır. Çünkü, eş olarak tercih ettiğiniz kişi de farklıdır ve onun da  farklı beklentileri vardır. Bu durumları özümseyemeyen, farklılıkları bir  kazanda yoğurup biraz da pişirerek kıvamında ortak bir beklentiye dönüştüremeyen  çiftlerde, boşanma gelip kapıya dayanır ve bir gün de gerçekleşir. Önemli olan  son aşamaya gelmeden yanlış gidişi algılamak, çözüm yolları bulmak, gerekirse  bir uzman desteği almak en akıllıca izlenecek yoldur. Unutulmaması gereken doğru  zamanı seçmek, doğru sözler ve doğru davranışlar sergilemektir&#8230;</p>
<p>Her ne olursa olsun evlenme kadar ayrılmanın da doğal olduğu toplumsal yaşam  içinde ayrılmış eşlerin sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur. Tabii,  anne-babası ayrı olan çocuk sayısı da buna paralel olarak bir hayli fazladır.  Elbette, anne-babanın boşanması, çocuklar üzerinde yaşam boyu etkisini sürdüren  bir olaydır. İşte bu çocukların; yanında kaldığı anne veya baba tarafından  yetiştirilmesi ve eğitilmesi konusunda bir takım sorunlar yaşanılması da  kaçınılmaz bir gerçektir. Genellikle boşanmadan en çok zararlı çıkan ve  etkilenen çocuk ve annedir&#8230; Yüzeysel de olsa bu konu üzerinde fikir jimnastiği  yapmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü ayrılan eşler kendilerinden çok  çocuklarına odaklanmaktalar, bir takım hatalı tutum ve davranışları ile de  kendilerinin ve çocuklarının yaşamını zora sokmaktadırlar&#8230;</p>
<p>Boşanmanın nedenlerini kısaca özetlersek; her iki tarafın alışkanlıkları, tutum  ve davranışları ile uyum sağlayamadıkları, sosyal ve kültür değerler açısından  anlaşamadıkları, fiziksel ve ruhsal olarak yakınlaşma sağlayamadıkları için,  ayrıldıkları zaman daha sağlıklı yaşam sürdürebilecekleri inancı içinde  gerçekleştirdikleri sosyal bir “olgu” olarak ifade edilebiliriz&#8230; Sebebi ne  olursa olsun birey olarak birçok yönleriyle mükemmel özellikler taşıyan bu  kişilerin bir araya geldiklerinde, tüm olumlu yönlerini karşılıklı olarak  etkisiz hale getirmek suretiyle “tatsız tuzsuz bir ortam” yaratmaları kaçınılmaz  sonucu gerçekleştirmektedir. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, eşlerin  ayrılmasını kesinlikle istemesem de böyle bir gerçek vardır ve bunların gelişim  ve eğitiminden sorumlu oldukları çocuk(lar), somut bir gerçek olarak  karşılarında durmaktadır. Bu gerçekten kaçamadığınız ve görmemezlikten  gelemediğinize göre; çocuk sahibi boşanmış eşlerin bir takım şeyleri bilmelerine  karşın dikkat edilmesi gereken hususların açıklanmasının yararlı olacağı  düşünmekteyim.</p>
<p>Tüm anne-babaların çocuklarını en iyi koşullarda yetiştirmek, her yönüyle  donanımlı olmasını sağlamak birincil hedefidir. Bu hedef elbette eşler ayrılsa  da geçerlidir. Boşanmış da olsa; her anne/babanın çocuklarına öncelikle davranış  ve düşünceleriyle iyi bir model olması, ona sevgi, hoşgörü ve anlayışla  yaklaşması gerekir. Çünkü “anne-baba tutum”larının somut bir görüntüsü gibi  çocuğunuz da karşınızda durmaktadır. Onda gördüğünüz olumsuz davranışların  kazanılmasında kimlerin katkısı vardır? Hiç düşündünüz mü? Acı da olsa;  boşanmanın nedenlerinden biri de, her iki tarafın “benmerkezci” özelliklerinden  kaynaklanmış olabileceği söylenebilir. Aynı özelliği çocuğa aktarabilecek  şekilde model olmak benimsenebilecek bir davranış olabilir mi? Kendi kendinize  bir değerlendirme yapar mısınız? Öyleyse; mevcut tutum ve davranışlarımızı  gözden geçirip, sözde değil özde iyi bir model olmaya çalışmak, çocuğa karşı  başlıca göreviniz olmalıdır. Aksi halde çevresindeki diğer kişileri örnek almaya  kalkar ki bunlar da iyi model olmayabilirler.</p>
<p>Ayrılmış anne/ baba; dışarıda olan ebeveynin çocuk tarafından görülmesine olanak  sağlanması çok önemlidir. Kaldı ki anne/babalık mesleğinden boşanmak da olanaklı  değildir. Daima, o sorumluluk üzerinizdedir ve yaşamınız süresince de öyle devam  edecektir. Zaten çocuk hangi ebeveynin yanında kalıyorsa, diğer ebeveyni görmeyi  arzu eder ve onunla geçireceği zaman için kendince planlar yapar ve hatta  hayaller kurar.</p>
<p>Ancak; bu buluşmalarda anne/baba zamanını, çocuk için bol para harcama, onun her  istediğini yapma anlamında değerlendirilmemelidir. Çocuğun sorunları ile  ilgilenme ve eğitimine katkıda bulunacak şekilde doyurucu bir özellik  taşımalıdır. Başka bir deyişle, ilişkiler parasal temele dayalı değil, duygusal  ve eğitimsel temele dayalı bir şekilde yürütülmelidir. Çocukla beraberken gerçek  bir iletişim sağlanmalı ve onun beklentilerine cevap verebilecek kaliteli bir  birliktelik sergilenmelidir. Aksi halde çocuk kendinin ikinci plana atıldığını,  kullanıldığını, sevilmediğini, sanki bir yükmüş gibi hisler geliştirebileceğini  unutmamak gerekir.</p>
<p>Çocuk; ayrı da olsalar anne ve babası ile gurur duyabilmeli ve onlardan her  ortamda övünçle söz edebilmelidir. İsteseniz de istemeseniz de boşanmada en  büyük bedeli yine de çocuklar öder. Sizler öyle içten ve sevgi dolu davranışlar  sergilemelisiniz ki, çocuk boşanmanın kendinden kaynaklandığı hissine  kapılmasın. Yalnız belirttiğimiz bu durum abartıdan uzak, onun yanında ve  destekleyici bir ortamda olmalıdır.</p>
<p>Bir de, kırgınlık ve kızgınlık duygularınızı çocuk kanalıyla biri birinize  taşıma gibi bir tutumdan özellikle kaçınmalısınız. O sizlerin iletişim aracınız  değildir. Evden ayrılan erkekse kesinlikle annenin işini kolaylaştıracak yardım  ve desteği vermelidir. Bu desteği de çocuğuna yapılmış bir destek olduğunun  bilincinde olmalıdır&#8230;</p>
<p>Ayrıca, çocuğa verilen sözler tutulmalı, yerine getirilmeyecek sözler  verilmemeli, yalan söylemekten ve güvenini sarsacak davranışlardan  kaçınılmalıdır. Çocuklar anne/babalarını birlikte tanımış ve onların da birlikte  yaşamasını isterler. Çocukların bu duygusuna saygı gösterilmeli ve tarafların  kendini haklı gösterecek konuşmalardan da kaçınmaları gerekir. Çocuk taraftar  veya hakem değildir&#8230;</p>
<p>Özellikle olumlu bir davranış kazandırmak için veya şaka dahi olsa boşanmalarına  onun neden olduğu izlenimi kesinlikle verilmemelidir. Örneğin; “Sen yaramazlık  yaptığın, derslerinde başarılı olmadığın için baban gitti. Böyle devam edersen  ben de giderim” veya “ne olacak! Babasının oğlu, babandan ne hayır gördüm ki  senden de göreyim?”şeklindeki yaklaşımlar çocukta derin ruhsal bozukluklara yol  açar ki ağırlaşmış sorunlarla yaşarken, yaşamınıza yeni bir takım sorunlar  eklemiş olursunuz.</p>
<p>Boşanma konusunda çocuk sürekli sorular sorabilir. Burada en önemli konu ona  daima doğruyu söylemektir. Boşanmaya yol açan gelişmeleri ve yaşanılan tatsız  olayları anlatmanın hiçbir yararı yoktur. Hatta ayrılma gerçeklemeden bir hafta  öncesinden duruma alıştırma açısından açıklamalarda bulunmak gerekir. Ona şöyle  bir açıklama yapabilirsiniz: “Evlendiğimizde çok mutluyduk, senin de gördüğün  gibi şimdi mutlu değiliz. Ayrı yaşamanın daha iyi olacağına karar verdik.  Boşanmamızın nedeni sen değilsin. Biz ayrı olsak da değişmeyen tek gerçek; baba  ve anne olarak daima senin yanında olacağız ve seni sevmeye devam edeceğiz. Buna  emin olabilirsin.” Şeklinde bir açıklama yapabilirsiniz. Veya karşı tarafı  suçlayıcı ifadelerden kaçınarak “sen de okulda anlaşamadığın biri olursa onunla  aynı sırada oturmak ister misin?” Gibi yumuşak yaklaşımlarla “anlaşamadığınız  için ayrıldığınızı” söyleyebilirsiniz. Önemli olan, her ikinizin de onu  sevdiğiniz duygusunu yaratmaktır. Sizler anne/baba olarak; önemli günlerde bir  araya gelebilmeli, medenice çocuğun geleceği ve eğitimi konusunda  konuşabilmelisiniz. Ona; baba-anne olarak bir araya gelebildiğinizi, kendisiyle  ilgili konuları konuşabildiğinizi ve kararlar alabildiğinizi (tekrar  birleşebilecekmiş gibi bir izlenim yaratmadan) göstermekte son derece yarar  vardır. Bu işlerde onur ve gururu bir tarafa bırakarak birlikte hareket  edebilmek son derece önemlidir. El sıkışarak ayrılabilmek zor da olsa yapılması  gereken saygı duyulacak bir davranıştır. Çünkü anne babası boşanmış çocukların,  psikolojik sorunlar yaşaması, diğer çocuklara göre daha fazla risk altında  olduğu alan uzmanlarınca ifade edilmektedir. Zaten, sadece çocukları için  boşanmaktan kaçınan anne/babaların aile içinde kasıtlı olarak “sessiz kalmaları”  veya “tartışmaları-didişmeleri” çocuğa, ayrılmış olmaktan daha büyük zarar  verdiği de bir gerçektir&#8230;</p>
<p>Günümüzde evliliklerin sona ermesi sık rastlanır sosyal bir sorun olması  nedeniyle birçok çocuk -bebekler hariç- “boşanma”nın ne anlama geldiğini  bilmektedirler. Eğer evliliğiniz bir süredir gergin ve mutsuzsa, çocuğun, ailede  bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkında olması olasılık dahilindedir.  Kavganın -özellikle fiziksel şiddet ve alkolizmin- olumsuz etkilerinin yaşandığı  ailelerde, çocuklar farkında olmadan, anne babalarının ruhsal durumlarını  okumayı öğrenirler. Kızgın ya da mutsuz bir ebeveyne yaklaşmak için en doğru  zamanı çeşitli ayrıntılardan yola çıkarak bulabilirler. Aynı şekilde ne zaman  birlikte olmamaları gerektiğini de bilirler. Ama ayrılacaklarını hiç  düşünemezler. Olay gerçekleştiği, eşlerden birinin ayrıldığını gördüğü anda  sarsılırlar. Özellikle tartışmalardan uzak tutulmuş ve bu durumla karşılaşmış  ise daha büyük bir şok yaşarlar. Her iki durumda da çocuğun aileyi terk etmiş  olan anne/babayı özlemesi son derece doğaldır. Bu duygusunu saygı ve anlayışla  karşılamak gerekir. Çünkü, o taraf tutan bir konumda olamaz ve olmamalıdır da&#8230;</p>
<p>Boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini biraz daha irdeleyecek olursak:<br />
Ailenin dağılması, aynı yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklarda da birçok değişik  duygusal tepkilere yol açar. Bu konuda çocuğun kişilik özellikleri, yaşı,  cinsiyeti, boşanmaya neden olan sorunun niteliği ve onun bu sorunu algılama  biçimi, içinde bulunduğu ortam gibi birçok etmen çocuğun gelişimi ve eğitiminde  etkili olmaktadır. Örneğin yaşı dikkate aldığımızda, bebeklikte; keder, ağlama,  parmak emme, korku nöbetleri,oyuncaklarına sarılma, ayrılık kaygısı, şeklinde tepkiler  görülürken,2-15 yaşlarda; üzüntü, çekilme, anne ya da babasının paçasından  ayrılmama, gelişimini tamamladığı bir alanda tekrar bakım görme arzusu, altını  ıslatma, uyku bozukluğu, ayrılık korkusu ve kaygısı (ilk yıldan itibaren  yoğunluğu gittikçe azalmaktadır.), oyuncaklara karşı kızgınlık ve öfke gösterme  şeklinde dışa vurum görülebilmektedir.</p>
<p>İlköğretim döneminde; üzüntü, annesinin dizinin dibinden ayrılmama, hiç bir  şeyden mutlu olmama ve mızmızlanma, bebeksi konuşma, bağımsızlık ve sorumsuzluk,  okul fobisi, itaatsizlik, okuldan kaçma, suç işleme, huzursuzluk, okul  başarısında azalma şeklinde belirtiler verirken, ergenlik döneminde; gözü yaşlı,  üzüntü ve bitkinlik, okul fobisi, asilik ve karşı gelme, kavgacılık, kabalık,  içki kullanma, evden kaçma, seksüel sapınç, huzursuzluk, okul başarısında düşme  şeklinde tepkisel ve duygusal davranışlar görülebilmektedir.</p>
<p>Demek ki çocuklar, boşanmaya karşı duygusal tepki ve davranışlarını; yaşlarına,  kişilik özelliklerine ve ailenin durumuna göre değişik şekilde  göstermektedirler. Örneğin; erkek çocuklar öfkelerini, kavga ederek, kendisiyle  ilgilenen büyüklerine ve öğretmenlerine karşı çıkarak veya kırıp dökerek açığa  vurabilirler. Her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez ya da etkileri aynı  olsa bile tepkileri ve tepkinin zamanı farklı olabilir&#8230;<br />
Genellikle çocuklar boşanma nedeniyle ailenin dağılmasından dolayı korkuya  kapılırlar. Özellikle okul öncesi dönemde birlikte yaşadığı annenin/babanın  kendini terk etmesinden, evden ayrılan ebeveyninin eskisi kadar sevmemesinden,  beslenme ve barınma gereksinmesinin karşılanamayacağından korkarlar. Bu  korkularını yukarda bahsettiğimiz davranışlarıyla sergilerler. Hatta doğadaki  bir takım olaylarla kendini özdeşleştirmek suretiyle bir takım çeşitli  faraziyeler uydurabilir ve ayrılmanın nedeninin kendilerinden kaynaklandığını  dahi düşünebilirler. Tekrar birlikte olmalarının da kendine bağlı olduğuna  inanabilirler. Bu da gösteriyor ki ayrılan eşlerin, onu umutlandıracak davranış  ve konuşmalardan kaçınmalarında yarar vardır&#8230;</p>
<p>Ayrıca, babasız evde büyüyen erkek çocukların, güçlü erkek modelinden yoksun  kalmaları nedeniyle, daha az rekabetçi oldukları, daha az sporla uğraştıkları,  başkalarına bağımlı ve otoriteye baş kaldırıcı eğilimde oldukları alan  uzmanlarınca ifade edilmektedir.<br />
Anne veya babanın ikinci evlilik yapması durumunda çocuk; gelişim dönemine ve  cinsiyetine göre çeşitli duygusal sorunlar yaşanabilmektedir. Böyle bir durumla  karşı karşıyaysanız bir uzmandan yardım almanızın uygun olacağını düşünmekteyim.</p>
<p>Yukarda yaptığımız açıklamaları özetleyerek boşanmış eşlerin tutum ve  davranışlarını aşağıda belirteceğim doğrultuda sergilemeleri kendileri ve  çocuk(lar) açısından yararlı olur mu? Acaba diye kendi kendimize sorduğumuzda&#8230;  Bunu ancak içinde bulunduğunuz koşullara ve durumunuza uygun olarak siz  gerçekleştirebilir ve uygulayabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Gerçekleştirebilecek öneriler ise:</p>
<p>Kendinize özgü koşullarınız içerisinde; çocuğa, anne/babanın ayrı yaşaması ve  boşanmasının ne anlama geldiği, anne, baba ve kendisinin yaşamında ne gibi  değişiklikler olacağı, onun anlayacağı düzeyde ve özümseterek açıklanması bu  durumun onu, bir süre mutsuz edeceği, olumsuz olarak etkileyeceği, bu konuda  onun bir kusurunun olmadığı, birinizden birinin evden ve dolayısıyla ondan ayrı  kalacağının anlatılması,</p>
<p>Çocuğun yanında kalacak olan anne/baba kendi ailesini toplayarak(aile büyükleri,  teyze/hala, dayı/amca v.b) çocukla ilgili kararlarlardan ve ona karşı  gösterilecek tutum ve davranışlardan herkesi haberdar etmesi ve ayrıca kaldığı  evde ki çocuğa karşı gösterilen tutum ve davranış ile belirli günlerde gittiği  anne/baba ve yakınlarının davranışlarında çelişkinin olmaması ve işbirliğinin  sağlanması için gerekli önlemlerin alınması,<br />
Onun, ayrı olsalar da anne/baba tarafından her zaman sevileceği ve olanaklar  ölçüsünde en iyi şekilde bakılacağı konusunda inandırılması, uygulamanın bu  doğrultuda sergilenmesi, şayet evi terk eden eş, başka biriyle yaşamayı tercih  ettiği için evi terk etmiş ise bu durumun çocuğa söylenmemesi,</p>
<p>Onun; dışarıda olan anne/baba ile mutlu ve sıcak bir ilişki sürdürmesi için  gerekli ortamın hazırlanması, aslında ayrılmaya kesin karar verildiği zaman  evden ayrılacak eş ilk hafta 1-2 gün, sonraki hafta 3-4 gün, daha sonraki  haftalarda da günleri artırarak ayrılması en uygun olanıdır. Çocuk, böyle bir  uygulamada daha kolay uyum sağlayacağı için bu uygulamanın ayrılık öncesinde  gerçekleştirilmesi,</p>
<p>Boşandığınız eşinizden öç almak, onu üzmek veya her hangi bir şey elde etmek  için çocuğu ondan mahrum bırakma gibi bir yolun izlenmemesi, bu durumda asıl  cezalandırılanın çocuğunuz olacağının bilinmesi,</p>
<p>Ayrılmış olmanıza karşın, ayrıldığınız eşinizle ilişkiyi olanaklar ölçüsünde  sorunsuz sürdürmeniz, olanaksız ise, aranızdaki sorunların çocuğa  yansıtılmaması, taraf tutmaya zorlanmaması, karşı tarafı kötüleme veya  olduğundan fazla iyi gösterme çabasına girilmemesi,</p>
<p>Çocuğun kalacağı yerin sürekliliğinin sağlanması, belirli aralıklarla  görüşmelere izin verilmesi, ayrılmanın eşler için de hiç kolay olmadığı dikkate  alınarak psikolojik yardım almaktan da kaçınılmaması, (sürekli ağlayan anne,  kumrular gibi düşünen baba çocuğa yeterli güveni veremez.)</p>
<p>Boşanma süresinde çocuklar; mahkeme, eşya dağılımı ve nafaka gibi işlemlerden  uzak tutulması, bu arada çocuğa karşı duyulan eziklik veya duygusal nedenlerle  verilecek her türlü tavizin ona yarar değil zarar vereceğinin bilinmesi,</p>
<p>Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez. Şayet yeni bir ilişki  yaşıyorsanız çocuk duruma alışıncaya kadar ona bu ilişkiden söz edilmemesi,</p>
<p>Şeklinde önerilerde bulunulabilir. Ancak bu öneriler tek ve mutlak doğrular  değildir. Sizler bunlardan esinlenerek en uygun tutum ve davranışları  belirleyerek uygulamaya koyabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Tüm aile bireylerinin bir arada yaşadığı, her bireyin kendince beklentilerinin  karşılandığı, sevgi ve mutluluğu yakaladığı bir ortamda yaşamaları dileğiyle&#8230;</p>
<p>İsmail KARAYILAN</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/ya-cocuklarimiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynı İşyerinde Çalışan Bir Başka Erkekle Telefonla Görüşme Mesaj Gönderme ve Bu Kişinin Arabasına Binmiş Olma Zina Mıdır?</title>
		<link>http://bosanma.org/ayni-isyerinde-calisan-bir-baska-erkekle-telefonla-gorusme-mesaj-gonderme-ve-bu-kisinin-arabasina-binmis-olma-zina-midir</link>
		<comments>http://bosanma.org/ayni-isyerinde-calisan-bir-baska-erkekle-telefonla-gorusme-mesaj-gonderme-ve-bu-kisinin-arabasina-binmis-olma-zina-midir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2011 09:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bosanma.org/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2008/20278 K. 2010/1423 T. 1.2.2010 • BOŞANMA ( Dosyada Davacı-Davalının Zina Yaptığına İlişkin Yeterli Kanıt Bulunmadığı &#8211; Aynı İşyerinde Çalışan Bir Başka Erkekle Telefonla Görüşme Mesaj Gönderme ve Bu Kişinin Arabasına Binmiş Olma Zinaya Delalet Eden Davranışlar Niteliğinde Olmadığı ) • ZİNA SEBEBİNE DAYALI BOŞANMA İSTEMİ ( Aynı İşyerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2008/20278<br />
K. 2010/1423<br />
T. 1.2.2010</p>
<p>• BOŞANMA ( <strong>Dosyada Davacı-Davalının Zina Yaptığına İlişkin Yeterli  Kanıt Bulunmadığı &#8211; Aynı İşyerinde Çalışan Bir Başka Erkekle Telefonla  Görüşme Mesaj Gönderme ve Bu Kişinin Arabasına Binmiş Olma Zinaya  Delalet Eden Davranışlar Niteliğinde Olmadığı </strong>)</p>
<p>• ZİNA SEBEBİNE DAYALI BOŞANMA İSTEMİ ( <strong>Aynı İşyerinde Çalışan Bir  Başka Erkekle Telefonla Görüşme Mesaj Gönderme ve Bu Kişinin Arabasına  Binmiş Olma Zinaya Delalet Eden Davranışlar Niteliğinde Olmadığından  Reddi Gereği )</strong><br />
• EŞYA TALEBİ ( Dava Konusu Yapılan Buzdolabı Çamaşır Makinesi ve  Fırınlı Ocağın Davacı-Davalı Tarafından Evlilik Birliğine Çeyiz Olarak  Getirildiği ve Bu Eşyaların Davacı-Davalı Kadına Ait Olduğu &#8211;  Davacı-Davalının Bu Eşyalarla İlgili Talebinin Kabulü Gerektiği )</p>
<p>4721/m.161</p>
<p>ÖZET :<strong> Dosyada davacı-davalının zina yaptığına ilişkin yeterli kanıt  bulunmamaktadır. Aynı işyerinde çalışan bir başka erkekle telefonla  görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya  delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut bulmamıştır.  Açıklanan nedenle davalı-davacının zina sebebine dayanan boşanma  davasının reddi gerekir.</strong></p>
<p>Dava konusu yapılan buzdolabı, çamaşır makinesi ve fırınlı ocağın  davacı-davalı tarafından evlilik birliğine çeyiz olarak getirildiği ve  bu eşyaların davacı-davalı kadına ait olduğu, davalı-davacı ( koca )&#8217;nın  babasının evinde kaldığı gerçekleşmiştir. Öyleyse davacı-davalının bu  eşyalarla ilgili talebinin kabulü gerekir.</p>
<p>DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli  mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm  davacı-davalı ( kadın ) tarafından kocanın boşanma davası, yoksulluk  nafakası, tazminatlar, ziynetler ve çehiz eşyaları yönünden temyiz  edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>KARAR : 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun  sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine  göre davacı-davalının ziynetlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.</p>
<p>2- Davalı-davacı ( koca ) vekili, birleşen boşanma davasını 31.7.2008  tarihli oturumda zina ( TMK. m. 161 ) sebebine dayandırdıklarını  açıklamış, mahkemece de birleşen boşanma davasının bu sebebe dayandığı  kabul edilmiştir. <strong>Dosyada davacı-davalının zina yaptığına ilişkin  yeterli kanıt bulunmamaktadır. Aynı işyerinde çalışan bir başka erkekle  telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma,  zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut  bulmamıştır. Açıklanan nedenle davalı-davacnın zina sebebine dayanan  boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde  hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. </strong>3- Dava konusu yapılan  buzdolabı, çamaşır makinesi ve fırınlı ocağın davacı-davalı tarafından  evlilik birliğine çehiz olarak getirildiği ve bu eşyaların davacı-davalı  kadına ait olduğu, davalı-davacı ( koca )&#8217;nın babasının evinde kaldığı  gerçekleşmiştir. Öyleyse davacı-davalının bu eşyalarla ilgili talebinin  kabulü gerekirken reddi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>SONUÇ : Hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle  BOZULMASINA, 2. bentteki bozma sebebine göre davacı-davalının yoksulluk  nafakası ve tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik  incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan ve  incelenmeyen yönler haricindeki temyize konu bölümlerinin yukarıda 1.  bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana  geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar  düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.02.2010 gününde oybirliğiyle karar  verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/ayni-isyerinde-calisan-bir-baska-erkekle-telefonla-gorusme-mesaj-gonderme-ve-bu-kisinin-arabasina-binmis-olma-zina-midir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerin boşanma gerekçeleri</title>
		<link>http://bosanma.org/turklerin-bosanma-gerekceleri</link>
		<comments>http://bosanma.org/turklerin-bosanma-gerekceleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 08:04:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma gerekçeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[İşte Türklerin boşanma gerekçeleri Türklerin 1964 ile 2008 yılları arasındaki boşanma gerekçeleri kitap oldu. İşte avukat Mehmet Şerif Sağıroğlu derlediği Türkiye’de mahkemelere yansıyan gerçek boşanma nedenleri: Boşanma konusunda aile mahkemelerince verilen ilginç kararlar, avukat Mehmet Şerif Sağıroğlu tarafından “neden boşandılar’ adlı kitapta bir araya getirildi. Kitabın ”Türkiye’de mahkemelere yansıyan gerçek boşanma nedenleri” başlıklı bölümünde, Yargıtay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><img class="alignnone size-full wp-image-226" title="kadin_bosanma" src="http://bosanma.org/wp-content/uploads/2009/08/ekadin_bosanma.jpg" alt="kadin_bosanma" width="248" height="248" /></h2>
<h2>İşte Türklerin boşanma gerekçeleri</h2>
<p>Türklerin 1964 ile 2008 yılları arasındaki boşanma gerekçeleri kitap oldu. İşte avukat Mehmet Şerif Sağıroğlu derlediği Türkiye’de mahkemelere yansıyan gerçek boşanma nedenleri:</p>
<p>Boşanma konusunda aile mahkemelerince verilen ilginç kararlar, avukat Mehmet Şerif Sağıroğlu tarafından “neden boşandılar’ adlı kitapta bir araya getirildi.</p>
<p>Kitabın ”Türkiye’de mahkemelere yansıyan gerçek boşanma nedenleri” başlıklı bölümünde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Hukuk Genel Daireleri’nce boşanma davalarına ilişkin 1964 ile 2008 yılları arasında verilen değişik kararlar yer aldı.</p>
<p><span style="font-size: small; color: #ff0000;"><strong>Bu kararlardan bazıları şöyle:</strong></span></p>
<p>”-Kadının ırzına geçilmiş olması, kocası açısından ortak hayatı çekilmez hale getiren bir olaydır. Türk toplumu, karısı böyle bir duruma düşen kocadan karısını şefkatle bağrına basmasını beklemez. Bu şartlar altında kocayı müşterek hayatı devam ettirmeye zorlamak haksızlık olur. Bu halde boşanmaya karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/1 Mart 1976)</p>
<p>-Hangi nedenle olursa olsun cinsel uyum ve doyumun sağlanmaması evlilik birliğini temelinden sarsar. Olayımızda kocanın cinsel organı normal yapıda olmasına rağmen psikolojik nedenlerle olsa dahi 8 aylık evlilik süresinde eşinin kızlığını bozamamış olması, evlilik birliğini temelinden sarsar. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/25 Ocak 1990)</p>
<p>-Davalı kadının gerçekten kesin yasağı bile söz konusu olmayan ve yoruma açık bulunan tesettür (örtünme) hususunda bağdaşmaz bir tutum içine girmesi müsamaha ile karşılanamaz. Nişan töreninde başörtüsüz fotoğraf çektirmiş ve orta öğretim sırasında yine örtünmeyi düşünmemiş bir kızın evlendikten sonra başörtüsüyle gezmekte ısrar etmesi uygun bir davranış sayılmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/25 Ocak 1983)</p>
<p>-Evlilik hayatında kadın ve erkeğin birbirine her bakımdan zevkle yaklaşması ve bu suretle cinsel doyuma ulaşmaları asıldır. Erkek görünüşlü ve ömür boyu ilaç gücüyle dişiliğini korumaya çaba sarf eden bir kadınla erkeğin yaşamaya zorlanması mümkün değildir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/14 Mayıs 1981)</p>
<p>-Tarafların 3 yıldır aynı evde 2 yabancı gibi yaşadıkları, aynı ortamda yemek yemedikleri, farklı odalarda yattıkları, kadının istek ve düşüncelerini yazıp kapı altından atmak suretiyle kocasıyla iletişim kurduğu, bu yazılarda kocasından nefret ettiğini de belirttiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/17 Aralık 2003)</p>
<p>-Davacı kocanın davalı kadını evden kovduğu, davacı kadının ise kocasının kendisini daha çok sevmesini temin amacıyla onun yemeğine tırnak, idrar ve kan kattığını beyan ettiğinin anlaşılmasına göre davacı kadın daha ziyade kusurludur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi/26 Şubat 2002)”</p>
<p><strong><span style="font-size: small; color: #ff0000;">BAZI KARAR GEREKÇELERİ</span></strong></p>
<p>Boşanma davalarında karar gerekçeleri arasında yer alan bazı ifadeler de kitapta şöyle sıralandı:</p>
<p>”-Kadının kocasının cebinden habersiz para alması güven duygusunu sarsıcı ve ahlak kurallarına ters düşen bir eylemdir</p>
<p>-Kocanın geceleri yatağını sık sık ıslattığı ve bu rahatsızlığın sürekli nitelikte olduğunun tıbbi raporla sabit olduğu anlaşıldığından, kadının bu duruma katlanması beklenemez</p>
<p>-Kadının iki taraflı ve doğuştan kalça çıkığı cinsel birleşmeyi zorlaştırdığına göre evlilik çekilmez haldedir</p>
<p>-Kocanın evlilik görevlerini yerine getirmediği, karısını ‘Seni boşadım, boşsun’ diyerek evden kovduğu anlaşılmaktadır</p>
<p>-Kocanın karısını devamlı olarak silahla tehdit ettiği, dövdüğü, halıya sarıp üzerine oturduğu anlaşılmaktadır</p>
<p>-Kocanın karısına kötü muamelede bulunduğu, karısının iç çamaşırlarını balkondan attığı, diğer eşyalarını da evden attığı anlaşılmaktadır</p>
<p>-Kadının kendisini aşırı şekilde ibadete verdiği, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocuklarla ilgilenmediği anlaşılmaktadır</p>
<p>-Kadının alışılagelmiş temizlik kurallarına uymadığı, adeta saçından yağ damladığı ve koktuğu anlaşılmaktadır</p>
<p>-Kadının televizyona çıkarak aile sırlarını açıkladığı anlaşılmaktadır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/turklerin-bosanma-gerekceleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun Babasından Karşılaması Gereken Temel İhtiyacları</title>
		<link>http://bosanma.org/cocugun-babasindan-karsilamasi-gereken-temel-ihtiyaclari</link>
		<comments>http://bosanma.org/cocugun-babasindan-karsilamasi-gereken-temel-ihtiyaclari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 19:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun Babasından Karşılaması Gereken Sekiz Temel İhtiyacı 1. SEVGI : Baba çocuğuna olan sevgisini soylemekle yetinmek yerine bunu ona davranışlariyla da göstermelidir. Randevu saatine gecikmemek, cocugun spor etkinligi veya okul gösterilerini kaçırmadan orada bulunmak, çocuğun sevildiğine inanıp güvenmesi için çok gereklidir. 2. ZAMAN: Toplum erkekten cok calisip cok kazanmasini beklerken, evde zaman gecirmesine pek sicak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-223" title="bosanma resim" src="http://www.bosanma.org/wp-content/uploads/2009/07/bosanma-resim.jpg" alt="bosanma resim" width="450" height="453" /></p>
<p>Çocuğun Babasından Karşılaması Gereken Sekiz Temel İhtiyacı<br />
1. SEVGI : Baba çocuğuna olan sevgisini soylemekle yetinmek yerine bunu ona davranışlariyla da göstermelidir. Randevu saatine gecikmemek, cocugun spor etkinligi veya okul gösterilerini kaçırmadan orada bulunmak, çocuğun sevildiğine inanıp güvenmesi için çok gereklidir.<br />
2. ZAMAN: Toplum erkekten cok calisip cok kazanmasini beklerken, evde zaman gecirmesine pek sicak bakmaz. Bu yuzden bir baba evde zaman gecirmekten rahatsiz olabilir. Oysa cocuk babayla yeterli ve kaliteli zaman gecirmeye ihtiyac duyar.<br />
3. ÖVGÜ: Cocuk ogretmenlerinden, arkadas ve akrabalarindan ovgu alsa bile, babasinin kendisiyle gurur duydugunu gormek ister. Spordaki basarilarini, derslerdeki basarilarini sik sik ovmeniz onun kendisinle gurur duyan ozguvenli bir birey olmasi icin cok onemlidir.<br />
4. ÖZGÜVEN: Cocuklariniz icin surekli endise duymaniz onlarin kendilerine olan guvenlerini sarsar. Sizden uzaktayken onlarin baslarinin caresine bakacaklari konusunda endise duymadiginizi belirtmeniz gerekir.<br />
5. SINIRLAR: Sosyal davranislar konusunda sinirlar belirlenerek onlara kabul edilebilir bir birey olmalari ogretilmelidir. Cocuk kendi icsel sinirlarini, ebeveynlerinin cizdigi dis sinirlar yardimiyla belirler.<br />
6. YAPTIRIM: Sınırlar ihlal edildiğinde bunun sonucu ne ile karsilasacagi ogretilmezse, sadece konusmak bir ise yaramaz. Yasina gore cocuga davranisinin bedeli odetilmelidir. Bu ona siddet uygulamak degil, anlayabilecegi bir ceza vermek olmalidir. 3-5 yasindaki kavga eden kardeslerin ayri odalarda 5 dakika kadar tutulup neyi yanlis yaptiklarini dusunmelerini saglamak, 10 yasindaki cocuk sokaktan eve gec geldiginde TV izlemesini yasaklamak gibi.<br />
7. TUTARLILIK: Cocuga verilen sozler mutlaka yerine getirilmelidir. Saat altida alip yemege gotureceginizi soylediginiz cocuk sizi sekize kadar beklerse kendisini degersiz hissedecektir. Suc islediginde odemesi gereken bedel ihmal edildiginde tehditlerinize onem vermeyecektir.<br />
8. YAŞITLARIYLA İLİŞKİ: Cocugun akranlariyla zaman gecirmesi desteklenmelidir. Sizinle gorusmesi gereken zamanda da olsa arkadaslarinla program yapmasini hos gormelisiniz.<br />
Baba Olmanın Dört Gerçeği<br />
1. Baba, çocuğun hayatında yol gösteren etkenlerden sadece bir tanesidir. Anne, öğretmenler, arkadaşlar, televizyon vs. gibi örneklerin arasında yer alan seslerden sadece biridir. Birden fazla cocugu olan babalarin cok iyi bildigi gibi her cocuk farkli bir ailede yetismis gibi kendi kisiligini olusturur. Yani baba tek ornekleme olarak cocugun karakterine damga vuramaz.<br />
2. Her yaş gurubundaki cocuga ayni sekilde babalik yapmamalisiniz. Bir bebegin daha sefkatli bir babaliga ihtiyaci varken, ergenlik oncesi ya da sonrasi bir cocuk babasindan daha farkli duygusal, sosyal ve psikolojik destege ihtiyac duyar.<br />
3. Buyudukce cocuklarin ozgurluk istekleri artar. Hangi yasta ne kadar ozgurluk taninmasi gerektigini bilmek, babaligin zorluklarindan biridir. Cocuk risk almaya cesaretlendirilirken, sinirlarini da bilmelidir.<br />
4. Her çocuğun kişiliği farklıdir. Öğrenme kapasitesi, strese, zorluğa dayanıklılığı, girişkenliği, ilgi alanlari gibi bir çok farklılıklar gösterirler ve siz her çocuğa aynı şekilde babalık yapamazsınız.<br />
Dört Farkli Baba Tipi<br />
1. Cocuklarin farkli olmasi gibi her babanin da kisiligi ayridir. Tipik babalik yontemlerinden ilki otoriter babaliktir. Baba koydugu kurallara sorgusuz sualsiz uyulmasini bekler. Bu stil sevgi ve sefkatle desteklenmezse cocuk neden zorlandigini anlayamaz ve babaya darginlik duyar. Bu stilin avantaji sosyal parametrelere uygun ve duzenli aile anlayisi gelismis birey yetistirmektir. Dezavantaji, kendi dogrularini bulmak yerine empoze edilen kurallara hemen uyma tembelligini secen bireyler yetismesidir. Cocuk hatalardan ogrenmek yerine, ona ogretilenlerle sinirli kalir, bir yetiskin oldugunda kendi kararlarini veremez.<br />
2. Diger bir babalik şekli cok hoşgorulu olmaktir. Cocuğa her istediği verilir, onu mutlu edecek her yol denenir. Bu cocuklar kendi yollarini cizemez yetiskin olduklarinda hedef belirleyemezler. Cocugun baba tarafindan belirlenmis sinirlara da ihtiyaci vardir.<br />
3. Yukaridaki babalik sekline yakin bir digeri de yine cok hosgorulu olmak ama cocugun nerde ne yaptigi ile hic ilgilenmemektir. Isi ve kendi ozel hayatiyla cok fazla mesgul babalar cok gec oluncaya kadar olanlardan habersiz kalir ve cocuk babasinin ve kendisinin gozunde degersiz oldugunu dusunur. Buna babalik yontemi yerine kisaca babalik yapmamak da denebilir.<br />
4. Hoşgörülü-otoriter baba çocuğa hayatı kendi basina öğrenme özgurlugu tanırken, aynı zamanda belli sınırlar koyar. Bu cocuklar gelisme ozgurlugunu ve baba otoritesinin yol gosterici etkisini birlikte yaşar, daha iyi yetişirler.<br />
Kaynak:<br />
“Divorced Dad’s Survival Book /<br />
How to Stay Connected With Your Kids”<br />
Yazarlar : David Knox PhD, Kermit Leggett&lt;&#8211;&gt;<br />
Çocuğun Babasından Karşılaması Gereken Sekiz Temel İhtiyacı<br />
1. SEVGI : Baba çocuğuna olan sevgisini soylemekle yetinmek yerine bunu ona davranışlariyla da göstermelidir. Randevu saatine gecikmemek, cocugun spor etkinligi veya okul gösterilerini kaçırmadan orada bulunmak, çocuğun sevildiğine inanıp güvenmesi için çok gereklidir.<br />
2. ZAMAN: Toplum erkekten cok calisip cok kazanmasini beklerken, evde zaman gecirmesine pek sicak bakmaz. Bu yuzden bir baba evde zaman gecirmekten rahatsiz olabilir. Oysa cocuk babayla yeterli ve kaliteli zaman gecirmeye ihtiyac duyar.<br />
3. ÖVGÜ: Cocuk ogretmenlerinden, arkadas ve akrabalarindan ovgu alsa bile, babasinin kendisiyle gurur duydugunu gormek ister. Spordaki basarilarini, derslerdeki basarilarini sik sik ovmeniz onun kendisinle gurur duyan ozguvenli bir birey olmasi icin cok onemlidir.<br />
4. ÖZGÜVEN: Cocuklariniz icin surekli endise duymaniz onlarin kendilerine olan guvenlerini sarsar. Sizden uzaktayken onlarin baslarinin caresine bakacaklari konusunda endise duymadiginizi belirtmeniz gerekir.<br />
5. SINIRLAR: Sosyal davranislar konusunda sinirlar belirlenerek onlara kabul edilebilir bir birey olmalari ogretilmelidir. Cocuk kendi icsel sinirlarini, ebeveynlerinin cizdigi dis sinirlar yardimiyla belirler.<br />
6. YAPTIRIM: Sınırlar ihlal edildiğinde bunun sonucu ne ile karsilasacagi ogretilmezse, sadece konusmak bir ise yaramaz. Yasina gore cocuga davranisinin bedeli odetilmelidir. Bu ona siddet uygulamak degil, anlayabilecegi bir ceza vermek olmalidir. 3-5 yasindaki kavga eden kardeslerin ayri odalarda 5 dakika kadar tutulup neyi yanlis yaptiklarini dusunmelerini saglamak, 10 yasindaki cocuk sokaktan eve gec geldiginde TV izlemesini yasaklamak gibi.<br />
7. TUTARLILIK: Cocuga verilen sozler mutlaka yerine getirilmelidir. Saat altida alip yemege gotureceginizi soylediginiz cocuk sizi sekize kadar beklerse kendisini degersiz hissedecektir. Suc islediginde odemesi gereken bedel ihmal edildiginde tehditlerinize onem vermeyecektir.<br />
8. YAŞITLARIYLA İLİŞKİ: Cocugun akranlariyla zaman gecirmesi desteklenmelidir. Sizinle gorusmesi gereken zamanda da olsa arkadaslarinla program yapmasini hos gormelisiniz.<br />
Baba Olmanın Dört Gerçeği<br />
1. Baba, çocuğun hayatında yol gösteren etkenlerden sadece bir tanesidir. Anne, öğretmenler, arkadaşlar, televizyon vs. gibi örneklerin arasında yer alan seslerden sadece biridir. Birden fazla cocugu olan babalarin cok iyi bildigi gibi her cocuk farkli bir ailede yetismis gibi kendi kisiligini olusturur. Yani baba tek ornekleme olarak cocugun karakterine damga vuramaz.<br />
2. Her yaş gurubundaki cocuga ayni sekilde babalik yapmamalisiniz. Bir bebegin daha sefkatli bir babaliga ihtiyaci varken, ergenlik oncesi ya da sonrasi bir cocuk babasindan daha farkli duygusal, sosyal ve psikolojik destege ihtiyac duyar.<br />
3. Buyudukce cocuklarin ozgurluk istekleri artar. Hangi yasta ne kadar ozgurluk taninmasi gerektigini bilmek, babaligin zorluklarindan biridir. Cocuk risk almaya cesaretlendirilirken, sinirlarini da bilmelidir.<br />
4. Her çocuğun kişiliği farklıdir. Öğrenme kapasitesi, strese, zorluğa dayanıklılığı, girişkenliği, ilgi alanlari gibi bir çok farklılıklar gösterirler ve siz her çocuğa aynı şekilde babalık yapamazsınız.<br />
Dört Farkli Baba Tipi<br />
1. Cocuklarin farkli olmasi gibi her babanin da kisiligi ayridir. Tipik babalik yontemlerinden ilki otoriter babaliktir. Baba koydugu kurallara sorgusuz sualsiz uyulmasini bekler. Bu stil sevgi ve sefkatle desteklenmezse cocuk neden zorlandigini anlayamaz ve babaya darginlik duyar. Bu stilin avantaji sosyal parametrelere uygun ve duzenli aile anlayisi gelismis birey yetistirmektir. Dezavantaji, kendi dogrularini bulmak yerine empoze edilen kurallara hemen uyma tembelligini secen bireyler yetismesidir. Cocuk hatalardan ogrenmek yerine, ona ogretilenlerle sinirli kalir, bir yetiskin oldugunda kendi kararlarini veremez.<br />
2. Diger bir babalik şekli cok hoşgorulu olmaktir. Cocuğa her istediği verilir, onu mutlu edecek her yol denenir. Bu cocuklar kendi yollarini cizemez yetiskin olduklarinda hedef belirleyemezler. Cocugun baba tarafindan belirlenmis sinirlara da ihtiyaci vardir.<br />
3. Yukaridaki babalik sekline yakin bir digeri de yine cok hosgorulu olmak ama cocugun nerde ne yaptigi ile hic ilgilenmemektir. Isi ve kendi ozel hayatiyla cok fazla mesgul babalar cok gec oluncaya kadar olanlardan habersiz kalir ve cocuk babasinin ve kendisinin gozunde degersiz oldugunu dusunur. Buna babalik yontemi yerine kisaca babalik yapmamak da denebilir.<br />
4. Hoşgörülü-otoriter baba çocuğa hayatı kendi basina öğrenme özgurlugu tanırken, aynı zamanda belli sınırlar koyar. Bu cocuklar gelisme ozgurlugunu ve baba otoritesinin yol gosterici etkisini birlikte yaşar, daha iyi yetişirler.<br />
Kaynak:<br />
“Divorced Dad’s Survival Book /<br />
How to Stay Connected With Your Kids”<br />
Yazarlar : David Knox PhD, Kermit Leggett</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/cocugun-babasindan-karsilamasi-gereken-temel-ihtiyaclari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MK.166 / son maddesine göre boşanma dava dilekçesi örneği</title>
		<link>http://bosanma.org/mk166-son-maddesine-gore-baosanma-dava-dilekcesi-ornegi</link>
		<comments>http://bosanma.org/mk166-son-maddesine-gore-baosanma-dava-dilekcesi-ornegi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 08:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[NÖBETÇİ AİLE  MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ&#8217; NE DAVACI                     : VEKİLİ                                   : DAVALI                      : KONU                          :  MK.166 / son maddesi gereği boşanma talebidir. AÇIKLAMALAR         : 1- Müvekkilim ile davalı &#8230;. yılında evlenmişlerdir.Tarafların &#8230;.doğumlu Öz&#8230;, 1&#8230;. doğumlu &#8230;em adında müşterek çocukları bulunmaktadır. 2- Müvekkilim karşı yan ile görücü usulü ile evlenmiş bulunmaktadır. Her iki taraf da başlangıçtan beri birbirlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">NÖBETÇİ AİLE  MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ&#8217; NE</p>
<p>DAVACI                     :</p>
<p>VEKİLİ                                   :</p>
<p>DAVALI                      :</p>
<p>KONU                          :  MK.166 / son maddesi gereği boşanma talebidir.</p>
<p>AÇIKLAMALAR         :</p>
<p><strong>1- </strong> Müvekkilim ile davalı &#8230;. yılında evlenmişlerdir.Tarafların &#8230;.doğumlu Öz&#8230;, 1&#8230;. doğumlu &#8230;em adında müşterek çocukları bulunmaktadır.</p>
<p><strong>2- </strong> Müvekkilim karşı yan ile görücü usulü ile evlenmiş bulunmaktadır. Her iki taraf da başlangıçtan beri birbirlerini istememişler ancak ailelerin ve akrabalarının baskısın dayanamayarak bu evlilik kararına onay vermek zorunda kalmışlardır.Evliliğin ilk dönemlerinde,  geçim zorlukları,  çocuklarının bakım ve eğitimi için mücadele eden taraflar arasında, zaman içerisinde giderek artan boyutlarda sorunlar yaşanmaya başlamıştır.</p>
<p><strong>3- </strong>Müvekkilim öğretmenlik  yaparken ( şu anda emekli ), yaşam koşullarını bir nebze daha iyileştirebilme adına ikinci işlerde çalışmaktadır. Buna karşılık o dönemde ev hanımı olan davalı taraftan gerekli anlayış, ilgi ve desteği görememiştir.</p>
<p><strong>4-</strong> Eşler arasındaki uyumsuzluk, tarafların ve çocuklarının ortak yaşamının onarılmaz yaralar almasına neden olmuş, birlikte yaşam çekilmez hale gelmiştir. Bunun sonucunda müvekkilim tarafından boşanma davası açılmıştır.</p>
<p><strong>&#8230;&#8230; . Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin &#8230;.. E- &#8230;.. K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda, boşanmaya karar verilebilmesi için  yeterli kanaat oluşmadığından DAVANIN  REDDİNE  karar verilmiştir. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Verilen karar </strong><strong>&#8230;&#8230;&#8230;..</strong><strong>tarihinde KESİNLEŞMİŞTİR.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 5- Taraflar, dava tarihinden beri ayrı yaşamaktadırlar. Boşanma davası red edilmesine rağmen, evlilik birliğini  sürdürme isteği duymamış ve bu amaçla hiçbir şekilde bir araya gelmemişlerdir. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 6- </strong>Tarafların müşterek çocukları sürekli olarak müvekkilin yanında yaşamışlar, her türlü  gereksinimleri müvekkilim  tarafından severek ve isteyerek karşılanmıştır<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 7- Müvekkilim, davalı eşi tarafından nafaka borcu nedeniyle İCRA TAKİBİNE maruz bırakılmış, müşterek çocukları &#8230;&#8230;M ile birlikte yaşadıkları evde haciz işlemi yapılmıştır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Mahkeme ilamında KESİNLEŞME TARİHİNE KADAR nafakaya hükmedilmiş olduğu halde, KESİNLEŞME TARİHİNDEN SONRA DA -yanında kalmasına rağmen- müşterek çocukları &#8230;&#8230;..M  ve DAVALI EŞİ İÇİN yıllarca nafaka ödemiştir. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Davalı bu arada işe girmiş ve halen de çalışmaktadır. Başka bir ifade ile kendi geçimini sağlayabilecek durumdadır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> 8- Davalı yan, müvekkilimin YASAL BİR ZORUNLULUK olmadığını bilmeden ödemeye devam ettiği nafakayı, yıllarca alıp kullanmış, kötü niyetini adeta tescil eder şekilde davranmıştır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yapılan açıklamalar doğrultusunda  tarafların boşanmalarına, müşterek çocukları &#8230;&#8230;..M&#8217; in velayetinin davacı müvekkile verilmesine karar verilmesi istemiyle, Sayın Mahkemenize  başvuru gereği duyulmuştur.</p>
<p><strong>YASAL NEDENLER           : </strong>MK.166 / son maddesi,<strong>, sair yasal mevzuat.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>KANITLAR                : </strong>&#8230;&#8230;&#8230;. K. sayılı dosyası, &#8230;&#8230;.. icra dosyası, tanık anlatımları, nüfus kayıtları, sair her türlü delil.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM   : Sunulan nedenlerle;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1- </strong><strong>Tarafların BOŞANMALARINA,</strong></p>
<p><strong>2- </strong><strong>Müşterek çocukları &#8230;&#8230;&#8230;m&#8217; in velayetinin müvekkilime verilmesine,</strong></p>
<p><strong>3- </strong><strong>Yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini,</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Müvekkilim adına saygı ile arz ve talep ederim<strong>. </strong></p>
<p><strong> E k i     : </strong></p>
<p><strong> </strong>Vekaletname sureti <strong> DAVACI VEKİLİ </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/mk166-son-maddesine-gore-baosanma-dava-dilekcesi-ornegi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İştirak nafakası</title>
		<link>http://bosanma.org/istirak-nafakasi-3</link>
		<comments>http://bosanma.org/istirak-nafakasi-3#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 16:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nafaka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre ve birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli dikkate alınarak takdir edilir. İştirak nafakasının artırılması davasında, davalının gelir durumu tam ve sağlıklı bir şekilde tespit edildikten sonra, tarafların iktisadi durumuna göre çocukların özel okula gönderilmesinde ısrar edilmesinin tarafların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre ve birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli dikkate alınarak takdir edilir. İştirak nafakasının artırılması davasında, davalının gelir durumu tam ve sağlıklı bir şekilde tespit edildikten sonra, tarafların iktisadi durumuna göre çocukların özel okula gönderilmesinde ısrar edilmesinin tarafların durumuna uygun olup olmadığı tartışılarak oluşacak sonuç dairesinde küçüklerin ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde nafakaya hükmedilmesi gerekir.</p>
<p>Yargıtay Kararı<br />
T.C. Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi<br />
Esas No: 2004/14293 Karar No: 2004/14078 Tarihi: 20.12.2004</p>
<p>• İştirak Nafakası<br />
• Özel Okul Giderlerinin Nafaka ile Karşılanması<br />
• Nafaka Artırım Oranı<br />
• İştirak Nafakasının Belirlenmesi</p>
<p>ÖZET :<br />
İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre ve birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli dikkate alınarak takdir edilir. İştirak nafakasının artırılması davasında, davalının gelir durumu tam ve sağlıklı bir şekilde tespit edildikten sonra, tarafların iktisadi durumuna göre çocukların özel okula gönderilmesinde ısrar edilmesinin tarafların durumuna uygun olup olmadığı tartışılarak oluşacak sonuç dairesinde küçüklerin ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde nafakaya hükmedilmesi gerekir.<br />
Ayrıca, gelecek yıllar için de nafaka artırımı talep edilmesi halinde, Devlet İstatistik Enstitüsünce açıklanan TEFE artış oranında artırım yapılması uygundur.</p>
<p>(4721 s.  m. 176/5, 182)</p>
<p>TAM METİN :<br />
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.<br />
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.<br />
Davacı vekili dilekçesi ile; velayeti anneye verilen çocuklar için halen ödenmekte olan toplam; 90.000.000 lira iştirak nafakasının artırılarak her bir çocuk için 1.000.000.000 liraya yükseltilmesine karar verilmesini ayrıca, TMK&#8217;nın 176. maddesinin 5. paragrafı gereğince artış öngörülmesine ve özel okul ücreti olarak 7.184.000.000 liranın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle; velayeti davacıya verilen müşterek çocukların her biri için aylık nafakanın 400.000.000 liraya yükseltilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmektedir.<br />
İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır.<br />
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında; davacı annenin çalışmadığı ve bir gelirinin bulunmadığı; davalının ise, beyaz eşya ticareti ile uğraştığı yaklaşık aylık 1.000.000.000 lira kazancının bulunduğu belirtilmiştir.<br />
Davacı taraf, davalının gelirinin daha yüksek olduğunu ve gayrimenkulleri bulunduğunu iddia etmektedir. Mahkemece; davacı iddiası araştırılarak, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalının gelir durumu tam ve sağlıklı bir şekilde tespit edildikten sonra, tarafların iktisadi durumuna göre çocukların özel okula gönderilmesinde ısrar edilmesinin tarafların durumuna uygun olup olmadığı tartışılarak oluşacak sonuç dairesinde küçüklerin ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde nafakaya hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.<br />
Ayrıca, Yargıtay&#8217;ın yerleşmiş içtihatlarına göre; gelecek yıllar için de nafaka artırımı talep edilmesi halinde, Devlet İstatistik Enstitüsünce açıklanan TEFE artış oranında artırım yapılmasının uygun olacağı kabul edilmektedir. Mahkemece, &#8220;tarafların ilerleyen yıllardaki sosyal ve ekonomik durumlarındaki değişimin bugünden belirlenmesinin mümkün olmadığından bahisle&#8221; gelecek yıllar için artış talebinin reddine karar verilmiş olması da doğru değildir.<br />
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK&#8217;nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/istirak-nafakasi-3/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşini döven kocaya ‘el ilanlı’ ceza</title>
		<link>http://bosanma.org/esini-doven-kocaya-%e2%80%98el-ilanli%e2%80%99-ceza</link>
		<comments>http://bosanma.org/esini-doven-kocaya-%e2%80%98el-ilanli%e2%80%99-ceza#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 10:38:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Eşini döven Kadıncı, 1 yıl hapis yatmak yerine, eşinden ve yaşadığı bölgenin halkından özür dilediğini yazan broşürleri bastırıp dağıttı. Hâkim, Kadıncı’nın ceza olarak 50 fidan dikmesini de istedi Kastamonu’nun Araç ilçesinde eşini döven Mustafa Kadıncı (32), üzerinde “Eşime vurduğum için eşimden ve tüm Araç halkından özür diliyorum” yazılı bin el broşürü dağıtma ve 50 fidan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşini döven Kadıncı, 1 yıl hapis yatmak yerine, eşinden ve yaşadığı bölgenin halkından özür dilediğini yazan broşürleri bastırıp dağıttı. Hâkim, Kadıncı’nın ceza olarak 50 fidan dikmesini de istedi</p>
<p>Kastamonu’nun Araç ilçesinde eşini döven Mustafa Kadıncı (32), üzerinde “Eşime vurduğum için eşimden ve tüm Araç halkından özür diliyorum” yazılı bin el broşürü dağıtma ve 50 fidan dikme cezasına çarptırıldı. Eşinden dayak yiyen İpek Kadıncı, karardan dolayı memnun olduğunu söyledi.<br />
Araç’ın Şiringüney köyünde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Kadıncı, eşi İpek Kadıncı’yı (23)dövdü. Kadıncı’nın şikâyetçi olması üzerine, Mustafa Kadıncı hakkında Araç Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan iki yıl hapis cezası istemiyle yargılandı.</p>
<p>‘Para cezası daha iyiydi’<br />
Hâkim Aslıhan Limon, Mustafa Kadıncı’ya, verdiği 1 yıl 4 ay hapis cezasını, üzerinde iri puntolarla yazılmış, ‘Eşime vurduğum için eşimden ve tüm Araç halkından özür diliyorum. Mustafa Kadıncı’ yazılı bin el broşürünü, ilçede bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personel ile Kastamonu Caddesi’nden geçenlere birer tane verecek şekilde dağıtma” cezasına çevirdi. Hâkim ayrıca, Mustafa Kadıncı’nın Orman İşletme Müdürlüğü’nün uygun gördüğü yere 50 fidan dikmesine de karar verdi.<br />
Aynı suçu yeniden işlemesi durumunda hapis yatacak olan Mustafa Kadıncı, bastırdığı broşürleri adliye tarafından görevlendirilen personel eşliğinde, kararda belirtilen yerlerde dağıttı. Karardan memnun olmadığını söyleyen Kadıncı, “Cezayı ağır buldum. Para cezası olsa daha iyi olurdu” dedi. Kadıncı eşiyle aralarında şu anda huzursuzluk olmadığını ve bundan böyle dayak olayının tekrarlanmayacağını belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/esini-doven-kocaya-%e2%80%98el-ilanli%e2%80%99-ceza/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
