<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BOSANMA.ORG &#187; İçtihatlar-Kararlar</title>
	<atom:link href="http://bosanma.org/category/ictihatlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bosanma.org</link>
	<description>BOŞANMAK SON DEĞİL!!! YENİ BİR BAŞLAGIÇA İLK ADIM…</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Feb 2010 09:07:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşı çok küçük çocuğun babanın velayetine bırakılması kanuna aykırıdır.</title>
		<link>http://bosanma.org/anne-bakim-ve-sefkatine-muhtac-yasi-cok-kucuk-cocugun-babanin-velayetine-birakilmasi-kanuna-aykiridir</link>
		<comments>http://bosanma.org/anne-bakim-ve-sefkatine-muhtac-yasi-cok-kucuk-cocugun-babanin-velayetine-birakilmasi-kanuna-aykiridir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 07:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Velayet]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşı çok küçük çocuğun babanın velayetine bırakılması kanuna aykırıdır.Hakim re&#8217;sen küçüğün durumunu gözetir. T.C. Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi Esas No: 2004/5023 Karar No: 2004/5635 Tarihi: 03.05.2004 • Küçüğün Velayetinin Anneye Verilmesi ÖZET : Annenin bakım ve şefkatine muhtaç olan ve anne yanında kalmasının bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşı çok küçük çocuğun babanın velayetine bırakılması kanuna aykırıdır.Hakim re&#8217;sen küçüğün durumunu gözetir.</p>
<p>T.C. Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi<br />
Esas No: 2004/5023 Karar No: 2004/5635 Tarihi: 03.05.2004</p>
<p>• Küçüğün Velayetinin Anneye Verilmesi</p>
<p>ÖZET :<br />
<span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Annenin bakım ve şefkatine muhtaç olan ve anne yanında kalmasının bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmayan küçüğün velayeti anneye bırakılmalıdır.</span><br />
</span><br />
(4721 s.  m. 182, 336/2)</p>
<p>TAM METİN :<br />
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm; velayet, kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.<br />
Küçük K. annesinin yaşantısını idrak edebilecek yaş ve olgunlukta değildir.<br />
Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım, şefkatine muhtaç 1998 doğumlu K.&#8217;nin Türk Medeni Kanununun 182, 336/2 maddeleri uyarınca babanın velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırıdır.<br />
SONUÇ: Hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/anne-bakim-ve-sefkatine-muhtac-yasi-cok-kucuk-cocugun-babanin-velayetine-birakilmasi-kanuna-aykiridir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANLAŞMALI BOŞANMADA 1 YILLIK SÜRE ŞARTI</title>
		<link>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-1-yillik-sure-sarti</link>
		<comments>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-1-yillik-sure-sarti#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 07:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[ANLAŞMALI BOŞANMADA 1 YILLIK SÜRE ŞARTI GERÇEKLEŞMEDEN BOŞANMA KARARI VERİLEMEZ. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/1911 K. 2007/15180 T. 7.11.2007 • BOŞANMA ( Bir Yıllık Süre Şartı Gerçekleşmeden Tarafların Kabulüne Dayanarak Boşanmaya Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı ) • EŞLERİN KABULÜNE DAYANARAK BOŞANMA KARARI VERİLEMEMESİ ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürme Şartının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANLAŞMALI BOŞANMADA 1 YILLIK SÜRE ŞARTI GERÇEKLEŞMEDEN BOŞANMA KARARI VERİLEMEZ.</p>
<p>T.C.</p>
<p>YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2007/1911<br />
K. 2007/15180<br />
T. 7.11.2007</p>
<p>• BOŞANMA ( Bir Yıllık Süre Şartı Gerçekleşmeden Tarafların Kabulüne Dayanarak Boşanmaya Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı )</p>
<p>• EŞLERİN KABULÜNE DAYANARAK BOŞANMA KARARI VERİLEMEMESİ ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürme Şartının Gerçekleşmediği )</p>
<p>• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMIŞ SAYILMASI ( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi )</p>
<p>4721/m.166</p>
<p>ÖZET : Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>KARAR : Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi ile <span style="color: #ff0000;">&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır&#8221;</span></span><span style="text-decoration: underline;"> hü</span>kmü getirilmiştir.</p>
<p>Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 7/8/2003 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken<span style="color: #ff0000;"> <span style="text-decoration: underline;">Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.</span></span></p>
<p>SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 07.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><!-- / icon and title --> <!-- message -->T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>E. 2007/16486<br />
K. 2008/16566<br />
T. 3.12.2008</p>
<p>• BOŞANMA ( Anlaşmalı &#8211; Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği/Koşulların Oluşacağı )</p>
<p>• ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARI ( Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olduğu Kabul Edileceği )</p>
<p>• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA ( Anlaşmalı &#8211; Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmesi Eşlerin Birlikte Başvurması Ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gerektiği )</p>
<p>4721/m.166/3, 184</p>
<p>ÖZET : Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür.</p>
<p>Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>KARAR : Davacılar Ö.E. tarafından 15.9.1997 tarihinde N.E.&#8217;a karşı anlaşmalı boşanma hükümlerine dayanılarak açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Türk Medeni Kanununda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür. ( TMK.md. 166/3 )</p>
<p>Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 3.12.1996 tarihinde evlendikleri anlaşılmış olup, dava tarihine göre henüz bir yıllık yasal süre dolmamıştır.</p>
<p>Mahkemece yasal bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle tarafların delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 03.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-1-yillik-sure-sarti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANLAŞMALI BOŞANMADA HAKİMİN PROTOKOLE  MÜDAHALESİ</title>
		<link>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-hakimin-protokole-mudahalesi</link>
		<comments>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-hakimin-protokole-mudahalesi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 08:51:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[ANLAŞMALI BOŞANMADA HAKİMİN PROTOKOLE  MÜDAHALESİ MÜMKÜNDÜR.ÖZELLİKLE ÇOCUKLARIN MENFAATİ SÖZ KONUSU İSE&#8230; T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2006/17188 K. 2007/6041 T. 11.4.2007 • ANLAŞMALI BOŞANMA ( Hakim Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği ) • HAKİMİN SÖZLEŞMEYE MÜDAHALESİ ( Anlaşmalı Boşanmalarda Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği ) • [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANLAŞMALI BOŞANMADA HAKİMİN PROTOKOLE  MÜDAHALESİ MÜMKÜNDÜR.ÖZELLİKLE ÇOCUKLARIN MENFAATİ SÖZ KONUSU İSE&#8230;</p>
<p><strong>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2006/17188<br />
K. 2007/6041<br />
T. 11.4.2007</strong></p>
<p>• <strong>ANLAŞMALI BOŞANMA </strong>( Hakim Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )</p>
<p>• <strong>HAKİMİN SÖZLEŞMEYE MÜDAHALESİ </strong>( Anlaşmalı Boşanmalarda Tarafların ve Çocukların Menfaatlerini Gözeterek Anlaşmada Gerekli Değişiklikleri Yapabileceği )</p>
<p>• <strong>SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK</strong> ( Anlaşmalı Boşanmalarda Hakimin Yaptığı Değişiklikler Taraflarca Kabul Edilirse Türk Medeni Kanunu 166/3 Uygun Bulmazlarsa 166/1. Maddesine Göre Deliller Araştırılıp Bir Hüküm Kurulması Gereği )<br />
4721/m.166</p>
<p><strong>ÖZET :</strong> Anlaşmalı boşanmalarda hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada gerekli değişiklikleri yapabilir. Yapılan değişiklikler taraflarca kabul edilirse, Türk Medeni Kanunu 166/3, uygun bulmazlarsa aynı Kanun&#8217;un 166/1. maddesine göre deliller araştırılıp bir hüküm kurulmalıdır.</p>
<p><strong>DAVA :</strong> Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR :</strong> Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 166/3. maddesine dayalı boşanma davasında hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Taraflarca hazırlanan protokolde belirlenen çocukla kişisel ilişki süreleri değiştirildiği halde, bu hususta tarafların onayı alınmadığı gibi, protokolde yer verilen taşınmaz mal hakkında da bir hüküm kurulmamıştır. Anlaşma protokolünde mahkemece yapılan değişiklik hakkında tarafların görüşü sorulmalı, uygun bulmaları halinde Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 166/3. maddesi çerçevesinde; uygun bulmamaları halinde ise, taraflardan Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 166/1. maddesine göre delilleri sorulup, bu çerçevede bir hüküm oluşturulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p><strong>SONUÇ :</strong> Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-hakimin-protokole-mudahalesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANLAŞMALI BOŞANMADA EVLİLİK EN AZ BİR YIL SÜRMELİDİR.</title>
		<link>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-evlilik-en-az-bir-yil-surmelidir</link>
		<comments>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-evlilik-en-az-bir-yil-surmelidir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 09:49:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[ANLAŞMALI BOŞANMADA EVLİLİK EN AZ BİR YIL SÜRMELİDİR. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2006/6904 K. 2006/14059 T. 16.10.2006 • BOŞANMA DAVASI ( 4721 Sayılı TMK’nun 166/3. Maddesine Göre Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliği Temelinden Sarsılmış Sayıldığı ) • [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANLAŞMALI BOŞANMADA EVLİLİK EN AZ BİR YIL SÜRMELİDİR.</p>
<p>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2006/6904<br />
K. 2006/14059<br />
T. 16.10.2006</p>
<p>• <strong>BOŞANMA DAVASI (</strong> 4721 Sayılı TMK’nun 166/3. Maddesine Göre Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde Evlilik Birliği Temelinden Sarsılmış Sayıldığı )</p>
<p>•<strong> EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI </strong>( Evlilik En Az Bir Yıl Sürmüş İse Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Halinde )</p>
<p>• <strong>EVLİLİKTE BİR YIL GEÇMEDEN BOŞANMA DAVASI AÇILMASI </strong>( Boşanma Davasının Bir Yıllık Süre Dolmadan Açıldığı Anlaşıldığından Tarafların Göstereceği Deliller Toplanarak Şartların Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gereği )</p>
<p>4721/m.166</p>
<p><strong>ÖZET :</strong> 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesine göre, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.</p>
<p>Olayda, boşanma davasının bir yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşıldığından tarafların göstereceği deliller toplanarak 4721 sayılı TMK&#8217;nın 166. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında öngörülen şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekir.</p>
<p><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR :</strong> Davacı Selçuk Okumuş&#8217;un 10/9/2003 tarihinde davalı Marina Okumuş aleyhine açtığı boşanma davasının, tarafların boşanma konusunda anlaştıklarına dair beyanları doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi ile &#8220;Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır&#8221; hükmü getirilmiştir.</p>
<p>Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 30/10/2002 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun l66/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Medeni Kanunun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. </span></span></p>
<p><strong>SONUÇ : </strong>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 16.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-evlilik-en-az-bir-yil-surmelidir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANLAŞMALI BOŞANMADA TARAFLAR HAZIR BULUNMALIDIR&#8230;</title>
		<link>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-taraflar-hazir-bulunmalidir</link>
		<comments>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-taraflar-hazir-bulunmalidir#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 07:22:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[ANLAŞMALI BOŞANMADA TARAFLAR HAZIR BULUNMALIDIR&#8230; T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2005/18939 K. 2006/3200 T. 13.3.2006 • BOŞANMADA YARGILAMA USULÜ ( Hakimin Bizzat Tarafları Dinleyerek İradelerinin Serbestçe Açıklandığına Kanaat Getirmesi ve Boşanmanın Mali Sonuçları İle Çocuklarının Durumu Hususunda Taraflarca Kabul Edilecek Düzenlemeyi Uygun Bulması Gereği ) • EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( En Az Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANLAŞMALI BOŞANMADA TARAFLAR HAZIR BULUNMALIDIR&#8230;</p>
<p>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2005/18939<br />
K. 2006/3200<br />
T. 13.3.2006</p>
<p>• <strong>BOŞANMADA YARGILAMA USULÜ </strong>( Hakimin Bizzat Tarafları Dinleyerek İradelerinin Serbestçe Açıklandığına Kanaat Getirmesi ve Boşanmanın Mali Sonuçları İle Çocuklarının Durumu Hususunda Taraflarca Kabul Edilecek Düzenlemeyi Uygun Bulması Gereği )</p>
<p>• <strong>EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI </strong>( En Az Bir Yıl Sürmüş Evliliklerde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )</p>
<p>• <strong>EN AZ BİR YIL SÜRMÜŞ EVLİLİK (</strong> Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Sayılması İçin Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Gereği )</p>
<p>4721/m.166/3,184</p>
<p><strong>ÖZET :<span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></span></strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">En az bir yıl sürmüş evliliklerde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması için eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir. </span></span></p>
<p>Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekir.</p>
<p>Davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p><strong>DAVA :</strong> Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR :</strong> Davacı vekili tarafından 5/10/2004 tarihinde Vahit Akın aleyhine açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli görüldüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. </span></span></p>
<p><strong>SONUÇ : </strong>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 13.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/anlasmali-bosanmada-taraflar-hazir-bulunmalidir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAKİM PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİS EDEMEZ.</title>
		<link>http://bosanma.org/hakim-protokol-disina-cikarak-hukum-tesis-edemez</link>
		<comments>http://bosanma.org/hakim-protokol-disina-cikarak-hukum-tesis-edemez#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 08:21:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[HAKİM PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ EDEMEZ Özellikle anlaşmalı boşanma davalarına ilişkin sorularınzla karşılaşıyoruz.Tekrar tekrar açıklamamıza rağmen konunu dahi iyi anlaşılabilmesi için bir kaç gün bu konuda Yargıtay Kararlarını size sunacağız.    T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2004/3807 K. 2004/4741 T. 14.4.2004 • BOŞANMA ( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi &#8211; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAKİM PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ EDEMEZ</strong></p>
<p>Özellikle anlaşmalı boşanma davalarına ilişkin sorularınzla karşılaşıyoruz.Tekrar tekrar açıklamamıza rağmen konunu dahi iyi anlaşılabilmesi için bir kaç gün bu konuda Yargıtay Kararlarını size sunacağız.</p>
<p> </p>
<p> T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2004/3807<br />
K. 2004/4741<br />
T. 14.4.2004</p>
<p><strong>• BOŞANMA </strong>( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi &#8211; Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )</p>
<p>• <strong>ANLAŞMALI BOŞANMA </strong>( Eşlerin Aralarında Anlaşarak Düzenledikleri Protokol/Hakimin de Müdahale Etmemesi &#8211; Protokol Dışına Çıkılmak Suretiyle Hüküm Verilemeyeceği )</p>
<p>• <strong>HAKİMİN PROTOKOL DIŞINA ÇIKARAK HÜKÜM TESİSİ </strong>( Hakimin Protokola Müdahale Etmemesine Rağmen/Yasaya Aykırılığı &#8211; Anlaşmalı Boşanma )</p>
<p>4721/m. 166/3</p>
<p><strong>ÖZET :</strong> Eşlerin aralarında anlaşarak düzenledikleri protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemeleri halinde ve <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">hakimin de bu protokole müdahale etmemesi durumunda, protokol dışına çıkılmak suretiyle hüküm tesisi kanuna aykırıdır.<br />
</span></span><br />
<strong>DAVA :</strong> Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm velayet ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR : 1</strong>-Davacının ( koca ) temyizi üzerinden harç alınmadığı gibi temyiz defterine kaydı da bulunmadığından incelenmesine yer olmadığına,</p>
<p><strong>2-Davalının ( kadın ) temyizine gelince;</strong></p>
<p><strong>a-Eşler anlaşma protokolünü </strong>mahkemeye ibraz ederek bu protokol uyarınca boşanmaya karar verilmesini istemişlerdir. Hakim protokola müdahale etmemiştir. ( TMK.166/3 md ) Gerçekleşen bu durum karşısında velayetlerin babaya verilmesi gerekirken <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">protokol dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.<br />
</span></span><br />
<strong>b-Davalı kadının yoksulluk nafakası isteği </strong>bulunmamaktadır. İstek olmaksızın kadın yararına yoksulluk nafakası verilmekle kadın yararına yoksulluk nafakası yönünden hak doğmuştur. Ancak davalı kadın temyiz dilekçesinde nafakayı temyiz ettiğine göre kendi lehine doğan bu haktan feragat etmiştir. Yoksulluk nafakası yönünden de feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.</p>
<p><strong>SONUÇ :</strong> Temyize konu kararın 2/a-b benttinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının ise 1.bentteki nedenlerle incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, 14.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/hakim-protokol-disina-cikarak-hukum-tesis-edemez/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİLEYİ KORUMA KANUNUNDA DEVRİM&#8230;</title>
		<link>http://bosanma.org/aileyi-koruma-kanununda-devrim</link>
		<comments>http://bosanma.org/aileyi-koruma-kanununda-devrim#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 06:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Önceki yazılarımızda Aileyi Koruma Kanununda Aile bireyleri için geçerli olduğunu yazmıştık. Aileyi Koruma Kanununu geniş yorumlayan  Mahkeme Kararı özellikle evlilik dışı beraberlikte(ilişkide) şiddetten dolayı koruma kararı vererek  devrim niteliğinde bir karar verdi. Önce Mahkeme  Kararına  bi bakalım.Sonra yorumlarınızı bekliyorum.     T.C. ANKARA 8. AİLE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2008/108 D.İş KARAR NO : [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki yazılarımızda Aileyi Koruma Kanununda Aile bireyleri için geçerli olduğunu yazmıştık. Aileyi Koruma Kanununu geniş yorumlayan  Mahkeme Kararı özellikle evlilik dışı beraberlikte(ilişkide) şiddetten dolayı koruma kararı vererek  devrim niteliğinde bir karar verdi. Önce Mahkeme  Kararına  bi bakalım.Sonra yorumlarınızı bekliyorum.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>T.C.<br />
<span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;">ANKARA</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">8. AİLE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">ESAS NO : 2008/108 D.İş</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">KARAR NO : 2008/107</span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">HAKİM : ERAY KARINCA 26084</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">KATİP : FATMA DEMİRCAN 117604</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;">DAVACI : F. K.</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;">DA</span><span style="font-family: Times New Roman;">VALI : O. G. </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">DAVA : 4320 Sayılı Yasaya Göre Koruma Kararı</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">DAVA TARİHİ : 17/12/2008</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">KARAR TARİHİ : 18/12/2008</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Taraflar arasındaki 4320 sayılı yasa uyarınca koruma kararı istemli dilekçe ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Korunma isteyen F.K. dilekçesinde, resmi nikahlı olmadan birlikte yaşadığı, O. G&#8217;ın uzun süredir kendisine şiddet eylemlerinde bulunduğunu, bu nedenle hayati yönden derin endişe duyduğunu ileri sürerek, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair Yasanın 1. Maddesinde yazılı tedbirlerin uygulanmasını istemekle, dosya incelendi. </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Dilekçe içeriğinden tarafların resmi nikah olmaksızın birlikte yaşadığı görülmekle öncelikle, 4320 sayılı Yasa&#8217;nın uygulanması olanağı tartışılmalıdır. Yasada koruma kapsamının resmi evlilikle sınırlandırıldığına ilişkin bir anlatım bulunmamaktadır. Buna karşın <span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">tarafların yakın yaşam arkadaşı olarak uzun süredir bir arada yaşadığı, sosyolojik anlamda bir aile kurulduğu</span></span> ve kadının bu nedenle şiddete uğradığı anlaşılmaktadır. </span></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;">4320 Sayılı Yasa, nihai amaç olarak kadın ve erkek arasında eşit olmayan güç ilişkisinden kaynaklanan kadına yönelik şiddeti önlemek için çıkarılmıştır. Öyleyse davacı kadının 4320 Sayılı Yasanın korumasından yararlandırılması, Yasanın amacına uygun düşecektir. Esasen çağdaş gelişmeler de bu yöndedir. Başta Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesine İlişkin Sözleşme (CEDAW) olmak üzere, ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin tüm sözleşmeler yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yakın yaşam arkadaşlığını aile sayan kararlarının ulusal hukukumuz açısından da bağlayıcılığı gözetilerek, -<span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">Mahkemeye göre evliliğin biçimsel koşulları değil, eylemsel olarak aile olup olmamak önemlidir.</span></span> (Bkz. Dinç. 2006 s.22, Dinç G.,(2006), Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması, İnsan Hakları Konferansları (14 Nisan 2006-26 Mayıs 2006), Ankara : Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Yayınları)- 4320 Sayılı Yasa&#8217;nın uygulanması, resmi evlilikle sınırlandırılmamalıdır. </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Bu kapsamda, evrak içeriğine göre istek mahkememizce yerinde görüldüğünden, 5636 sayılı Yasa ile değişik 4320 Sayılı Yasa uyarınca aleyhine tedbir istenen davalı O. G&#8217;ın istekte bulunan F. K&#8217;a şiddet uygulamamasına ilişkin uyarılması için aşağıdaki önlemlerin uygulanmasına karar verilmiştir. </span></span></span><br />
<span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;">HÜKÜM: </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">A ) Kusurlu O. G.&#8217;ın, takdiren 4 ay süreyle olmak üzere:</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">1- Birlikte yaşadığı F. K. ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin oturmakta oldukları eve ve çalışıyorsa istekte bulunan F. K.&#8217;ın işyerine yaklaşmamasına,</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">2-Birlikte yaşadığı F. K. ve aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine karşı şiddete ve korkuya yönelik davranışlarda bulunmamasına, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">3-Birlikte yaşadığı F. K. ve ortak kullanımdaki eşyalarına zarar vermemesine, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">4-Birlikte yaşadığı F. K. ile varsa aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine iletişim vasıtasıyla rahatsız etmemesine,</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">5-Aleyhine karar verilen O. G.&#8217;ın evin ve ailenin giderlerini ve ortak konutun kira, su, aydınlatma, doğalgaz yada ısınmaya ilişkin faturalarını karşılıyor ise bu yükümlülüğünün devam etmesine, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">B) Kararın birörneğinin kar taraf O. G.&#8217;a tebliği için ilgili kolluk birimine gönderilmesine,</span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">C) Kusurlu aleyhine tedbir istenen O. G.&#8217;ın hükmolunan tedbirlere aykırı davranması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırılacağının hususunun ilgili kolluk birimi ( Jandarma ya da Polis Merkezi ) aracılığıyla kendisine yapılacak bir tebligatla ihtarına, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">D) Kararın ilgili kolluk gücü (mahalli karakol) aracılığıyla infazına, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">E) Kararının infazının izlenmesi için 2 adet karar örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Yasa gereği harç alınmasına yer olmadığına, </span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Yasada itiraz için bir düzenleme olmadığından Anayasanın 40. maddesindeki zorunluluk gözetilerek HUMK&#8217;nun 108/2 maddesi kıyasen uygulanması sureti ve kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde tarafların mahkememize verecekleri dilekçeleriyle karara itiraz edebileceklerine ilişkin olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi.18.12.2008 </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/aileyi-koruma-kanununda-devrim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KOCALAR DİKKAT! TATİLDE ANNENE GİT BOŞANMA SEBEBİ&#8230;</title>
		<link>http://bosanma.org/kocalar-dikkat-tatilde-annene-git-bosanma-sebebi</link>
		<comments>http://bosanma.org/kocalar-dikkat-tatilde-annene-git-bosanma-sebebi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 09:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;da bir kadın, &#8221;kendisine sözlü ve fiili şiddet uygulayan, kişisel temizliğine dikkat etmeyen, yazları kendisini ve çocuklarını Bolu&#8217;daki ailesinin yanına 3 ay süreyle zorla gönderen&#8221; kocasına karşı tedbir uygulanması için Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında dava açtı. Davaya bakan Ankara 8. Aile Mahkemesi, kocayı eşine şiddet uygulamaması için 6 ay evden uzaklaştırırken, kadın ve çocukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-229" title="bosanma1" src="http://www.bosanma.org/wp-content/uploads/2009/06/bosanma1.jpg" alt="bosanma1" width="272" height="204" /></p>
<p>Ankara&#8217;da bir kadın, &#8221;kendisine sözlü ve fiili şiddet uygulayan, kişisel temizliğine dikkat etmeyen, yazları kendisini ve çocuklarını Bolu&#8217;daki ailesinin yanına 3 ay süreyle zorla gönderen&#8221; kocasına karşı tedbir uygulanması için Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında dava açtı.</p>
<p>Davaya bakan Ankara 8. Aile Mahkemesi, kocayı eşine şiddet uygulamaması için 6 ay evden uzaklaştırırken, kadın ve çocukların Bolu&#8217;da geçirebilecekleri süreyi 15 gün ile sınırlandırdı.</p>
<p>Edinilen bilgiye göre, N.Y. adlı kadın, kocası B.Y&#8217;nin davranışları üzerine, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun uyarınca, korunma tedbirleri alınması için Ankara 8. Aile Mahkemesine başvurdu.</p>
<p>Kadın, dava dilekçesinde, kocasının kendisine sözlü ve fiili olarak şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, çocuklarının yanında dahi bunları yapmaktan çekinmediğini belirterek, çocukluğunda anne ve babasından dayak yiyen kocasının psikolojik sorunları bulunduğunu düşündüğünü ifade etti.</p>
<p>Maaşına ve otomobiline el koyan kocasının, bir başka ilde çalıştığı için yalnızca hafta sonları eve gelme imkanı bulunduğunu, buna rağmen para kazanma arzusuyla Bolu&#8217;daki babasının dükkanına çalışmaya gittiğini öne süren kadın, dilekçesinde, kocasının, kendisini yaz tatillerinde çocuklarıyla beraber 3 ay boyunca Bolu&#8217;daki kayın validesi ve kayın babasının evinde kalması için zorladığını ileri sürdü.</p>
<p>Kadın, kocasının kişisel temizliğine dikkat etmediğini, dişlerini de fırçalamadığına dilekçesinde yer vererek, kocasına karşı tedbir alınması talebinde bulundu.</p>
<p>Başvuruyu değerlendiren Ankara 8. Aile Mahkemesi Hakimi Eray Karınca, dilekçe üzerindeki incelemesi sonucunda, bir dizi tedbir alınmasına hükmetti.</p>
<p>Buna göre, koca, 6 ay süreyle eşi N.Y. ve diğer aile bireylerinin oturdukları eve ve iş yerlerine yaklaşamayacak, eşi ve çocuklarına karşı şiddet ve korkutma amaçlı davranışlarda bulunamayacak ve iletişim vasıtalarıyla rahatsız edemeyecek.</p>
<p>-DİŞ VE BEDEN TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDECEK-</p>
<p>Hakim Karınca&#8217;nın, dava kapsamında alınmasına karar verdiği diğer tedbirler ise şöyle:</p>
<p>-Evin ve ailenin giderleri ile faturalarını karşılıyor ise kocanın bu yükümlülüğü devam edecek. Ayrıca her bir çocuk için aylık 150&#8242;şer TL nafakayı eşi N.Y&#8217;ye ödeyecek.</p>
<p>-B.Y, görev yaptığı ilin sağlık müdürlüğüne başvurarak, ruh sağlığı konusunda muayene ve tedavi olacak.</p>
<p>-Aile, yaz tatillerinde Bolu&#8217;da B.Y&#8217;nin anne ve babasının evinde en fazla 15 gün kalacak.</p>
<p>-B.Y, ev içinde sigara içmeyecek, diş ve beden temizliği ile sağlığına özen gösterecek. Ayrıca eşine ve çocuklarına ilgili olacak, sevecen davranacak ve zaman ayıracak.</p>
<p>-KARARLARA AYKIRI DAVRANAN KOCA TUTUKLANACAK-</p>
<p>Mahkemenin bu kararı mahalli karakol aracılığıyla infaz edilecek. B.Y, bu tedbirlere aykırı hareket etmesi durumunda tutuklanacak.</p>
<p>Tarafların, 10 gün içinde karara karşı aynı mahkemeye itiraz hakları bulunuyor.</p>
<p>Bu arada, kararı veren Ankara 8. Aile Mahkemesi Hakimi Eray Karınca&#8217;nın, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çalışmaları olduğu, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce yayımlanan &#8221;Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete İlişkin Hukuksal Durum ve Uygulama Örnekleri&#8221; adlı bir kitabının bulunduğu öğrenildi.</p>
<p>Yorum: Yasalarımız Avrupa Standartında,uygulamamızda gittikçe iyileşiyor.Bu kararın emsal teşkil etmesiyle bu yönde benzer bir çok kararlar çıkacaktır.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/kocalar-dikkat-tatilde-annene-git-bosanma-sebebi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maddi ve manevi tazminat talebinde Hakkaniyet kuralları</title>
		<link>http://bosanma.org/maddi-ve-manevi-tazminat-talebinde-hakkaniyet-kurallari</link>
		<comments>http://bosanma.org/maddi-ve-manevi-tazminat-talebinde-hakkaniyet-kurallari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 11:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2006/3442 Karar: 2006/9603 Karar Tarihi: 15.06.2006 (4721 S. K. m. 4, 174) (818 S. K. m. 42, 43, 44, 49) (1086 S. K. m. 381, 388) Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen hüküm kusur, nafaka, tazminat, faiz, velayet ve kişisel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: small;">T.C. YARGITAY</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">2.<a href="http://www.hukuki.net/" target="_blank">Hukuk</a> Dairesi</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Esas: 2006/3442</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Karar: 2006/9603</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Karar Tarihi: 15.06.2006</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">(4721 S. K. m. 4, 174) (818 S. K. m. 42, 43, 44, 49) (1086 S. K. m. 381, 388)</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dava: Taraflar aras</span><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">ındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen hüküm kusur, <a href="http://www.hukuki.net/forum/tags/index.php?tag=/nafaka/" target="_blank">nafaka</a>, tazminat, faiz, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Karar: 1- Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı koca daha ağır kusurludur. Tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">2- Dosyadaki belge ve bilgilere göre kadının G. Ajansta çalıştığı ileri sürülmüştür. Davacının gelirinin zabıta marifetiyle araştırılıp bu gelirin kendisine yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı tartışılmadan eksik inceleme ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">3- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazladır. Türk Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK. md. 174/1) takdiri gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">4- Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldın teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. m. 4 BK. m. 42. 43. 44. 49) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">5- Müşterek çocuklar ile davalı baba arasında Şubat tatilinin tamamının baba yanında geçirecek şekilde şahsi ilişki düzenlenmesi isabetsizdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">6- Soyadı kullanılmasına izin ve faiz konusunda kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da usul ve yasaya aykırıdır. (HUMK. m. 381,388 İç. BK. 10.4.1992 tarih ve 7/4) </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Sonuç: Temyiz olunan hükmün 2. 3. 4. 5 ve 6. bentlerde yazılı nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.06.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Karşı Oy </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Kısa karar ile gerekçeli karar arasında evlilik soyadının kullanılması ve tazminata faiz istemi konusunda çelişki yaratıldığına ilişkin değerli çoğunluk ile aramızda &lt;görüş birliği&gt; vardır. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Çekişme nedir; </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar &lt;çelişkisine rağmen&gt; işin esasının &lt;diğer yönlerden&gt; incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">&lt;&#8230;<a href="http://www.hukuki.net/" target="_blank">Hukuk</a> Usulü Muhakemeleri Yasasının 381/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.&gt; </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Dikkat edilecek olursa Dairemin &lt;formüle edilmiş&gt; ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık &lt;diğer yönler incelenmeden&gt; ve &lt;tek başına&gt; bozma sebebi olur. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Kaldı ki kısa kararla gerekçeli kararın &lt;çelişik&gt; olması &lt;mutlak bir bozma sebebi&gt; sayılır. (10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara &lt;uygun olması&gt; görüşü konusunda &lt;oybirliği&gt; vardır. 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme &lt;önceki kısa kararla bağlı olmaksızın&gt; çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdani kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hakim çelişkiyi gidererek davayı &lt;görev yönünden&gt; ya da &lt;hak düşürücü süreden&gt; bile reddedebilir. (10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">&#8220;Kısa karar ile gerekçeli kararda hükmün herhangi bir bölümü ile ilgili olarak çelişki yaratılması sonucu bozulması, hüküm maddelerinin &lt;tümünü&gt; ortadan kaldırır. Yeniden verilecek kararda, tüm istekler hakkında yeniden ayrı ayrı karar verilmesini gerektirir. Açıklanan yasal nedenlerle yok hükmünde olan önceki kararda temyiz edilmeyen bölümlerinin kesinleştiğine ilişkin görüş anılan inançları birleştirme kararına aykırıdır. &lt; (Y2HD, 28.4.1999, 1986-4284 Ömer Uğur Gençcan Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi Ankara 2000 II. Cilt, Ankara 2000. Kısaltma GENÇCAN. Boşanma, s. 1509) </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Çelişik kararın gerek &lt;tamamının&gt; gerekse &lt;bir bölümünün&gt; temyiz incelenmesine konu yapılması bu sebeple olanaksızdır. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek &lt;yeniden karar&gt; oluşturmaktan ibarettir. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Çok önemli bir içtihat olduğu kanısındayım.Lütfen dikkatli okuyalım.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/maddi-ve-manevi-tazminat-talebinde-hakkaniyet-kurallari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşit Kusur</title>
		<link>http://bosanma.org/esit-kusur</link>
		<comments>http://bosanma.org/esit-kusur#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 17:02:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtihatlar-Kararlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bosanma.org/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2006/2-521 K. 2006/517 T. 12.7.2006 - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT (Boşanma &#8211; İlgisizlik ve Sadakatsizliğe Tepki İle Saldırı Teşkil Eden Sözler Söyleyen Eşi Eşit Kusurlu Saymak Mümkün Olmadığı) - EŞİT KUSUR (İlgisizlik ve Sadakatsizliğe Tepki İle Saldırı Teşkil Eden Sözler Söyleyen Eşi Eşit Kusurlu Saymak Mümkün Olmadığı &#8211; Maddi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">T.C.<br />
YARGITAY<br />
HUKUK GENEL KURULU<br />
E. 2006/2-521<br />
K. 2006/517<br />
T. 12.7.2006</p>
<p align="justify">- MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT (Boşanma &#8211; İlgisizlik ve Sadakatsizliğe Tepki İle Saldırı Teşkil Eden Sözler Söyleyen Eşi Eşit Kusurlu Saymak Mümkün Olmadığı)</p>
<p align="justify">- EŞİT KUSUR (İlgisizlik ve Sadakatsizliğe Tepki İle Saldırı Teşkil Eden Sözler Söyleyen Eşi Eşit Kusurlu Saymak Mümkün Olmadığı &#8211; Maddi ve Manevi Tazminat)<br />
- BOŞANMA (İlgisizlik ve Sadakatsizliğe Tepki İle Saldırı Teşkil Eden Sözler Söyleyen Eşi Eşit Kusurlu Saymak Mümkün Olmadığı &#8211; Maddi ve Manevi Tazminat)</p>
<p align="justify">- KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI (Boşanma İle Eşinin de Desteğini Yitirecek Olan Davalı Kadın Yararına Uygun Miktarda Maddi ve Manevi Tazminata Hükmedilmesi Gereği)<br />
4721/m.174</p>
<p align="justify">ÖZET : Dava; boşanma, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının eşit kusurlu olup olmadığı, bu bağlamda maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığı noktalarında toplanmaktadır. Dosya kapsamından davacı erkeğin evlilik birliği içinde sadakatsiz davranışlar sergilediği, iyi bir geliri olmasına rağmen özürlü çocuğu ve evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği; davalı kadının da davacıya kişilik haklarına saldırı teşkil edecek sözler sarf ettiği anlaşılmaktadır. Yaşamını özürlü çocuğuna adayan bir kadının eşinden ilgi beklemesi çok doğaldır. İlgisizlik ve sadakatsizliğe karşı tepki ile saldırı teşkil eden sözler söyleyen kadının eşit kusurlu sayılmasına olanak yoktur.</p>
<p align="justify">Davacının kusurlu hareketleri, davalının kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmektedir. Boşanma ile eşinin de desteğini yitirecek olan davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.</p>
<p align="justify">DAVA : Taraflar arasındaki &#8220;boşanma&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 3. Asliye Mahkemesi&#8217;nce boşanma davasının kabulüne, davalının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine dair verilen 06.10.2004 gün ve 2003/26 &#8211; 2004/898 E.-K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi&#8217;nin 15.03.2005 gün ve 515-4018 sayılı ilamı ile,</p>
<p align="justify">( &#8230;1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya neden olan olaylarda başka kadınla yaşayan kocanın daha ziyade kusurlu bulunmasına göre davalı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.</p>
<p align="justify">2- Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK. md. 4, BK. md. 42 ve 44 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.</p>
<p align="justify">3- Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK. 4 BK. 42, 43, 44, 49 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir&#8230; ),</p>
<p align="justify">Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p align="justify">Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:</p>
<p align="justify">KARAR : Dava; boşanma, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.</p>
<p align="justify">Davacı C.; davalı ile on yıllık evliliklerinden bir tane müşterek çocukları bulunduğunu, evliliğin son üç yılında davalının kendisine karşı olan güvensizliği, hakaretleri ve küçük düşürücü sözleri ile müşterek hayatı çekilmez hale getirdiğini ve tüm bunların, özürlü olan müşterek çocuğu olumsuz etkilediğini ileri sürerek, davalı ile boşanmalarına ve müşterek çocuğun velayetinin davalı anneye verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p align="justify">Davalı H. vekili; müvekkilinin, evliliğin ilk günlerinden beri evlilik birliğinin yüklediği tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, müşterek çocuğun özürlü olması nedeniyle işinden ayrılarak eşi ve çocuğu na fevkalade ilgi ve bakım göstermek zorunda kaldığını, buna karşın davacının son zamanlarda evini ihmal ederek müvekkilini başka bir kadınla aldattığını, nihayet hiçbir gerekçe göstermeden annesinin yanına taşındığını, dolayısıyla kusurlu bulunan davacının dava açmaya hakkı olmadığını savunarak, öncelikle davanın reddine; boşanmaya hükmedildiği takdirde müşterek çocuğun velayetinin davacıya verilmesine, 20.000.000.000.-TL maddi ve 10.000.000.000.TL manevi tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini cevaben bildirmiş; birleşen davada ise, davacının müvekkilinden aldığı para ile satın aldığı araba bedeli 7.575.806.000.TL&#8217;nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p align="justify">Mahkemenin, &#8220;davalının, davacı kocaya hakaret teşkil eden ağır sözler sarf ettiği, davacının da başka kadınlarla birlikte olduğunun tanık beyanlarından anlaşıldığı, bu itibarla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasındaki hadiselerde tarafların eşit kusurlu sayılması gerektiği&#8221; gerekçesiyle &#8220;tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin davalı anneye verilmesine, davalı ve müşterek çocuk yararına nafaka takdirine, davalının tazminat taleplerinin reddine, birleşen davada sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine&#8221; dair verdiği karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece &#8220;davalı kadının kendisini aldatan davacı kocasına, tartışmalar sırasında, &#8220;p &#8230;, İ &#8230;, g &#8230;, pe &#8230; &#8221; sözleriyle hakaret ettiği, davacının sadakatsiz olmasının, kadına saldın teşkil eden sözler sarf etme hakkını vermediği, bu nedenle de olayda taraflar eşit kusurlu kabul edilmekle davalı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı&#8221; gerekçesiyle, davalının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine dair önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p align="justify">Özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının eşit kusurlu olup olmadığı, bu bağlamda davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminat takdirinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>
<p align="justify">Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının, evlilik birliği içerisinde başka kadınlarla birlikte olduğu, sadakatsiz davranışlar içerisinde bulunduğu, düzenli ve iyi bir gelire sahip olmasına karşın, özürlü müşterek çocuk ve evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır.</p>
<p align="justify">Her ne kadar davacı tanıklarından Ü., davalının davacıya sinirlendiğinde &#8220;p &#8230; , l &#8230;&#8221; sözleriyle hakaret ettiğini; tanık Z. ise davalı kadının, kayınvalidesine tartışma sırasında &#8220;oğlun k &#8230; , pe &#8230; &#8221; sözlerini sarf ettiğini ifade etmiş iseler de; tanık beyanlarının yer ve zaman mefhumlarını içermemesi; tanıklardan Z&#8217;nin, tartışma sırasında davalı kadını görmediği ve hiç tanımadığını beyan etmiş olması karşısında, bu beyanların inandırıcı olmaktan uzak izah ve açıklamalardan ibaret bulunduğu sonucuna varılmıştır.</p>
<p align="justify">Türk Medeni Kanunu&#8217; nun 174. maddesinin 1. fıkrasında, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; 2. fıkrasında ise, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan taraftan manevi tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.</p>
<p align="justify">Az yukarıda açıklanan sebeplerle ve olayına özgü nedenlerle; bütün gününü özürlü çocuğuna ayıran, yaşamını ona adayan bir annenin, eşinden ilgi beklemesi ve kendisine yardım etmesini düşünmesi kadar doğal bir gereksinim olamaz. Fakat davalı kadın bu ilgiyi göremediği gibi, bir de eşinin ihaneti ile karşılaşmış, bu nedenle bunalımlı bir zamanında şahidin söylediği sözleri de söylemiş olabilir. Tepki ile söylenen sözler nedeniyle kadını eşit kusurlu saymak mümkün değildir. Boşanmayla davalı kadın, on yıllık evlilikten sonra özürlü müşterek çocukla yalnız kalmış, davacı eşinin desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davacı yararına uygun bir miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kuşkusuzdur.</p>
<p align="justify">Diğer taraftan, davacının kusurlu hareketleri sonucu, davalının kişilik haklarına ağır bir saldırıda bulunulduğu duraksamadan uzaktır. Bu itibarla mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı dikkate alınarak davalı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.</p>
<p align="justify">Hal böyle olunca; yerel mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyularak, davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.</p>
<p align="justify">SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK&#8217;nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 12.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bosanma.org/esit-kusur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
