Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma

Milliyet gazetesinde yayınlanan bir haber dikkatimizi çekti,paylaşmakta yarar var…Okuyunca kendimizi daha iyi tanıyacağımıza inanıyorum…….

Türkiye’nin aşk ve evlilik haritasının çıkarıldığı araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, evlilerin yarısına yakını “ilk sevdiği kişiyle evlendiğini” söylüyor. Boşanmışlar ise “ilk aşklarıyla evlenmediklerini” itiraf ediyor. Bekârların ezici bir çoğunluğu ise “Evleneceğim kişi ilk aşkım olmayacak” diyor

18. yüzyılın büyük Fransız düşünürü Jean Jacques Rousseau, okuma yazma bilmeyen bir hizmetçiye âşık olmuştu. Fransız Devrimi’ne ışık tutan fikirlerin sahibi, felsefe ve sosyoloji alanlarında tarihe damgasını vuran bu düşünür, bu cahil kadına öylesine âşık oldu ki, hayatı boyunca ondan ayrı kalamadı.
Tabii bir yandan bir eserinde eşinden ‘çirkin, cahil, budala ve hor görülecek bir kadın’ diye bahsetti, diğer yandan masraflarından kurtulmak için beş çocuğunu yetimhaneye bıraktı.
Âşık mıydı? Âşıktı..
Evli miydi? Evliydi..
Aşk ve evlilik ilişkisi yüzyıllardır çözülemeyen bir denklem… Kimse çözemedi, elbette Rousseau da düşünceleriyle bize ideal ilişkileri anlattı, ama kendi içinde, kendi evinde çözümsüz kaldı.
Belli ki yanlış kadına âşık oldu, belli ki o kadın yanlış adamı seçti…
Dünya değişiyor, evlilikleri, aşkı, evimizin düzenini yeniden sorguluyoruz. “Üç çocuk idealdir”, “Evlenmeden beraber yaşanmaz” deniliyor, tartışıyoruz. Evlilik aşkı öldürür mü, eşcinsel evlilik olur mu, görücü usulü doğru mudur, tartışıyoruz.
Diğer yandan, TV yarışmalarında eşlerimizden “ideal erkek” yaratmaya, “ideal eş”i ise izdivaç programlarından çıkarmaya çalışıyoruz.
Değişiyoruz.
Yargılarımız, eşimize, çocuğumuza, evimize bakışımız hızla değişiyor.
Ve, seçim dönemlerinde, siyasi hareketlilik yaşandığı dönemlerde çarpıcı araştırmalara imza atan Adil Gür yönetimindeki A&G Araştırma Şirketi, bu kez değişen bizleri sorguluyor.
Araştırma, evlilik, aşk, cinsellik, çocuk özel yaşamı kapsayan konularda 2009 Türkiye’sini anlatan sosyolojik yapının fotoğrafını çekiyor.
Bakalım değişen bizi bu sonuçlardan görebilecek miyiz?

Araştırmanın künyesi
Araştırmaya katılanlara, “Evlendiğiniz kişi ilk aşkınız, ilk sevdiğiniz kişi miydi?” diye, bekârlara ise “Evleneceğiniz kişi ilk aşkınız, ilk sevdiğiniz kişi mi olacak?” diye soruldu. Sonuçta, en çok evli olanlar “eşlerinin ilk aşkları olduğunu” söylerken, boşanmışlar ise “ilk aşkım değildi” itirafında bulundu.
Sonuçlara ayrıntılı olarak bakıldığında, evlilerin neredeyse yarısı “ilk sevdiği kişiyle evlendiğini”, yüzde 40.2’si ise “ilk âşık olduğu kişiyle evlenmediğini” söyledi. Bekârların yüzde 68.4 gibi ezici bir çoğunluğu ise “Evleneceğim kişi ilk aşkım olmayacak” dedi.
Cinsiyet olarak sınıflandırıldığında ise, evli kadınların yüzde 63.5’i eşinin ilk aşkı olduğunu söylerken, bu oran erkeklerde yüzde 50.6’ya düştü.
Eğitim yükseldikçe ilk aşkıyla evlenenlerin oranı hızla düşerken (ilkokul ve altı yüzde 62.7 – üniversite yüzde 39.7), büyükşehirden kente ve kıra doğru gidildikçe ilk aşkıyla evlenenlerin oranı arttı (Büyükşehir yüzde 53.2 – Kırsal yüzde 62.9).
Doğu ve Güneydoğu’da “Evlendiğim kişi ilk sevdiğim kişiydi” cevapları da oldukça yüksek çıktı. (Yüzde 69.2 – Yüzde 73.7)

Eğitimlilerin ailesi eş seçimine daha çok karışıyor
“Aile büyükleri evliliğinizi onayladı mı, gönülden izin verdi mi?” diye sorulan katılımcıların yüzde 94.8’i “evet” derken,  eğitimlilerde ailelerin kararına karşı çıkma oranının daha fazla olduğu görüldü.
“Evlenirken aile büyükleri izin vermeseydi ne yapardınız?” diye sorulduğunda ise katılımcılar ikiye bölündü. “Yine de evlenirdim” diyenler yüzde 43.3, “Vazgeçerdim” diyenler ise yüzde 43.9 oldu. “Kaçardım / Kaçırırdım” diyenler ise yüzde 4.7 olarak gerçekleşti. “Ailem istese vazgeçerdim” diyen kadınların oranı (yüzde 54.1), erkeklerden (yüzde 32.4) fazla çıktı.
Araştırmaya göre eğitimlilerin aileleri eş seçimine daha çok karşı çıkıyor. (İlkokul yüzde 3, üniversite yüzde 8.)

Mantık evliliği yapanların oranı az değil
“Evliliğiniz aşk evliliği mi yoksa mantık evliliği miydi ya da evlenirseniz öyle mi olacak?” sorusuna, evlilerin yarısından fazlası “Aşk evliliği yaptık” dedi.
En fazla aşk evliliği ise Ege’de (yüzde 61.6), en az Doğu ve Güneydoğu’da (yüzde 33.5 – yüzde 33) çıktı.
Evlilerin yüzde 53.5’ünün aşk evliliği, yüzde 39.9’unun ise mantık evliliği yaptığını söylediği çalışmada, bekârların ise yüzde 68.4’ünün aşk evliliği yapacağını düşündüğü belirlendi.
Evli kadınların yüzde 49.9’unun, erkeklerin ise yüzde 56.8’inin aşk evliliği yaptığını söylediği araştırma sonuçlarına göre, yaş yükseldikçe “Aşk evliliği yaptım” cevapları hızla düşüyor.

Akraba evliliği çok fazla
Katılımcılar, eşini kendisinin seçtiğini söylese de, eşlerin aslında yakın ya da uzak akraba olduğu da görülüyor. Ankete göre, evli her 100 çiftin 7 ya da 8’i 1. dereceden akrabasıyla evleniyor. Yakın olmasa da yine de akrabasıyla evlendiğini söyleyenlerin oranı da yüzde 19.1… Yakın ya da uzak akrabasıyla evlenenlerin oranı toplamda yüzde 26.7 oluyor. Araştırmaya göre, eğitim yükseldikçe 1. derece akraba evlilikleri hızla azalırken, en çok ortaokul veya lise mezunları yakın olmayan akrabalarıyla, ilkokul mezunlarının ise birinci dereceden akrabalarıyla evlendiği görülüyor. En az akraba evliliği Ege’de (yüzde 6.1); en fazla Güneydoğu Anadolu’da (yüzde 27.8) görülüyor.

‘En iyi arkadaşım eşim’
“Eşiniz aynı zamanda iyi bir arkadaşınız mı, arkadaşınız mıydı? Bir sıkıntınız olduğunuzda önce onunla paylaşır mısınız, derdinize birlikte çare arar mısınız?” diye soruldu ve evli her 100 çiftten 63’ü eşinin dertlerini paylaştığı iyi bir arkadaşı olduğunu söyledi. Erkekler bu soruya genel ortalamanın üzerinde “Evet, her zaman” derken (yüzde 66.7), kadınlarda “hayır” cevabı daha fazla çıktı (yüzde 15.5).
Yaş yükseldikçe de eşiyle dertleşme oranları azaldı. 28 yaş ve altı katılımcıların yüzde 73.3’ü her zaman eşiyle konuştuğunu söylerken, bu oran 44 yaş ve üstünde yüzde 57.4’e düştü.

Güneydoğulu eşini kendi seçmiyor
“Evleneceğiniz kişiye kim karar verdi ya da verecek?” diye sorulan evlilerin yüzde 63.6’sı kendisinin, yüzde 17.3’ü ise akrabası olan bir aile büyüğünün karar verdiğini söyledi. Bekârların ise yüzde 90.3’ü evleneceği kişiye kendisinin karar vereceği yönünde cevap verdi.
Güneydoğuda “kendim karar verdim” cevapları yüzde 24.7 ile genel ortalamanın çok altında çıkarken, en fazla “kendim karar verdim” diyenler yüzde 79.9 ile Ege Bölgesi’nde çıktı.

UZMAN GÖRÜŞÜ Prof. Dr. Bengi Semerci (Psikiyatrist)
Erkeklerin sevdikleriyle evleniyor görülmeleri normal
Anket sonuçlarına genel olarak baktığımız zaman yaşam koşullarının değişimi, eğitim, şehirleşme gibi etkenlerin evlilik, aşk ve beklentileri değiştirdiğini görüyoruz. Eğitimli ve etkileşime açık çevrelerde yaşayanlar daha özgür seçimler yapabilirken, eş seçiminde daha akılcı davrandıkları görülüyor.
“Aşk” kelimesine hangi anlamların yüklendiğine önem vermek gerekir. Aşırı beklentilerle dolu aşkların bitmesi daha fazla olumsuz duygu yaratır. Kırsal kesime gittikçe, kadına verilen söz ve eğitim hakkı azaldıkça, evliliklerden erkeklerin daha memnun olması doğallaşır. Yine seçim hakkı erkekte olduğu için, erkeklerin sevdikleriyle evleniyor görülmeleri normal. Kadınlar ise onları sevdiklerini söyleyen ama kendisinin sevip sevmediğinin önemli olmayan kişilerle evleniyor sonucu çıkıyor. Özellikle büyük şehirlerden uzaklaşıldıkça çevresel etkenler nedeniyle kendi kendine tanışma azalmakta, görücü usulü tanıştırma artmaktadır. Ama görülüyor ki bu süreçte kişilere birbirlerini tanıma ve ret hakkı da verilmekte, bir çeşit yakınlar aracılığıyla flört sağlanmaktadır.
Benzer şekilde geniş ailelerin evlilikler üzerindeki etkisi de azalıyor gibi düşünülebilir. Bu değişimler olumlu olarak değerlendirilebilir. Olumsuz olan ise, yüzdesi çok görülmemekle birlikte hâlâ zorla evlendirmelerin olması, aşka verilen (romanlar, haberler, filmlerle yüklenen anlamların etkisiyle) anlamlar nedeniyle hayal kırıklıklarının artması, hatta şiddete dönme olasılığı olması, aile içi şiddetin çok yüksek oranlarda olması başlıca sayılabilir.

Yazar:
Zaman:
Salı, Haziran 16th, 2009 at 11:29
Kategori:
İstatistikler
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
Bu yazıya verilen cevapları RSS 2.0 beslemesinden takip edebilirsiniz.
Navigasyon:


Yazıya Yorum Gönder