Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma
Çar
23
Nis
werdas

EV GİDERLERİ…

Erkek YENİ MEDENİ KANUNLA evin reisi değildir. Evle ilgili sorumluluklar da artık paylaşılmaktadır. Taraflar ailenin geçindirilmesinde eve bakmak eşit yükümlülüğü altındadırlar. Eşler evin giderlerine artık müteselsilen katılmak zorundadırlar. Karı koca imkanları doğrultusunda evlilik giderlerine katıldığından, kadın ve erkek, yiyecek giderleri, çocukların eğitimi kıyafet gibi sürekli gerçekleştirilen olağan masraflardan eşit derecede sorumludur. Dolayısıyla eşlerden birisi alışverişi yapsa dahi, alacağını diğerinden icra kanalı ile tahsil etmesi mümkündür.

Eşlerden birisi sadece kendi ihtiyacı, kendi şahsi zevki için bir şey satın aldığında, sadece kendisi sorumlu olacaktır. Ev, araba, kredi almak gibi her zaman yapılmayan olağandışı masrafları ise eşler beraber yapmak zorundadırlar. Aksi durumda diğeri sorumlu tutulmaktadır. Bu nedenle eşler tek başına evlilik ile ilgili olağanüstü masraf yapmaktadır. Ancak diğer tarafın açıkça bilgilendirildiği ve olayların akışından diğerinin rızasının olduğu varsayılan durumlarda zımni rızanın olduğu kabul edilmektedir. Eşlerden birinin eve bakıp beğenmesi, akabinde diğerinin evi tutması örneğinde, sadece sözleşmeyi yapan değil, her iki eşte sorumludır. Dolayısıyla hukuki ihtilaf her ikisine de yöneltilebilir. Fakat birliğin yararı bakımından gecikmesinde zarar olan bulunan durumlarda, zımni rızanın varlığı halinde, yada eşlerden birinin hakim kararı ile bilgilendirildiği hususlarda, eşlerden birisi tek başına olağanüstü bir masraf gerçekleştirebilir.

Eşlerden her biri aileyi temsil yetkisine sahiptir. Bu temsil yetkisi mahkeme kararı ile sınırlandırabilir ve koşulların değişmesi halinde iade edilebilir. Eşlerden birinin evlilik giderlerini ödememesi halinde hakim, bu eşin borçlularına örneğin kiracılarına borçlarını diğer eşe ödemelerini emredebilir. Eşlerden birisinin ekonomik varlığını tehlikeye atması halinde, talep halinde hakim malları üzerinde tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına ve tapu kütüğüne şerh verilmesine karar verebilir.

Medeni Kanunda mal rejimi değişse de, ölüm yada boşanma gerçekleşene kadar herkes kendi malını istediği gibi tasarruf edebilir. Aile konutu ise bunun istisnasını oluşturmaktadır. Aile konutu, ailenin içinde günlük yaşantısını sürdürdüğü konut olup, boşanma davası neticelenene kadar bu vasfı devam eder. İster kişisel mal, ister edinilmiş mal olsun, kime ait olursa olsun, gayrimenkulun maliki olan eş, diğerin rızası olmaksızın aile konutunu satamaz, ipotek koyduramaz, intifa hakkını devredemez. Diğer eş, rızası olmadan yapılan bu tarz işlemleri iptal ettirme hakkına sahiptir. 3. kişilerin iyi niyetinin korunmasını engellemek için isterse, tapuya şerh koydurabilir. Bu hüküm gayrimenkul maliki eşten alacaklı olanların eve kaydi haciz yapmasını önlemez. Zaten bilindiği üzere İcra İflas Yasası gereği kişilerin ikamet ettiği ev üzerine haciz konursa, kişi belli bir süre içinde İcra Tetkik Merciine müracaat ederek haczi kaldırma imkanına sahiptir. Yalnızca oturulan ev o kişinin sosyo-ekonomik durumuna göre daha değerli bir ev olduğunda satılabilir. Bu tarz bir ev satıldığında, kişinin kendi durumuna uygun bir ev alması için gerekli para borçluya teslim edilip kalan para alacaklıya teslim edilir.

Yazar:
Zaman:
Çarşamba, Nisan 23rd, 2008 at 09:42
Kategori:
Mal Rejimi
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
Bu yazıya verilen cevapları RSS 2.0 beslemesinden takip edebilirsiniz.
Navigasyon:


Yazıya Yorum Gönder