Boşanmak, Boşanma Davası, Velayet, Tazminat, Nafaka, Çocuk, Tenfiz, Tanıma

Evlilik birliği müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden birisi boşanma davası açabilir.

Tamamıyla kusurlu olan eşin dava açma hakkı yoktur. Ancak az kusurlu olan eşin bu hakkı vardır.

“Temelinden Sarsılma” Kavramını dar olarak anlamamak gerekir. Takdir hakkı kullanılırken eşlerin sosyal ve ekonomik durumları, yetişme koşulları,eğitim düzeyleri v.b. nedenleri gözönüne almak gerekir.

Davacı iddiasını her türlü deli ile ispat edebilir. Ancak Davacı tanık deliline dayanmış ise Tanık anlatımlarının olabildiğince somut, görgüye dayalı ,inandırıcı ve açık olmalıdır. Örneğin tanık, davacı eşin yüzünde ki yada vücudunda ki morarma yada darp izini bizzat görmeli, ağır küfür ve hakaret ifade eden sözleri bizzat duymalıdır.
Hangi sözler yada davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına kanıt olabilir ?

Eşlerin birbirine karşı söyledikleri Ağır küfür ve hakaretler (Kavat , Pezevenk , ibne , ağzına sı….m,pislik ,sümüklü herif, puşt,hırsız,sahtekar,sapık vb). sözler evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına kanıt olabilir. Kocanın sorumsuz olması karıya yukarıda ki sözleri söyleme hakkı vermez.
Karı yada kocanın uzun süreli cinsel yetersizlikleri (Kocanın , eşinin kızlığını bozamamış olması E.B.T.S. karinedir.)
Karı-kocanın aşırı sorumsuzluğu,(içki ve kumar düşkünü olmak ,evin zorunlu ihtiyacını almamak,iş imkanı varken tembellikten dolayı çalışmamak, Karının ise aşırı pis ve pasaklı olması,düzenli yemek yapmaması,eşinin yada çocuklarının çamaşırlarını yıkamaması,Kocanın eşini sürekli olarak dövmesi ,sık sık tartışıp adliye yada karakola başvurmaları.
Fiili ayrılık tek başına boşanma nedeni olamaz.
Barışmadan önceki olaylar affedilmiş sayılır, eğer eşler tekrar bir araya gelmiş ve daha sonra da yine anlaşamayarak dava açılmış ise bir araya gelindikten önceki söz ve eylemler kanıt olarak değerlendirilmez.
Dava şiddetli geçimsizlikten açılmış ise daha sonra zina yada terk nedeniyle boşanma kararı verilemez.
Tanıkların üçüncü kişilerden aktardıkları sözler boşanmaya esas alınamaz.
Tanıkların davacıdan naklen aktardığı sözler de delil olarak davaya esas alınamaz.
İhtar çekmekle koca önceki olayları affetmiş sayılır. Bu nedenle MK.164/1 maddesine dayanarak dava açıldığında ihtardan önceki eylem ve sözler aleyhe delil olamaz.
Dava açıldıktan sonra gelişen olaylar bu davaya esas alınmaz.
Eşlerden birisinin hasta olması,(sara,verem,kanser,Kan uyuşmazlığı, kısırlık, aşırı göz hastalığı v.b.) boşanma nedeni değildir. Akıl hastalığı ve cinsel yetersizlik hariç. Ancak hormon bozukluğu nedeni ile karının aşırı kıllı olması uzman hekim raporu ile belgelenmiş ise boşanma nedeni olabilir. Bu konu önemli olmakla birlikte kesin bir çizgi ile hastalığın boşanma nedeni sayılması için sosyal ve çevresel faktörler göz önüne alınıp belirlenmelidir.
Kadının ,habersizce kocasının cebinden para alması boşanma nedenidir.
Dövme ve dayak ile ilgili ceza davası sonucu beklenilmelidir. Takipsizlik kararı verilmiş ise bu dosya celbedilip mutlaka incelenmeli ve doktor raporu var ve koca tarafından dövüldüğü sabit ise boşanmaya karar verilmelidir.
Soyut olarak kadının çalışmak istemesi başlı başına boşanma nedeni olamaz.
İradi olmayan davranış ( Kloptamani) boşanma nedeni olamaz.
Davacının(kocanın) ayrı evde oturan ve arasıra ziyaretine gelen ve bakıma muhtaç olan hasta annesine davalının (karı) yardımda bulunmaması boşanma sebebidir.
Eşlerden birisi aşırı cimri ise boşanma nedenidir.

Bu nedenle boşanma davası açabilmenin şartları Medeni Kanunumuzun 166.maddesinde düzenlenmiş olup madde metni aynen aşağıda olduğu gibidir.

Madde 166 Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar veri

Yazar:
Zaman:
Pazar, Nisan 13th, 2008 at 00:29
Kategori:
Çekişmeli Boşanma Davası
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
Bu yazıya verilen cevapları RSS 2.0 beslemesinden takip edebilirsiniz.
Navigasyon:


Yazıya Yorum Gönder